Dikkat ekonomisi, sonsuz kaydırma ve otomatik oynatma gibi özelliklerin odaklanma becerilerini olumsuz etkileyebildiğini belirten Ümit, “Bizim sadece vaktimi geçiriyorum, eğleniyorum, biraz kafa dağıtayım diye girdiğimiz platformların arkasında çok büyük bir dikkat tasarımı var” dedi.

Yalova Üniversitesi’nde 2012 yılından bu yana görev yapan ve dijitalleşme, sosyal medya, yapay zekâ ve yeni medya alanlarında çalışmalar yürüten Prof. Dr. Esra Çizmeci Ümit, sosyal medya kullanımının bireyler üzerindeki etkilerini ekonomik ve toplumsal boyutlarıyla değerlendirdi. Sosyal medya platformlarının yalnızca eğlenmek ve vakit geçirmek amacıyla kullanılabilecek mecralar olmadığını vurgulayan Ümit, platformların reklam gelirlerine dayalı ekonomik yapısının kullanıcıların dikkatini önemli bir değere dönüştürdüğünü ifade etti.

SOSYAL MEDYANIN MERKEZİNDE DİKKAT EKONOMİSİ VAR

Sosyal medya kullanımını değerlendirebilmek için öncelikle platformların ekonomik yapısına bakılması gerektiğini belirten Prof. Dr. Esra Çizmeci Ümit, bu platformların reklam gelirleri üzerinden işleyen bir sistem oluşturduğunu söyledi. Ümit, kullanıcıların içeriklerle ilgilenme sürelerinin ve etkileşimlerinin platformlar açısından ekonomik değer taşıdığını dile getirdi.

Ümit, “Sosyal medya platformları aslında gerçekten sadece biz eğlenip hoş vakit geçirelim diye tasarlanmış platformlar değil. En azından bugünkü tasarımları öyle değil. Sosyal medya çok yoğun bir şekilde reklamlar üzerinden dönen bir platform. Platform sahipleri açısından bakacak olursak reklam gelirlerinin çok yüksek olduğu platformlar bunlar” dedi.

Platformların kullanıcıların dikkatini mümkün olduğunca uzun süre yakalamaya çalıştığını belirten Ümit, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Orada ne kadar içeriklerle ilgilenirsek, ne kadar uzun süreler izlersek, ne kadar daha fazla etkileşim oluşturursak bizim dikkatimiz, içerik üretenler için de platformların temelde istediği şekilde daha fazla etkileşim oluşturabilmek için de ekonomik bir değere dönüşüyor aslında. Biz bunu iletişim alanında dikkat ekonomisi diyoruz.”

Bilgi bolluğunun yaşandığı günümüzde asıl kıt kaynağın insan dikkati olduğunu vurgulayan Ümit, geleneksel medyadan dijital platformlara geçişle birlikte reklamcılık anlayışının da değiştiğini ifade etti. Ümit, “Daha öncesinde geleneksel medyada reklam veren şirketlere hedef kitleler satılırdı, izleyiciler satılırdı. Şimdi bizim dikkatimiz satılıyor” değerlendirmesinde bulundu.

SONSUZ KAYDIRMA VE OTOMATİK OYNATMA KULLANIM SÜRESİNİ ARTIRIYOR

Sosyal medya platformlarında kullanıcıların dikkatini yakalamak için çeşitli tasarım özelliklerinin kullanıldığını belirten Prof. Dr. Esra Çizmeci Ümit, özellikle kısa videoların, sonsuz kaydırma özelliğinin ve otomatik oynatmanın kullanım alışkanlıkları üzerinde etkili olduğunu söyledi.

‘Ortak Yazılı Sınav Sistemi Yeniden Değerlendirilsin’
‘Ortak Yazılı Sınav Sistemi Yeniden Değerlendirilsin’
İçeriği Görüntüle

İçeriklerin ilk saniyelerinden itibaren kullanıcıların ilgisini çekmeye çalıştığını kaydeden Ümit, sosyal medya akışlarında çok sayıda içerik bulunmasının kullanıcıların bir videodan diğerine hızla geçmesine neden olabildiğini ifade etti.

