Merhaba saygı değer okurlarım. Bu haftaki yazımı sizlerin de ilginizi çekeceğini umduğum, geçmiş anılarımın bir özetini Çınarcık ilçemizin altmışlı yıllarına ayırdım.
Hani güzel ve de anlamlı, ‘Hiçbir kimse mazisini satın alacak kadar zengin değildir’ sözü, Yalova ve çevresinin genel konumunu özetliyor maalesef.
İskeleye bağlı iki balıkçı motorumuz Beyaz Gül ile Ağseren, Çınaraltı Çay Bahçesinde oturan reislerin, denizin olağan dışı hareketlerinden balıkların ufak mı büyük mü olduklarını, hatta miktarını anlar, balık var haykırışı ile nereden çıktıkları belli olmayan otuz kırk kişilik tayfa ile denize açılırlardı.
Yine bir gün on on iki yaşlarımda olsam gerek iskelemizde sağlı sollu demir atmış olan heybetli kum motorlarını görünce ne olduğunu anlayamadan iki ay içerisinde sahilimizdeki kumlu bölgenin yerine yumurta büyüklüğünde çakıl taşları ile başbaşa bırakarak çekip gittiler. Sonradan anlaşıldı ki, İstanbul’un surlarına tadilat amaçlı kum ihtiyacını teminen Çınarcık ilçemizi pilot bölge seçmişler.
Birkaç yıl içerisinde çakıl taşları kumla kaplanır sözünü vererek, Nahiye Müdürümüzün ziyafet finali o günleri yaşayan halkımızın gülerek anımsadığı bugün itibari ile altmış seneyi buldu.
Marmara’nın incisi unvanı ile tekrar gündeme gelen yöremizde konaklayacak ne bir otel ne de bir pansiyon olmadığından sezonluk gelmeye başlayan yerli turistlere köy evlerinde belli bir ücret karşılığında kiraya vererek konaklama ihtiyacını bir nebze hallederken konaklama ihtiyacı had safhaya vardı. Her yıl yeni yeni oteller, moteller, pansiyonlar, lokantalar, Restorantlar, bir çok eğlence ortamı oluşunca, Çınarcık bilhassa İstanbul halkının mucize kalkınması ile ününe ün katan yöremizin göz bebeği oldu.
Haftaya Çınarcık ilçemizin meşhur sanatçılarla dolup taşması ve anıları ile yine köşemde buluşmak üzere