Gazetemiz Köşe Yazarı Faruk Tezcan, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin 27. yıl dönümünde kaleme aldığı yazısında, deprem gecesinde Yalova’da yaşananları kendi tanıklıklarıyla aktarırken, aradan geçen 27 yılda kentin deprem gerçeği karşısında ne kadar hazırlıklı olduğunu sorguluyor.

Bugün 17 Ağustos 2026. Yaşadığımız yüzyılın felaketi Marmara Depremi’nin üzerinden 27 yıl geçti. Aslında hazırlıklı olsaydık felaketi bu kadar büyük yaşamazdık. Hiç bunu beklemiyorduk. Oysa depremden yaklaşık iki yıl kadar önce MTA tarafından yapılan güncellemede Yalova’nın 2. Derece değil 1. Derece deprem kuşağında olduğu ilan edilmişti. Ve ben bu haberi Yalova Gazetesi’nin birinci sayfasından vermiştim. Kimsenin umurunda olmadı. Hiçbir hazırlık yapılmadı, hiçbir tedbir alınmadı. YALOVA KONGRESİ KARARLARI BİR FIRSAT TI?

1988 yılında yapılan Yalova Kongresi kararlarında da deprem konusuna gereken önem verilmedi. Deprem sonrasında darmadağın olan Yalova’nın yeniden yapılanmasında kongre kararları görmezden gelindi. Halbuki bir yıldan fazla süren bir hazırlıktan sonra kentin geleceği planlanmış, komisyonlar kurulmuş, anketler yapılmış ilimiz için bilimsel ve sosyal boyutlarda güzel bir gelecek planı yapılmıştı. Hazır deprem de her şeyi karıştırmışken. Kongre kararları uygulanabilirdi. Olmadı.

Kent olarak hala yönümüzü tam bulabildik denebilir mi? Sonuçta sanayi kesimi ağır bastı Yalova sanayi kenti oldu çıktı. Şimdi suyumuz yetmiyorsa, trafiğimiz kilitleniyorsa, çöpümüzü dökecek yer bulmakta zorlanıyorsak, denizimiz havamız kirleniyorsa, 15.000 dekardan fazla tarım toprağımızı sanayi sektörüne kaptırmışsak, turizmi ikinci plana itmişsek, kentimizde işsiz kalmayacak derken ilimiz dışından çalışmak üzere binlerce işçi getirmişsek Yalova’da konuşacak başka bir şey bırakmadık.

Tezcan (1)

SAAT 03.01

Biz yine esas konumuz olan deprem konusuna dönelim. 45 saniye süren 7.4 lük şiddetli sarsıntı ile ancak uyanabildik. Uyandık ta ne oldu ders aldık mı diyeceksiniz? Bu sorunun cevabını ileriki satırlara bırakıp bir durum tespiti yapalım.

Arka arkaya hissettiğimiz artçıların en kuvvetlisi yanılmıyorsam 6 şiddetinde gün ağarırken olmuştu. Kimse ne yapacağını bilemez durumda bir koşturma… çıkan yangınlar, yıkıntılardan yükselen çığlıklar tam bir kaos. Spor stadının önündeki eski devlet hastanesi önünde yaşanan kargaşa her şeyden daha vahim. Neyse ki Yalova Milletvekili Yaşar Okuyan Yalova’nın imdadına yetişti. Bakan olmanın da verdiği yetkiyle öğleye doğru yavaş yavaş toparlanma başladı. İlk şok atlatılmıştı. Valilik, belediye olaya müdahale etmeye başlamıştı.

Tezcan (1.)

Ve.. asker olaya hakim oldu. Hem kurtarma çalışmalarında hem de düzenin sağlanmasında… Komşu illerden kurtarma ekipleri geldi. Futbol sahasından yaralı taşıyan helikopterler Bursa’ya yaralı taşımaya başladılar. Yine futbol sahasına kurulan sahra hastanesinde yaralılara ilk müdahaleler yapılmaya başladı.
Yavaş yavaş iletişim kanalları açıldı, televizyonlarda canlı yayınlarda olayı bütün Türkiye ayrıntılarına kadar izler oldu.

Yalova sahillerinde mahşeri kalabalık vardı. Deniz kenarına çadırlar kuruluyor. Çadır bulamayanlar ele geçirdikleri naylon parçalarıyla araba kasalarında kendilerine geceleyecek yer yapma yarışında… En büyük sıkıntı ise tuvalet ihtiyacını karşılamak için sıkışan sağa sola koşturmaya başlıyor. Tuvalet bulsa ne olacak su yok. Kentin su sistemi devre dışı, su bulunsa kanalizasyon sistemi çalışamaz durumda. Tamirler esnasında gözlemlerime dayanarak söylüyorum. Su boruları, kanalizasyon boruları akordeon gibi olmuş. Nitekim sonraki günlerde bu iki sistemin yaklaşık yüzde 75’i yenilenmek zorunda kalındı.