Sonsuz kaydırma özelliğinin gündelik hayattaki tamamlanma duygusundan farklı bir deneyim yarattığını belirten Ümit, şu ifadeleri kullandı:

“Normalde gündelik yaşamda yaptığımız işlerin bir sonu vardır değil mi? Bir kitaba başlarsınız, bitirirsiniz, bir kahve içersiniz, bitirirsiniz. Ama orada sonsuz bir akış, bize yönelik sonsuz bir içerik beslemesi olduğu için sonsuz kaydırma özelliği de bizim o platformda daha fazla durmamızı sağlıyor.”

Otomatik oynatmanın da benzer bir işlev gördüğünü dile getiren Ümit, kullanıcıların bir sonraki içeriği seçmek için ayrıca karar vermesine gerek kalmadan videoları izlemeye devam edebildiğini belirtti. Kişiselleştirilmiş içerik önerilerinin ise kullanıcıların ilgi alanlarına yönelik paylaşımları öne çıkararak platformda geçirilen süreyi artırmayı hedeflediğini söyledi.

Ümit, algoritmaların kullanıcıların izleme ve etkileşim verilerinden yararlandığını belirterek, “Biz ne izliyoruz, neye ilgi duyuyoruz, daha çok ilgi duyduğumuz şeyleri önümüze çıkararak bizi daha fazla, daha uzun süre platformda tutma gibi bir beklenti var” dedi.

Sosyal Medyada Dikkatimiz Ekonomik Değere Dönüşüyor Haber (2)

KISA VİDEOLAR ODAKLANMA BECERİSİNİ ETKİLİYOR

Sosyal medya kullanımının yalnızca geçirilen zaman açısından değil, bilişsel süreçler bakımından da değerlendirilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Esra Çizmeci Ümit, kısa videolarla hızlı içerik tüketimine alışmanın uzun süreli dikkat gerektiren faaliyetleri zorlaştırabileceğine dikkat çekti.

Bir metni anlamak, kitap okumak veya bir konu üzerinde düşünmek için zihinsel çaba gerektiğini ifade eden Ümit, kısa videolarda ise dikkatin sınırlı sürelerle bir içerikten diğerine yöneldiğini söyledi.

Ümit, “Bir kitap okurken mesela bir paragrafı, bir metni anlayabilmek için bir bilişsel efor sarf etmemiz gerekiyor. Onun üzerinde düşünmemiz gerekiyor. Anlayabilmemiz için zihnimizde bir şeyleri analiz etmemiz gerekiyor. Ama kısa videolarda, dikkatimiz çok kısıtlı oranda kaldığı için artık sosyal medya ortamlarında kısa kısa videolarda, hap bilgiler şeklinde bize mesajlar gönderiyorlar” ifadelerini kullandı.

Bu tüketim biçiminin zamanla daha uzun süre odaklanmayı gerektiren işlere yönelmeyi zorlaştırabileceğini belirten Ümit, özellikle çocukların ve gençlerin bir etkinlikten diğerine hızlı geçme eğilimlerinin bu açıdan ele alınması gerektiğini dile getirdi.

“Şimdi çocukları ‘Çok çabuk sıkılıyorlar’ diyoruz ya mesela. Hemen bir aktiviteden başka bir tanesine geçmek istiyorlar. Çünkü ekranların etkisi aslında bu baktığınızda. Ekranda her şey çok hızlı akıyor. Bir videoyu daha bitirmeden diğerine geçiyor. Diğerini izlerken onda bakıyor, sıkılıyor. Başka bir şeyi de merak ediyor. ‘Diğer videoda ne olabilir acaba?’ diye. Bu sefer ona geçiyor” diyen Ümit, hızlı içerik tüketiminin dikkat alışkanlıkları üzerindeki etkisine işaret etti.

