Hicri takvime göre yılın ilk ayı olan ve İslamiyet’te “Allah’ın ayı” olarak nitelendirilerek kutsal kabul edilen dört aydan biri sayılan Muharrem Ayı’na, 16 Haziran Salı günü itibarıyla girildi. İslam dünyası ve Müslümanlar için çok önemli dönemlerden biri olan bu ay üzerine değerlendirmelerde bulunmak üzere Yalova Gazetesi’ne konuk olan Yalova İl Müftüsü İlyas Yılmaztürk’ten çok özel açıklamalar geldi.

Muharrem Ayı’nın İslam dünyası için anlam ve önemi hakkında bilgi veren İl Müftüsü Yılmaztürk, bu ay özelinde Türk toplumundaki “Aşure” geleneğinin İslam içerisinde nasıl değerlendirildiğini de anlattı.

“Muharrem ayı, İslam öncesinden itibaren önemli aylardan biri”

Muharrem ayının, Hicri takvimin birinci ayı olduğunu işaret ederek açıklamalarına başlayan İl Müftüsü Yılmaztürk, “Hicri takvimde de, Miladi takvimde olduğu gibi 12 ay vardır. Ay hesabına, ayın hareketlerine göre belirlenir. Biz de ibadetlerimizin çoğunu ay takvimine göre yaparız. Yani orucumuzu ay takvimine göre tutarız. Kurban Bayramımızı, hac ibadetimizi ve kurbanımızı yine ay takvimine göre belirleriz. Muharrem ayı da İslam öncesinden itibaren önemli aylardan biridir. Hürmet edilen aylardandır. Dört haram ay vardır. Bu haram aylarda insanlar savaş durumunda bile olsalar savaşlarına ara verdikleri aylardan biridir Muharrem ayı. Zilkade, Zilhicce ve Muharrem ayları peş peşe gelir. Bir de Recep ayı vardır; bu da tek başına ayrı bir aydır. Bu dört ay; Muharrem, Zilkade, Zilhicce ve Recep, haram aylardandır. Yani bu aylarda, bu ayların kutsallığına inanıldığı için İslam öncesinden itibaren insanlar daha dikkatli davranır, günah işlememeye gayret gösterirdi. İslam’ın gelmesiyle birlikte bu haram ay kavramı kabul edilmiş, yani bu gelenek sürdürülmüştür. Dolayısıyla Zilkade ve Zilhicce ayları hac aylarıdır. Bunların ardından gelen Muharrem ayı da yine bu ayda gerçekleşmiş olan olağanüstü ve önemli olaylar nedeniyle özel bir önem kazanmıştır. Bu ayla ilgili rivayet edilen önemli hususlar vardır. Yaklaşık on kadar önemli hadise bulunmaktadır” dedi.

Aşure Günü’nün Tarihçesini Açıkladı

Hz. Âdem Aleyhisselam’ın tövbesinin kabul edildiği günün, Muharrem ayının Aşure gününe denk gelmiş olduğunu belirten İl Müftüsü Yılmaztürk, “Yine Hz. Nuh Aleyhisselam’ın tufandan kurtuluşu, gemisinin Cudi Dağı’na oturması ve tufanın sona ermesi de Aşure gününe denk gelmiştir. Bunun yanında Hz. Musa Aleyhisselam’ın İsrailoğulları ile birlikte Firavun’un zulmünden kurtuluşu ve Kızıldeniz’in yarılması hadisesinin de Aşure gününde gerçekleştiği rivayet edilmektedir. Hz. Yunus Aleyhisselam’ın balığın karnından kurtuluşu, Hz. İsmail Aleyhisselam’ın doğumu, Hz. Davut Aleyhisselam’ın tövbesinin kabulü ve Hz. İsa Aleyhisselam’ın da zulümden kurtuluşu yine Aşure gününe denk geldiği rivayet edilmektedir. Dolayısıyla aylarda yaşanan olağanüstü hadiseler, o ayların ve günlerin değerli olmasına vesile olmuştur. Bunun yanında Aşure gününde İslam alemi için hüzünlü bir hadise de yaşanmıştır. Hz. Hüseyin Efendimiz şehit edilmiştir. Bu da bizler için derin bir hüzün kaynağıdır” şeklinde konuştu.