Tezcan (2)

FACİANIN BOYUTU HER GEÇEN SAAT ARTTI.

Enkazlardan çıkarılan ölü sayısı her geçen saat artıyordu. Sonunda 4000’e yaklaştı. Aslında bu rakam tam olarak tespit edilemedi. Yıkılan yazlıklardan veya diğer enkazlardan çıkarılan birçok ceset kurtarmaya gelen yakınları tarafından memleketlerine götürülüyordu. Cesetler torbalara konularak kokuşmaması için Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nün soğuk hava depolarına konulmaya başlandı. Sonra kimliği tespit edilenler sahiplerine veriliyordu. Mezarlıkta cenazeleri defnetmek bile başlı başına sorun oluyordu.

Tezcan (3)

BİR DE BAŞIMIZA AKRİLO NİTRİL GAZI SIKINTISI GELDİ.

Kargaşa devam ederken AKSA Fabrikasının sahile yakın kesimde olan Akrilo Nitril tanklarından gaz sızıntısı olduğu haberleri duyuldu. Fabrikanın ana hammaddesi olan bu tehlikeli maddenin vanası çatlayan bir tanktan havaya karışmaya başlamasının yarattığı panik unutulacak gibi değil. Taşköprü, Çiftlikköy jandarma zoruyla boşaltılıyordu. Bulabilenler her türlü vasıtayla köy yollarından dağlara doğru uzaklaşmaya çalışıyordu. Bursa istikametine giden yolda trafik çok zor ilerliyordu. En az deprem kadar korkutucu bir olay yaşanıyordu. Enkazda kurtarılmayı bekleyenler bile terk edilmek zorunda kalınıyordu.
Ya o tanklarda sızıntı değil de tankın biri devrilseydi. Gölcük’te olduğu gibi sahilde denize çöküntü yaşansaydı. Sonradan anlıyoruz ki 40 kilometre yarıçapında bir alanın etkilenmesi işten bile değildi.

Tezcan (3)-1

TOPLANMA ALANLARININ NE KADAR GEREKLİ OLDUĞU ORTAYA ÇIKTI.

Depremden dolayı insanlar sokaklarda ne yapacaklarını bilemez halde çaresizce dolaştı. Gidecek tuvalet yok, su yok, telefonlar çalışmıyor, elektrik yok, yağmur yağsa başını sokacak bir çatı altı yok.
Şimdi geldiğimiz noktada Yalova’da bu niteliklere sahip kaç adet toplanma alanı var acaba. Depremin ağustos ayında değil de şubat ayında olduğunu varsayalım. Ne olacak depremzedelerin hali…

Tezcan (4)

YALOVA YARDIMA BOĞULDU.

Bursa Balıkesir yöresinden gelen yardım kamyonları şehrin girişinde uzun kuyruklar oluşturdular. Yardımların dağıtılması büyük sorun oldu. Asker asayişi sağlayabilmek, hırsızlığı önleyebilmek için olağan üstü çalışıyordu. Şehre fırsatçılar da doluşmuştu. Kargaşadan faydalanıp yardımlardan hakkı olmadığı halde bir şeyler koparabilmek isteyenler göze çarpıyordu. Ayrıca kurtarma bahanesiyle enkazlardan ya da girilemeyecek durumdaki binalardan hırsızlık olayları yaşanıyordu.

Tezcan (5)

YURT DIŞINDAN KURTARMA VE YARDIM EKİPLERİ GELDİ.

Çin’den, Japonya’dan, Avrupa ülkelerinden bir çok yardım geldi, çadırkentler, arkasından konteynır kentler hızla kurulmaya başlandı. Kış yaklaşıyor evleri yıkılanlara bir an önce barınacakları yerler temin etmek gerekiyordu. Seyyar mutfaklar kuruldu. Düzensiz çadırların yerlerini artık çadırkentler aldı. Tuvalet, su, aydınlanma, barınma gibi ihtiyaçlar kısmen karşılanır oldu. Hafif hasarlı olmasına rağmen evlerine giremeyenler bahçelerine kurdukları derme çatma kulübelerde geceliyorlardı Hırsızlık olaylarından dolayı evlerinin etrafından ayrılamıyordu. Depremden bir hafta kadar sonra yağan yağmur ise işleri daha da zorlaştırdı.