KÜÇÜK ZAMAN DİLİMLERİ BİRİKEREK SAATLERİ BULUYOR

Sosyal medya kullanırken zamanın nasıl geçtiğinin fark edilememesinin önemli sorunlardan biri olduğunu belirten Ümit, her bir videoya ayrılan kısa sürenin kullanıcı tarafından önemsiz görülebildiğini ifade etti.

Bir sonraki içeriğe geçmenin yalnızca birkaç saniye almasının kullanım süresini olduğundan daha kısa hissettirdiğini söyleyen Ümit, bu küçük zaman dilimlerinin birikerek planlanandan daha fazla zaman harcanmasına neden olabildiğini kaydetti.

Ümit, “Sonsuz kaydırma döngüsünde bu da 20 saniye, buna da bakayım, bir sonrakine de bakayım diyerek aslında o küçük zamanlar birleşerek bizim zaman kavramını kaybetmemize sebep oluyor. Ama biz oradaki 20 saniyelerin, Reels başına, video başına 20 saniyenin maliyetini çok küçük gördüğümüz için bunu ilk başta önemsemiyoruz. En sonda ne kadar zaman geçirdiğimizi fark ediyoruz. Bu da tahmin ettiğimizden ya da hedeflediğimizden daha fazla sürelerde orada kalmamıza sebep olabiliyor” dedi.

“SORUMLULUK SADECE KULLANICIDA DEĞİL”

Sosyal medya kullanımında bireysel farkındalığın önemini kabul etmekle birlikte sorumluluğun yalnızca kullanıcılara yüklenmemesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Esra Çizmeci Ümit, platformların tasarım biçimlerinin de dikkate alınması gerektiğini söyledi.

Ümit, “Aslında büyük oranda sorumluluk platformlarda. Çünkü en başta da dediğim gibi biz her ne kadar bireysel olarak bir şeyleri yapmaya çalışsak da kendimizin aşırı kullanım içerisinde olduğunun farkındayız. Çok fazla vakit geçiriyoruz, ne kadar zaman harcadığımızın farkına varmıyoruz. Zaman kavramını kaybediyoruz. Evet ama arkada çok sistemli ve stratejik bir şekilde tasarlanmış bir platform mimarisi var” ifadelerini kullandı.

Platformların kullanıcıları daha fazla etkileşime teşvik eden bir yapıya sahip olduğunu belirten Ümit, içerik üreticilerine yönelik bildirimlerin, canlı yayın çağrılarının ve ödül mekanizmalarının da bu döngüyü destekleyebildiğini söyledi.

Özellikle TikTok gibi platformlarda içerik üreten kullanıcıların sürekli yeni etkileşimlere yönlendirilebildiğini belirten Ümit, “Platformun sürekli size ‘Canlı yayın aç, takipçilerin seni daha çok görmek istiyor. Şu yarışmalara katıl, şu elmas ödülleri kazan’ gibi hep platforma geri gelmeye çağıran, hep orada daha fazla etkileşime sebep olabilecek davranışlara çağıran bir yapılanma olduğunu görebiliyorsunuz” dedi.

YÜZ YÜZE İLETİŞİMİN YERİNİ EKRANLAR ALMAMALI

Dijital platformların tasarımından kaynaklanan etkilerin azaltılması için şirketlerin de sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade eden Ümit, kullanıcıların günlük yaşamda alabilecekleri önlemlere de dikkat çekti.

Aileyle yemek yerken, arkadaşlarla sohbet ederken veya çalışırken telefon kullanımının sınırlandırılabileceğini belirten Ümit, bildirimleri kapatmanın, telefonu sessize almanın ve ekranı görüş alanının dışına çıkarmanın dikkat dağıtıcı unsurları azaltabileceğini söyledi.