“Aşure günü ve çevresinde oruç tutmak sevaptır”

Yalova-Bursa Kara Yolundaki Çalışmalara Tam Gaz Devam
Yalova-Bursa Kara Yolundaki Çalışmalara Tam Gaz Devam
İçeriği Görüntüle

İslam Peygamberi Hz. Muhammed’in Medine’ye hicret ettikten sonra Yahudilerle karşılaştığını ve oruç tuttuklarını gördüğünde onlara soru yönelttiğine dikkat çeken İl Müftüsü Yılmaztürk, “Onlar da “Musa Aleyhisselam’ın Firavun’un zulmünden kurtuluşunu kutluyoruz, bu nedenle oruç tutuyoruz” derler. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz, “Biz Musa Aleyhisselam’a daha yakınız” buyurarak Aşure gününün öncesinde ve sonrasında, yani Muharrem ayının 9, 10 ve 11. günlerinde oruç tutulmasını tavsiye etmiştir. Daha sonra Ramazan orucunun farz kılınmasıyla birlikte, hicretin ikinci yılında bu oruç vacip olmaktan çıkmış ve sünnet hale gelmiştir. Dileyen tutabilir; ancak asıl farz olan Ramazan orucudur. Bununla birlikte Aşure günü ve çevresinde oruç tutmak sevaptır. Ramazan’ın dışında en faziletli oruçlardan biri Aşure orucudur. Ayrıca Muharrem ayı, hicretin 17. yılında, Hz. Ömer döneminde Hicri yılbaşı olarak kabul edilmiştir. Peygamber Efendimizin 622 yılında gerçekleştirdiği Hicret, Hicri takvimin başlangıcı olarak belirlenmiştir. O günden bugüne Hicri yılbaşı Muharrem ayıdır ve Müslümanlar tarafından bu şekilde kabul edilip değer verilmektedir” ifadelerini kullandı.

“Aşure güzel bir gelenektir”

Türkiye’deki aşure yapıp dağıtma geleneğinin İslam içerisinde yerinin ne olduğu sorusunu cevaplayan İl Müftüsü Yılmaztürk, “Bu bir gelenek, bir örftür. Rivayete göre Nuh Aleyhisselam’ın tufan sırasında gemide bulunan son malzemelerle bir çorba yapıp bunu ikram etmesiyle ilişkilendirilir. Yani temel gıda maddeleri bir araya getirilmiş, kalan malzemelerle bir çorba hazırlanmış ve paylaşılmıştır. Bu gelenek zamanla devam etmiştir. Kökler önemlidir, toplumlar kökleriyle ayakta durur. Aşure de bu anlamda bir örf olarak yaşatılmıştır. Aşure tatlısı, o günün mübarek bir gün olduğuna işaret ederek paylaşma ve sevap umma niyetiyle yapılmaktadır. Güzel bir gelenektir. Dolayısıyla Aşure günlerinde oruç tutulur, ardından aşure tatlısı yapılır ve komşularla paylaşılır. Böylece hem Hz. Nuh’un geleneği yaşatılmış olur hem de geçmişe bir vefa gösterilir. Aynı zamanda birlik ve beraberliğe de vesile olur. Aşure kazanları kaynar, bu gelenek birkaç hafta boyunca devam eder. Sadece Aşure günüyle sınırlı değildir. Belediyeler ve sivil toplum kuruluşları tarafından da aşure dağıtılır. Bu da hayra vesile olur. İnsanlar arasında kaynaşmayı sağlar, mesafeleri ortadan kaldırır ve toplumsal dayanışmayı güçlendirir” dedi.

