Koçal, 1999 depreminde yıkılmayan ancak risk taşıyan eski yapı stokuna dikkat çekerek, “Öncelikli olarak 1999 depreminde yıkılmayan binaların kentsel dönüşüme tabi olması gerekiyor” dedi.

Deprem gecesi evde yalnızdı

17 Ağustos 1999 Marmara Depremi, Yalova’da binlerce insanın hayatını değiştirirken, o dönem yeni belediye başkanı olan Yakup Bilgin Koçal da depremi evinde yalnız yaşadı.

Koçal, deprem gecesini anlatırken saat 02.00 civarında uyuduğunu, sarsıntının gürültüsüyle uyandığını söyledi. Eşi ve çocuklarının Almanya’da bulunduğunu belirten Koçal, deprem sırasında evde yalnız olduğunu ifade etti.

Sarsıntıyla birlikte yataktan kalkarken başını sallanan kapıya çarptığını anlatan Koçal, kısa süre içerisinde dışarı çıktığını belirtti. Yalı Caddesi’nde oturduğunu söyleyen Koçal, aynı binada bulunan babası ve amcasıyla birlikte sokağa indiklerini aktardı.

Ailenin o gece binanın yanındaki park alanında toplandığını belirten Koçal, depremden birkaç dakika sonra olayın boyutunu anlamaya başladığını ve doğrudan itfaiyeye gittiğini söyledi.

“İtfaiye aracına binene kadar facianın büyüklüğünü tam anlayamamıştım”

Koçal, itfaiyeye yürüyerek gittiğini ve burada yaşananları anlamaya çalıştıklarını belirterek, dönemin valisinin futbol sahasına gittiğini öğrenmesinin ardından oraya ulaşmak için itfaiye aracıyla yola çıktığını anlattı.

Depremin gerçek boyutunu Yalı Caddesi'nden geçerken değil, futbol sahasına doğru ilerlerken fark ettiğini belirten Koçal, özellikle Hacımehmet Ovası'na yaklaştıkça karşılaştığı görüntülerin felaketin boyutunu ortaya koyduğunu söyledi.

Koçal, yıkılan binaların çevresinde toplanan vatandaşların bağırışları, ağlamaları ve yakınlarını aramalarının hafızasında derin izler bıraktığını ifade ederek, o anları “tarifi mümkün olmayan” bir dönem olarak nitelendirdi.

“En büyük sıkıntılardan biri insanların yaşadığı psikolojik travmaydı”

Depremin yalnızca yıkılan binalar ve can kayıplarıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Koçal, felaketin ardından insanların yaşadığı psikolojik travmaların da çok ağır olduğunu söyledi.

İlk aylarda çok sayıda acı olaya tanıklık ettiğini belirten Koçal, bu anılarını bugünlerde kaleme aldığını ve ilerleyen dönemde kitaplaştırmayı planladığını ifade etti.

Koçal, depremden birkaç gün sonra Bağlarbaşı Mahallesi'ndeki futbol sahasında yaşadığı bir olayı da anlattı.

Yaklaşık 75 yaşlarında bir vatandaşın kendisini gördüğünde belediye başkanına tepki gösterdiğini aktaran Koçal, herhangi bir can kaybı ya da yıkım bulunmayan bir bölgede olmasına rağmen vatandaşın ağır bir psikolojik travma yaşadığını fark ettiğini söyledi.

Yaşlı vatandaşın bir süre bağırıp çağırdıktan sonra omzuna başını koyarak ağlamaya başladığını anlatan Koçal, bu anının deprem sonrası yaşanan psikolojik travmayı en net şekilde gösteren olaylardan biri olduğunu dile getirdi.

“Kimse ne yapacağını bilmiyordu”

Koçal'a göre 17 Ağustos'un ilk günlerinde yaşanan en büyük sorunlardan biri, hem vatandaşların hem de kamu kurumlarının böylesine büyük bir felaket karşısında ne yapacağını tam olarak bilememesiydi.