Tezcan (6)

ENKAZLAR DENİZE

Kurtarma çalışmaları tamamlandıktan sonra sıra enkazları kaldırmaya geldi. Bu kadar enkaz nereye taşınabilirdi. Sonunda çözüm bulundu. Bina enkazları denize döküldü. Bugün deprem anıtının bulunduğu alan tamamıyla enkazlarla doldurulan alandır. Deniz mevcut olan yola kadar geliyordu. Enkazlar taşınırken şehir toz duman. Depremin etkili olmadığı illerden gelen iş makinaları, kamyonlar durmadan günlerce denize enkaz taşıdılar. Dalgalar vurdukça enkazlardan suya karışıp karaya vuran parçaları ise kışın yakmak için toplayanlar bile vardı.

Sonra bu alana deprem anıtı yapıldı. Her yıl yapılan anma törenleri bu anıt önünde gerçekleştiriliyor. Anıtın içinde bulunan alanda deprem fotoğrafları sergileniyor. Depremde kaybettiğimiz değerli hemşehrilerimizin adları mermer bloklara yazıldı.

Aynı alana çay bahçeleri pek yakışmadı. Yeşil alan olarak kalsaydı daha iyi olmaz mıydı.

Tezcan (7)

“YIKILMADIK AYAKTAYIZ”

Yapılanların kayıt altına alınması gerekiyordu. İşte o görev de bana düştü. Başkan Yakup Bilgin Koçal’ın talebiyle Yalova’da depremden sonra yapılanların fotoğraflı olarak bir kitapçık haline getirilmesi için eski belediye binasında küçük bir birim kurduk ve çalışmalara başladık. Dizgici Fatoş (Fatma Güler), fotoğrafçı Sertaç Tokay. Önünden her araba geçtiğinde titreyerek sarsılan eski belediye binası ürkütücü hale gelmişti.

Sonunda fotoğraflar, bilgiler toplandı. O günün psikolojisiyle en iyisi yapılmaya çalışıldı. Henüz isim verilmemişti. Bitmiş halde siyah beyaz çıktılarını almış eksiklerimizi tespit etmeye çalışırken , o günlerde zaten

Tezcan (8)

Yalova’dan hiç ayrılmayan milletvekilimiz Yaşar Okuyan’a sordum;

-Kitabın ismini ne koyalım?

Hiç düşünmeden cevap verdi.

-YIKILMADIK AYAKTAYIZ.

Kitap 30.000 adet basıldı. Yalova’da ulaşılabilen bütün hanelere tek tek dağıtıldı. Bun da iki amaç vardı. Yapılanları göstererek halkın moralini yükseltmek en önemli amaçtı. Diğer amaç ise geleceğe not düşerek, gelecek nesillerin ders almasına yardımcı olmaktı.

Tezcan (9)

DERS ALINDI MI?

O günler unutulacak günler değildir. Ancak günler geçtikçe görüyorum ki pek de ders alınmış gibi değil.

Depremin hemen ardından birçok binada güçlendirmeler yapıldı. Bu çalışmanın yararı olacak mı? Yaşamadan bilemeyiz. Belediye tarafından bütün binalardan karot testleri alındı. Görüldü ki Yalova’da ki binaların yüzde yüze yakını sıkıntılı. Zemin kötü, inşaatlarda deniz kumu kullanılmış, beton kötü, kullanılan demir hesabı depreme göre yapılmamış kısaca bütün şartlar bu binalarda yaşayanların aleyhine… Biz hala o binalarda yaşamaya devam ediyoruz. Kentsel dönüşüm yapılmaya çalışılıyor ancak mahallenin ortasındaki bazı binaları yıkıp yeniden yapıyoruz. Bu hesapla bütün binaların yenilenmesi mümkün müdür? Bir sokakta yada caddede depremde yıkılan binalara rağmen trafik çalışacak mı, su, elektrik, kanalizasyon işe yarayacak mı?... Süleymanbey, Gaziosmanpaşa, Fevziçakmak, Fatih Cad. 100. Yıl caddesi say sayabildiğin kadar. Depremde ne hale gelecek senaryosu tartışılıyor mu.

Tezcan (10)

YENİ İMARA AÇILAN ALANLARDA YAPILAN HARFİYATLAR İÇİN İZİN GEREKLİ DEĞİL Mİ?

