GÜNAYDIN Değerli Okurlar,
Bugün ( 14 Ağustos, Cuma) tarih sayfalarına bir göz atanlar, Türk tarihi için çok önemli bir gün olduğunu hemen fark ederler. 14 Ağustos 1974, İkinci Kıbrıs Barış Harekâtı’ nın başladığı gündür; 1974'te Türkiye'nin Kıbrıs'a yönelik askerî müdahalesinin ikinci aşamasıdır. İlk harekât 20 Temmuz'da başlamıştı.
İkinci harekât 14 Ağustos 1974 sabahı saat 04.30 civarında başladı ve 16 Ağustos 1974'te ateşkesle sona erdi. Türk Silâhlı Kuvvetleri bu aşamayı “Ayşe Tatile Çıksın” parolasıyla başlattı. Arka planda 1960'ta kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki Türk-Rum ortaklık düzeninin bozulması ve 1963'ten itibaren Kıbrıs Türklerinin ciddi güvenlik sorunları yaşaması vardı.
1974'te ise olaylar kritik bir noktaya geldi:
15 Temmuz 1974'te, Yunanistan'daki askerî cuntanın desteklediği darbe ile Cumhurbaşkanı Makarios devrildi. Darbenin arkasındaki güçlerin hedeflerinden biri, Kıbrıs'ın Yunanistan'la birleşmesi (Enosis) yönündeydi.
Türkiye bunun üzerine, 1960 Garanti Antlaşması'ndan kaynaklanan haklarına dayanarak 20 Temmuz'da ilk harekâtı başlattı.
İlk harekâtın ardından Türkiye, Yunanistan ve İngiltere'nin katıldığı Cenevre görüşmeleri yapıldı. Görüşmelerde adada yeni bir anayasal düzen ve iki toplumun güvenliği konusunda anlaşma sağlanamadı.
Ayrıca Türk tarafı, Rum ve Yunan birliklerinin Türk bölgelerinden çekilmesini ve Türk toplumunun güvenliğinin sağlanmasını talep etti. İkinci Cenevre Konferansı'nın da sonuçsuz kalması üzerine Türkiye askerî harekâtı yeniden başlattı.
Dolayısıyla ikinci harekâtın doğrudan nedeni, Cenevre görüşmelerinde siyasi çözüm sağlanamaması ve Türkiye'nin değerlendirmesine göre Kıbrıs Türklerinin güvenliğinin hâlâ garanti altına alınmamış olmasıydı.
Harekâtın nasıl uygulandığına gelince…
Girne yönünden güneye ilerleyen Türk birlikleri, 14 Ağustos'ta aynı anda doğuya ve batıya doğru harekâta başladı. Ana hedef, Türk kontrolündeki bölgeyi genişleterek adanın kuzeyinde savunulabilir ve birbirine bağlı bir alan oluşturmaktı.
Kabaca şöyle gelişti:
14 Ağustos, Türk kara birlikleri ilerlemeye başladı. Doğuda Gazimağusa (Mağusa) yönünde; Batıda ise Lefke–Güzelyurt (Omorfo) yönünde ilerleme gerçekleştirildi. Türk Hava Kuvvetleri de kara birliklerine hava desteği verdi.
15 Ağustos, Türk birlikleri Gazimağusa'ya ulaştı. Batıdaki ilerleme de devam etti.
16 Ağustos, Lefke ve Güzelyurt/Omorfo bölgesinde Türk birliklerinin kontrolü sağlandı. BM'nin ateşkes çağrısı doğrultusunda harekât sona erdirildi; ateşkes 16 Ağustos akşamı yürürlüğe girdi. Böylece harekât sonunda Kıbrıs'ın yaklaşık %36'sı Türk kontrolüne geçti. Bu bölge daha sonra adanın kuzeyindeki Türk yönetiminin temel coğrafi alanını oluşturdu.
Harekâtın sonuçlarını birkaç başlıkta toplamak mümkün:
1.Ada fiilen ikiye bölündü. 1974'ten sonra Kıbrıs'ta Türk ve Rumların yaşadığı iki ayrı bölge ortaya çıktı. Aralarında BM denetimindeki Yeşil Hat oluştu. Bu bölünme günümüzde de devam etmektedir.
2.Harekât sonrasında Kıbrıs Türk nüfusunun büyük bölümü kuzeyde toplandı; Rum nüfusunun büyük bölümü ise güneye geçti. Böylece adada büyük çaplı bir nüfus yer değişimi meydana geldi.
3.Önce 13 Şubat 1975'te Kıbrıs Türk Federe Devleti; daha sonra 15 Kasım 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) ilân edildi.
4.Türkiye-Yunanistan ilişkileri ağır biçimde etkilendi. Kıbrıs krizi, Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkileri uzun süre belirleyen en önemli sorunlardan biri hâline geldi.
5.Çok sayıda insan hayatını kaybetti ve kayboldu. Örneğin Rumlar Muratağa, Sandallar ve Atlılar köylerinde Kıbrıs Türklerine yönelik katliamlar gerçekleştirdiler.
İkinci Kıbrıs Barış Harekâtı, birincisinin aksine, dünya kamuoyunda Türkiye aleyhine bir havanın doğmasına sebep oldu. Birinci Harekât bir hukukî müdahale mahiyetinde kabul edilmesine rağmen, İkinci Harekât bir toprak kazancı olarak değerlendirildi. Kimse, Türk toplumunun yıllardır çekmekte olduğu ıstırapları, Rumların işlediği cinayetleri ve Rum saldırılarını düşünmek istemedi.
Yunanistan’ ı hesaba katmazsak, İkinci Kıbrıs Barış Harekâtı’ na en şiddetli tepki Sovyet Rusya ve Amerika’ dan geldi. Elbette bu ayrı bir inceleme konusudur.
Kıbrıs meselesini anlatırken “Türkiye neden harekât yaptı?” sorusuyla “1974 sonrasında ortaya çıkan statü uluslararası hukuk açısından nasıl değerlendiriliyor?” sorularını ise birbirinden ayırmak gerekir.
***
Hava Pilot Yüzbaşı Cengiz Topel, 8 Ağustos 1964 tarihinde Kıbrıs Harekatı sırasında Eskişehir’den Kıbrıs’a, dörtlü kol komutanı olarak gönderilmişti. F-100 uçağıyla uçuş esnasında uçağı yerden isabet alarak düşürüldü. Paraşütle atlamayı başardı, fakat Rumlar tarafından esir alındı. Uluslararası savaş hukukunun esirleri kapsayan maddelerine aykırı olarak yapılan (cesedi üzerindeki görüntülerden anlaşıldığı kadarıyla) işkenceler sonucu öldürüldü. Naaşı ısrarlı girişimler sonucu 12 Ağustos 1964 tarihinde Rumlar’dan alınabildi. Kıbrıs'ta, Adana'da, Ankara ve İstanbul'da yapılan törenlerden sonra 14 Ağustos 1964 tarihinde Edirnekapı'daki Sakızağacı Hava Şehitliği'nde toprağa verildi.
Bu vesileyle Kıbrıs şehidimiz Cengiz Topel’ i ve onun şahsında bu ülkenin birlik ve bekası için can vermekten kaçınmayan tüm şehit ve gazilerimizi saygı ve rahmetle anıyorum.
Unutmayın şehitler asıl unutulduklarında ölürler.
Gününüz aydınlık ve esenlik dolu olsun.