Türkiye’de ve çevre illerde yaşayan Müslümanlar için en önemli aylarından biri olan Muharrem Ayı kapsamında ülkemizde yaşayan Alevi vatandaşlar Kerbela’da katledilen Hz. Hüseyin, ailesinin ve yakınlarını anmak amacıyla 12 günlük matem oruçlarını tuttular.
Orucun sona ermesinin ardından içinde birçok gıdayı barındıran “Aşure” tatlısı, geleneksel olarak ülkemizin dört bir yanında dağıtılmaya başladı. Bu kapsamda Cem Vakfı Yalova Şubesi de Muharrem Orucunun sona ermesinin ardından Yalova Cemevi çatısı altında özel bir organizasyona imza attı ve Yalova halkının geniş bir katılım sağladığı etkinlikte aşureler paylaştırıldı.
Protokol’den Büyük Katılım
Cem Vakfı Yalova Şubesi’nin Yalova Cemevi’nde gerçekleştirdiği etkinliğe Yalova Protokolü’nden katılım çok büyük oldu. 9 Temmuz Çarşamba günü düzenlenen programa Yalova Valisi Dr. Hülya Kaya, Yalova Üniversitesi Rektörü Prof. Mehmet Bahçekapılı, Yalova İl Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ercan Altın, Kaytazdere Belediye Başkanı Doğan Çitil, Subaşı Belediye Başkanı Turan Canbay, Tavşanlı Belediye Başkanı Mücahit Kaçar, Yalova İl Özel İdare Sekreteri Ümit Yılmaz, AK Parti Yalova İl Başkanı Umut Güçlü, Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı Erdem Doğancı, İYİ Parti Yalova İl Başkanı Osman Kendir, Anahtar Parti İl Başkanı Hüseyin Özdemir, Yalova Belediye Başkan Yardımcıları ve ilimizin önde gelen kurum ile STK temsilcileri geniş bir katılım gösterdi.
Cem Vakfı Yalova Şubesi Kurucu Başkanı Sinan Giray, Muharrem Ayı ve düzenledikleri Aşure dağıtımı programına dair gazetemize bilgi verdi.
“Alevi-Bektaşiler ve Türk toplumunun geneli bu ayı çok önemser”
Muharrem Ayı’nın İslam alemi için çok önemli bir ay olduğuna dikkat çeken Başkan Giray, “Özellikle Hazreti Muhammed'in Peygamber Efendimizin torunu Hazreti Hüseyin ile 72 yoldaşının, 680 yılında Kerbela'da hunharca katledilmeleri nedeniyle; özellikle Alevi-Bektaşiler ve aynı zamanda Müslümanların, özellikle Türk toplumunun geneli bu ayı çok önemser. Bu ayda, özellikle Alevi-Bektaşiler 12 gün oruç tutarlar. 12 gün oruç tuttuktan sonra, bugün olduğu gibi aşure dağıtılır. Aşureden sonra da kurban lokması verilir ve böylece 12. günün orucu, yani Muharrem Matem Günü sona ermiş olur” dedi. Muharrem ayı içerisinde oruç açma yemeklerinin çok önemli olduğuna dikkat çeken Başkan Giray, “Bu vesileyle vatandaşlar bir araya gelir. Kendi oluşturdukları bütçe ile 3-5 kişi bir araya gelerek bir bütçe oluştururlar ve burada lokmalar hazırlanır. Bu lokmalar insanlara dağıtılarak oruç açılır. Bu, bir taraftan ibadetimizi yerine getirmemizi sağlarken, diğer taraftan da sosyal dayanışmayı pekiştirir” şeklinde konuştu.
“Aşurenin amacı hem birlik ve beraberliği oluşturmak, hem de Hz. Hüseyin’i anarak ona dua etmek, sevgiyi, kardeşliği ve birlikteliği pekiştirmektir”
Aşure tatlısının kökenlerine dair bilgi veren Başkan Giray, “Aşure, İslam’dan önce de var olan bir gelenektir. Özellikle Nuh’un Gemisi ile ilgili aşurenin önemli bir yeri vardır. Nuh’un Gemisi’nin karaya oturmasından sonra, toplanan yemişlerle aşure yapılmış ve dağıtılmıştır. Özellikle Alevi-Bektaşiler için aşure, 12 çeşit yemişten oluşan bir karışımdır. Bu meyveler bir araya getirilip kaynatılır ve aşure olarak dağıtılır. Buradaki aşurenin amacı hem birlik ve beraberliği oluşturmak, hem de Hazreti Hüseyin’i anarak ona dua etmek, sevgiyi, kardeşliği ve birlikteliği pekiştirmektir” ifadelerini kullandı. Yalova Cemevi’nin Türkiye’ye model olacak şekilde yapıldığını açıklayan Başkan Giray, “Özellikle cemevi, Alevi, Sünni, etnik ve mezhepsel ayrım gözetmeden, kısmen bütün toplumu bir araya getirip kaynaştırmayı amaçlamaktadır. Burada, bir tarafta inançsal boyutta insanların ibadetlerini yerine getirmesinin yanı sıra, aynı zamanda kültürel ve sosyal etkinlikler düzenlenerek toplumsal birlikteliğin sağlanması ve insanlarımızın kaynaşması hedeflenmektedir” diyerek sözlerine son verdi.
Başkan Giray’ın kürsüye çıkıp açılış konuşmasının ardından ise Alevi Dedesi olan Ferhat Kocamış söz alarak toplanma amaçlarına dair açıklamalarda bulundu ve dualar etti.
“Ehlibeyt’in sevgisi ve muhabbeti için matemi yaşadık”
Gönül kapılarını açtıklarını ve yüreklerini matemle yıkadıklarını belirterek konuşmaya başlayan Dede Kocamış, “Bugün, yedi gök katında yankı bulan bir feryadın yıldönümüdür. Hicri 10 Muharrem 61, Miladi 10 Ekim 680 yılında Kerbela'da yaşanan katliamın miladi 1345. yılındayız. Her yıl olduğu gibi, bu yıl da Cenabı Hakk’ın rızası için oruç tuttuk, Ehlibeyt’in sevgisi ve muhabbeti için matemi yaşadık. Şimdi de İmam Zeynel Abidin’in Kerbela’dan kurtuluşunun, Peygamberimizin Ebter olmadığının şükrü için kurbanlarımızı kestik, şükür lokmalarımızı paylaşıyoruz. Cenabı Hak, tuttuğumuz oruçları, yaşadığımız matemi ve kurbanlarımızı dergah-ı izzetinde kabul ve makbul eylesin. Bugün Kerbela'dır! Bugün yüreklerin yandığı, gönüllerin Hakk'a döndüğü gündür. Bugün, Hz. Muhammed Mustafa'nın kokusunun yere düştüğü, Şah-ı Merdan, Şir-i Yezdan, Haydar-ı Kerrar Aliyyü'l-Murtaza'nın bakışının göğe çevrildiği, Fatıma Ana'nın yüreğinin paramparça olduğu gündür. Canlar, Kerbela sadece bir çöl değildir... Kerbela, Hak ile batılın, mazlum ile zalimin karşı karşıya geldiği meydandır. Orası, insanlık imtihanının yazıldığı; zulüm ile adaletin ayrıştığı mihenk taşıdır” dedi.
Dede Kocamış’ın konuşmasını tamamlamasının ardından hazırlanan Aşureler davetlilere dağıtıldı ve program sona erdi.