1959 yılında babamızın vefatı sonrası abim ve ben ilkokulu yatılı olarak okumak zorunda kaldık. Mustafa abim Burgaz Ada’da, ben de Küçükyalı’da Muhsine Zeynep ‘te yatılı olarak ilkokulu tamamladık. Benim musıki ile ilk tanışmam sanırım ilkokul dönemlerine rastlamaktadır. Fatih Yavuzselim’de oturan iki halam, babamızın vefatından sonra en küçük kardeşlerini kaybetmenin acısını ve yasını uzun yıllar çok derinden yaşadılar. Yatılı okuduğumuz ilkokul yıllarında bayram tatillerinde bazen halamlarda kalırdık , onlarda kaldığımız günler bizlere kendi çocuklarından daha fazla itina gösterirlerdi. Halalarımızın küçük olanı Fikriye halam sabah biz uyanmadan kahvaltı sofrasını hazırlar ve radyonun sesini hafiften açardı. Sabahları TRT İstanbul Radyosunda Sanat Müziği çalardı biz gözlerimizi sanat müziğinin nağmeleri ile açardık. Ben müzik sesi ile uyanmaktan büyük mutluluk duyardım. Sanırım bu güzel anılar bilinç altından benim benliğime işlemiş ve uzunca bir zaman sonra bu sevgi bende patlak verdi ve Türk Sanat Müziği ile ayrılamaz birlikteliğim başladı. Halen güne müzikle başlamak bende anlatılmaz bir neşe ve pozitif enerji yaratmaktadır. Güne müzikle başladığım günler, bütün zor işleri daha bir kolay yoluna koyabiliyorum.

Yalova’ya yerleştiğimiz 1972 yılından beri saçımı berber Mustafa’ ya, bir süre sonra da onun çırağı ve kalfası berber Bayram’a kestirmekteyim. Berber Bayram’ı yakından tanıyanlar bilir dilinden şarkı Türkü’nün eksik olmadığını. Malum berber dükkanları bir nevi de sohbet mekanlarıdır berberlerin eli kadar çeneleri de kuvvetlidir. Bayram’da klasik tanıma uygun bir berber fakat onun en belirgin özelliği sohbet içinde geçen kelimelerden hemen bir Türküye bağlantı yapmasıdır ve bağlantıyı kurduğu an başlar söylemeye. Sesi de güzeldir hani, biraz eğitim almış olsaydı iyi bir solist olur du diyorum . Geçen gün saç traşı sırasında sohbet askerlik anılarına geldi ve bana başından geçen bir anısını aktardı. ‘’ Acemi birlik eğitimi aldığı Urfa Siverek’te sesinin , şarkıya türküye yatkınlığını hemen belli ettiği için sabah sporları sırasında bölükce yapılan koşuda bizim Bayram bölüğün sağında koşar ve türküyü söyler bölükte onu söylediği türküyü tekrar ederek koşuyu yürütürler . Bir sabah biraz müstehcen bir türkü söyleyerek koşarlarken 5. Bölük komutanının eşi söylenen türküyü duyunca eşine şikayet etmiş . Ertesi gün sabah iştimasında tesadüfen o bölük komutanı nöbetçi subayıymış ve 2. Bölüğün takım çavuşunu yanına çağırıp bir emir vermiş ‘’ Bundan sonra 2. bölük şarkı, türkü söylemeden sabah sporu yapacak ‘’ diye… takım çavuşu'da esas duruşta ‘’ Emredersin Komutanım ‘’ deyip bölüğün başına gelir ve diğer çavuşlara aldığı emri söyler. Kimse bu emre o an bir mana veremez fakat birkaç gün içinde 5. bölük çavuşlarından el altından durumun nereden kaynaklandığını öğrenmişler. Emir demiri keser derler ya o günden sonra 2. Bölük şarkısız, türküsüz sabah koşularını yapar olmuş ama bütün bölük mutsuz bir şekilde koşuyormuş , çünkü bütün bölükler neşe içinde bağıra, çağıra türküler eşliğinde koşarken, bizim 2. bölük süklüm, püklüm sadece postal sesleri eşliğinde ( Rap , Rap ) koşmaktadır.

Yine bir sabah 2. bölük rap rap sesleri ile sabah sporunda koşarken Tabur Komutanı tesadüfen bu duruma şahit olur ve 2. bölüğün yolunu kesip durdurur, takım çavuşunu yanına çağırır ve sorar ‘’ siz neden siz şarkı söylemeden koşuyorsunuz ‘’ takım çavuşu 5. Bölük komutanının emir verdiği için diye cevap verince , tabur komutanı meraklanır ve sorgu sual ederek durumun sebebini öğrenir ve bu sefer kendisi takım çavuşuna yeni bir emir verir. ‘’ MÜZİK ASKERİN NEŞESİDİR ‘’ ‘’şarkısız türküsüz koşu olmaz ‘’ der. Aldığı yeni emirle neşelenen takım çavuşu hemen seslenir ‘’ Bayram sağa geç ‘’ ve bizim Bayram başlar Türkülere, bölükte neşe içinde türküleri tekrarlayıp koşuyu sürdürürler.

Kısa bir süre sonra, 5. bölük komutanı yüzbaşı, nöbetçi subayı olduğu gün, 2. bölüğün türkü söyleyerek sabah sporu yaptığını görünce hiddetlenir, bir hışımla takım çavuşunu yanına çağırır ve sorar ‘’ ben size emir vermedim mi bundan sonra 2. bölük şarkı söylemeyecek ‘’ diye , takım çavuşu'da tabur komutanı ile aralarında geçen konuşmayı anlatır ve tabur komutanın emir verdiği için şarkı söylediklerini aktarınca yüzbaşı yapacak bir olmadığını görür ve çavuşa ‘’ bari bundan sonra söylediğiniz türküleri iyi seçin diye ‘’ sıkı bir tembihte bulunur ve iş tatlıya bağlanır.

Müziksiz hayatı düşünmek çok zor. Müzik yaşantımızın her anında vardır. Müzik sadece askerin neşesi değil ‘’ MÜZİK HAYATIN NEŞESİDİR ‘’ .