Ümit, “Bizim günlük hayatımızda çok fazla uyaran var sosyal medya sebebiyle. Bunlar hem bizim dikkat sürelerimizi kısaltıyor hem artık başka bir şeye odaklanamamamıza, çok çabuk sıkılmamıza sebep oluyor. Ama bütün bunlar platform mimarisinin kasıtlı tasarımından kaynaklandığı için platformların kullanıcıların günlük hayatlarına daha saygı gösterecek tasarımları benimsemeleri gerekiyor” diye konuştu.

Yüz yüze iletişim sırasında telefonla ilgilenmenin karşıdaki kişiye verilen değeri de etkileyebileceğini belirten Ümit, gerçek sosyal ilişkilerin korunması gerektiğini vurguladı.

Öğrencileriyle yaptığı derslerde karşılaştığı bir örneği paylaşan Ümit, bazı gençlerin yemek yerken yanlarındaki kişiyle sohbet etmek yerine video izlemeyi tercih ettiklerini anlattı. Ümit, öğrencilerinin bu davranışı, izledikleri videoların kendilerine yemek sırasında eşlik etmesi şeklinde ifade ettiklerini belirterek, bunun yüz yüze iletişimin gündelik yaşamdaki yerinin yeniden düşünülmesi gerektiğini gösterdiğini söyledi.

ÖĞRENCİLER EKRAN SÜRELERİNİ GÖRÜNCE ŞAŞIRIYOR

Sosyal medya kullanımında farkındalık kazanmanın ilk adımının kişinin kendi alışkanlıklarını incelemesi olduğunu belirten Prof. Dr. Esra Çizmeci Ümit, derslerinde öğrencilerine ekran sürelerini değerlendirmelerini sağlayan çalışmalar yaptırdığını ifade etti.

Ümit, “Sosyal medya ve iletişim dersimin ilk haftasında ‘Kendi sosyal medya kullanım farkındalığım’ diye bir ödev veriyorum. Ertesi hafta geldiklerinde hepsi ekran süresini gördüğünde hayrete düşmüş oluyor mesela. Rahatsız oluyorlar aslında gördükleri sonuçtan, rakamlardan, ekran sürelerinden, kullanım biçimlerinden” dedi.

Kullanıcıların telefonlarına hangi durumlarda yöneldiklerini anlamalarının önemine dikkat çeken Ümit, sıkılma, bekleme, iş veya okul sonrasında dinlenme ihtiyacı ve uyumadan önce geçirilen zaman gibi durumların kullanım alışkanlıkları açısından değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Kişinin sosyal medyaya hangi amaçla girdiğini ve hangi durumlarda kontrolsüz kullanıma yöneldiğini sorgulaması gerektiğini belirten Ümit, farkındalığın tek başına yeterli olmadığını, sosyal medya dışında yapılabilecek etkinliklerin de planlanması gerektiğini vurguladı.

SOSYAL MEDYANIN YERİNE ALTERNATİF ETKİNLİKLER KONULMALI

Sosyal medyada geçirilen süreyi azaltmak için yalnızca kullanımın sınırlandırılmasının değil, boşalan zamanın farklı etkinliklerle değerlendirilmesinin de önemli olduğunu ifade eden Ümit, kitap okumak, hobi edinmek, dışarı çıkmak ve arkadaşlarla sohbet etmek gibi alternatiflerin öne çıktığını belirtti.

Ümit, “Sosyal medyada geçirmediğin zamanda ne yapabilirsin? Kitap okuyabilirsin, bir hobi edinebilirsin, bir yerlere gidebilirsin, arkadaşlarınla sohbet edebilirsin. Maalesef şu an gençlerin çoğunun onun dışında hiçbir etkinlik düşünemediğini gözlemliyoruz” ifadelerini kullandı.

Sosyal medya kullanımını bilinçli biçimde yönetmenin önemini vurgulayan Ümit, dijital platformlarda geçirilen zamanın yanı sıra gerçek sosyal ilişkilerin, yüz yüze iletişimin ve bireysel ilgi alanlarının da korunması gerektiğine işaret etti.

Muhabir: İlayda Tayfur