Yeni yapılan binalara pek sözüm yok. Yine de inşallah bir şey olmaz diyorum ama kafamda hep soru işaretleri. Biraz şeytanın avukatlığını yapacak olsam bakın aklıma neler geliyor. Yalova kent merkezi arkasındaki yamaçlar hep kaygan bölge. Devlet hastanemizin durumunu göz önüne alalım. Emniyet Müdürlüğümüz de o bölge de. Diyelim ki bu binalar sağlam kaldı. Ulaşımı sağlayan yüksek eğimli yollarda hiç oynama olmaz mı?... Ya Kadıköy, Çiftlikköy yamaçlarındaki imara açılan alanlar. İzinsiz, hesapsız, insafsızca yapılan, doğanın yıllardır oluşturduğu doğal yapıyı bozan toprak hafriyatlarını nereye koyacağız. Aklına esen işine geldiği gibi hafriyat yapma özgürlüğüne sahip olabilir mi? Hiç bu konuda inceleme ve tespit yapıldı mı… Haydi bakalım ilgili resmi kurumlar biraz bu konuya eğilseniz mi acaba. Tamam zemin etütleri yapılıyor ancak. Toprağın tam suya doyduğu ilkbahara yakın aylarda bir 45 saniye daha sallanırsak… Allah kerim diyelim bu bahsi fazla uzatmayalım.
Depremde önemini anlamış olmamız gereken toplanma alanları sorununu bile çözemedik. Ben ne anlatmaya çalışıyorum ki.

Tezcan (11)

NE HAYALLER KURMUŞTUK

Depremden sonra Yakup Bilgin Koçal ve ekibi tarafından yapılan iki projeyi unutamıyorum. Birincisi “Bilişim Kenti Yalova Projesi” Yalova’da silikon vadisi kurulacak gibi çarpıcı sloganları da vardı. Kaliteli işgücü Yalova’ya gelecek. Çevreyi kirletmeyecek. Bilişimcilerin işine gelen sakin doğa içinde işyerleri, havası suyu güzel bir alanda BİLİŞİM OSB. Hazırlıkları yapıldı, yer tespitlerinden sonra OSB numarası bile alındı. Bilişim şirketleri Yalova’ya gelmeye başladı. Kazimiye ile Kirazlı Elmalık arazileri üçgeninde yer hazır. Harika bir başlangıç yapıldı. Seçim geldi, Yakup Bilgin Koçal gitti proje çöpeeee. Yazık oldu, çok yazık. Sonra ne mi oldu Çiftlikköy batısında tarımsal amaçlı arazi toplulaştırılması yapılan 10.000 dekardan fazla arazi İhtisas OSB lere tahsis edildi. Olduk mu sanayi kenti. Haydi hayırlısı. Yapılan 50 binlik planlar zaten sanayi kenti olmamız için mi yapıldı acaba. Nüfusun bu planlarda 2030 yılında 690.000 olacağı öngörüldü. Suyumuz yeter mi, trafiğimiz bu yükü taşır mı? Çöplük alanı olarak ise 50.000 lik planlarda Armutlu ormanları gösterilmişti. Bu plan yapıldığı 2018 yılından sonra 8 defa revize edilmişti. Ben artık takibi bıraktım…
Ne biçim kafa var bizde anlamak mümkün değil.

Tezcan (12)

Yakup Bilgin Koçal’ın ortaya koyduğu ve uygulamaya başladığı ikinci proje ise YAVAŞ ŞEHİR projesi. Yeşil alanların bol olduğu, şehir merkezine trafiğin girmediği, insanların bisiklet kullandığı Dünya Sağlıklı Kentler Ağı’na üye yaşanabilir muhteşem bir şehir. Tamda üç büyük sanayi kentinin ortasında gül bahçesi konumunda… Seçim geldi, Yakup Bilgin Koçal gitti. Proje de gitti. Geçmiş olsun. Yapılan bisiklet yolları bile anında kaldırıldı.

Yalova Kongresi’nde alınan kararları çöpe attık, ondan sonra yapılanları hiç tanımadık.

Şimdi depremin yıldönümünde kaybettiklerimizi anıyoruz.

Bizi de böyle anarlar inşallah… Yinede enseyi karartmayalım. Ümitsizliğe kapılmak iyi bir şey değil. Rahat olalım.

İyilikler sizlerle olsun sevgili dostlar.

Tezcan (39)Tezcan (37)Tezcan (38)Tezcan (36)Tezcan (35)Tezcan (34)Tezcan (33)Tezcan (32)Tezcan (31)Tezcan (30)Tezcan (29)Tezcan (28)Tezcan (27)Tezcan (26)Tezcan (25)Tezcan (24)Tezcan (23)Tezcan (22)Tezcan (20)Tezcan (19)Tezcan (18)Tezcan (17)Tezcan (16)Tezcan (15)Tezcan (14)Tezcan (13)