“İslam’da yas üç gündür, 1400 yıllık hadiseleri bu çağlara taşımak doğru değil”

Müslümanların bu özel ayda yapması gereken ibadetler üzerine konuşan İl Müftüsü Yılmaztürk, “Peygamber Efendimiz, Ramazan ayının dışında en çok oruç tutulmasının değerli olduğu ay olarak Muharrem ayını ifade etmiştir. Dolayısıyla bu ayda oruç tutmak önemlidir. Bazı kardeşlerimiz ilk 10 günün tamamında oruç tutuyor. Bazı kardeşlerimiz sadece Aşure gününde oruç tutuyor. Bazı kardeşlerimiz ise Aşure gününün öncesi, günü ve sonrasında da oruç tuttuklarını biliyoruz. Allah kabul eylesin. Yine sadaka, hayır, hasenat ve iyilikler bu özel zamanlarda yapıldığında ayrı bir sevap kazandırır. Ancak bir taraftan da, dediğim gibi Kerbela hadisesi gibi bir olay yaşanmıştır. Onu da unutmamak gerekir. Tabii İslam’da yas üç gündür. Yani böyle 1400 yıllık hadiseleri çağlara taşımak da doğru değildir. Yanlış yapanı ve yanlışın hükmünü verecek olan Allah’tır. Dolayısıyla biz, Hz. Hüseyin’i rahmetle yâd ediyoruz. Onunla cennette buluşmayı arzu ediyoruz” şeklinde konuştu.

“Geçmişin muhasebesini yapalım”

Son olarak Muharrem Ayı özelinde Yalova halkına seslenen İl Müftüsü Yılmaztürk, “Muharrem ayı bizim yılbaşımızdır. Dolayısıyla yeni bir yıla girmiş bulunuyoruz. Yeni bir başlangıç yapıyoruz. Hicri takvimi kullanıyoruz. Bir taraftan takvimlerimizde “Hicri” diye yazar. Aylarımız Muharrem ile başlar; ardından Safer, Rebiülevvel, Rebiülahir, Cemaziyelevvel, Cemaziyelahir, Recep, Şaban, Ramazan, Şevval, Zilkade ve Zilhicce aylarıyla tamamlanan yeni bir seneye girmiş oluruz. Bu senenin hayırlara vesile olması için Cenabı Hak’tan niyazda bulunmamız gerekir. Aynı zamanda geçmişin muhasebesini de yapmak gerekir. Bir yıl içerisinde neler yaptığımızı değerlendirmeliyiz ve ileriye dönük hedefler belirlemeliyiz. Maddi hedefler belirlediğimiz gibi manevi hedefler de koymalıyız. Örneğin bu sene ne yapabilirim? Hacca gitmemiş olanlar hac kaydı yaptırabilir; hac kayıtları devam ediyor. Umreye gitmemiş olanlar için umre de bir hedef olabilir. Bunun yanında ibadetlerinde eksiklik olanlar bunları tamamlamaya gayret edebilirler. Kaza etmesi gereken ibadetleri olanlar kaza edebilir. Tövbe ve niyaz her zaman yapılabilir.

Duayı eksik etmemeliyiz. Dua, müminin en önemli gücüdür ve en önemli manevi motivasyonudur. Duayı eksik etmeyeceğiz. Çoluk çocuğumuz, evlatlarımız, vatanımız, milletimiz ve bize bu memleketi emanet edenler için dua ederek görevlerimizi ifa etmeye devam edeceğiz. Hayat devam ediyor. Ancak bir yaş daha yaşlandığımızı da unutmamamız gerekiyor. Hicri olarak da yaş alıyoruz; yani miladi olarak yaş aldığımız gibi Hicri olarak da yaş alıyoruz” diyerek sözlerine son verdi.

Muhabir: Göktuğ Doğukan Yüksel