Bu hafta sizlere çocuklarda beslenmenin önemi ve obezite kavramı hakkında okuduğum bilgileri sizlerle paylaşmak ve yaşama nasıl uyarlanacağı konusunda bir şeyler yazmak istedim.

Dünya Sağlık Örgütü(DSÖ);dünya genelinde 5-19 yaş arasındaki 170 milyon çocuk ve ergenin maalesef obezite ile yaşadığını ve bu yaş gruplarında artışım özellikle 1990 sonrası 4 katına çıkarak yüzde 8 e yaklaştığı belirlenmiş.

Obezitenin, etkili bakımla yönetilebilen, kronik ve tekrarlayıcı bir hastalık olduğuna işaret edilen raporda, hastalığın sonuçlarının yaşamın erken dönemlerinde ortaya çıkabileceği, tip 2 diyabet ile kalp damar hastalıkları dahil bulaşıcı olmayan hastalıkların riskini arttırabileceği konusunda görüş birliğine varıldı.

Obezite çocuk ve ergenlerin ayrımcılık ve zorbalığa maruz kalabileceğini işaret eden raporda obezitenin önlenmesi ve yönetilmesi fiziksel ve ruh sağlığını korumak, sağlıklı büyümelerini, eğitimleri, sosyal refahlarını ve yaşam kalitelerini desteklemek açısından önemli.

Kendim bir eğitimci olarak sınıfımı gözlemlediğimde obeziteye yakın çocukları görmek mümkün. Yük sek düzeyde kalori içeren yiyeceklerin tüketilmesi, hareketsiz yaşam ve dijital dünyada geçilen zamanın fazla olması hep kalori alımını hızlandıran süreçler.

Aklıma geldi birden; Almanya’da herkes hava soğukta olsa iyi bir giyimle ailecek yürüyüş veya bisiklet kullanarak sağlıklarını korumaya çalışıyorlar. Hatta onların güzel bir sözü var; Kötü hava yok kötü giyim var derler.

Bu konu ile ilgili olarak Dünya Sağlık Örgütü 0 ile 9 yaş aralığında farmakolojik veya bariatrik (mide ceya sindirim sistemini değiştiren kilo verme ameliyatı) cihazlarının kullanımını önermiyor.

10 ile 19 yaşa aralığında ilaçlarla tedavi ancak gözetim altında çok yönlü yaşam tarzı ile olabileceğini savunuyorlar.

Özellikle son zamanlarda kaygı, depresyon, düşük öz saygı durumları insanları sağlıksız beslenme davranışlarına, fiziksel hareketsizliğe ve sosyal geri çekilmeye kadar götürebilir.

Yaşam denen bu süreçte sağlıklı birey olma yolunda ilerlemeye karar verdiysek doktorlarımızın ve diyetisyenlerin çağrılarına kulak vermeli onları can kulağı ile dinlemeliyiz. Bazen yaptığımız yanlış bir davranışın sağlığımıza ve ruhumuza olumsuz durumlar getirir.

Çok şanslı olduğumuzu bilmenizi isterim. Hiçbir şey yapmasak bile kilo dengemizi korumak adına Yalova Belediyesi’nin bazı hafta sonları yürüyüşlerine katılmanızı tavsiye ederim. Hem ilimizin kültürel değerlerini görmek beden sağlığı dışında gönül sağlığına da iyi geleceğini düşünüyorum.

Yazımı burada noktalarken sevgili okurlarıma sağlıklı ve mutlu günler dilerim.

Neşeyle kalın…