Yalova'nın geçmişinde bu ölçekte bir deprem tecrübesinin bulunmadığını belirten Koçal, 1894 yılında bölgede büyük bir deprem yaşandığını ancak bunun kent hafızasında canlı bir karşılığının bulunmadığını söyledi.

1968'de yaşanan depremin de Yalova'da yıkıma neden olmadığını hatırlatan Koçal, bu nedenle 1999 depremiyle karşılaşıldığında şehirde ciddi bir organizasyon ve koordinasyon sorunu yaşandığını ifade etti.

Enkazlardan yaralıların çıkarılması, ölülerin kaldırılması ve kurumların görev paylaşımı gibi konularda ilk saatlerde büyük bir belirsizlik bulunduğunu söyleyen Koçal, bu kargaşanın kısa sürede aşılmasında askeri helikopterlerin önemli rol oynadığını belirtti.

“Bursa’dan gelen helikopterler organizasyonu hızlandırdı”

Koçal, Bursa'daki askeri birliklerden gelen 3-4 helikopterin yaralıların hızla İstanbul ve Bursa'daki hastanelere taşınmasını sağladığını anlattı.

Özellikle ilk gün yaralıların hastanelere sevk edilmesinin büyük önem taşıdığını belirten Koçal, helikopterlerin devreye girmesiyle Yalova'daki organizasyon çalışmalarının daha düzenli hale geldiğini ifade etti.

Yalova neden diğer kentlerden daha hızlı toparlandı?

17 Ağustos depreminin Yalova, Kocaeli, Sakarya ve Gölcük başta olmak üzere geniş bir bölgede ağır yıkıma yol açtığını hatırlatan Koçal, deprem sonrasında Yalova'nın diğer kentlere kıyasla daha hızlı toparlandığı yönünde bir algı oluştuğunu ve bunun önemli ölçüde doğru olduğunu söyledi.

Koçal, bunun temel nedeninin kurumların birlikte hareket edebilmesi olduğunu vurguladı.

Bu birlikteliğin temellerinin depremden yaklaşık bir yıl önce atıldığını belirten Koçal, 1998 yılının Mayıs ayında Yalova Valiliği ve Yalova Ticaret ve Sanayi Odası'nın ortak çalışmasıyla gerçekleştirilen kongreye dikkat çekti.

O dönem Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı olduğunu belirten Koçal, aylar süren kongrede Yalova'daki sivil toplum kuruluşlarının, kamu kurumlarının, büyük kuruluşların ve seçilmişlerin bir araya getirildiğini söyledi.

Bu çalışmanın kurumların birbirlerini tanımasını ve hangi kurumun hangi alanda katkı sağlayabileceğinin önceden bilinmesini sağladığını ifade eden Koçal, 17 Ağustos sonrasında bunun büyük avantaj oluşturduğunu dile getirdi.

Koçal'a göre Yalova'nın hızlı toparlanmasının temelinde “birlikte hareket edebilme” kabiliyeti vardı.

“Yalova'nın çabuk toparlanmasının sebebi birliktelikti”

Koçal, diğer kentlerde belediyeler, kaymakamlıklar, valilikler, askeri birlikler ve sivil toplum kuruluşları arasında zaman zaman farklı yönlere çekilme yaşandığını, bunun da koordinasyonu zorlaştırdığını ifade etti.

Yalova'da ise depremden önce kurulmuş olan kurumlar arası iletişim sayesinde daha hızlı bir ortak çalışma zemini oluştuğunu belirten Koçal, bu deneyimin felaket sonrasında önemli bir avantaj sağladığını söyledi.

Deprem sonrası Yalova'nın imar yapısı değişti

1999 depreminin ardından Yalova'nın imar yapısında da önemli değişiklikler yaşandı.

Koçal, deprem sonrasında yaklaşık 8-10 ay boyunca Yalova'daki imar yetkisinin bakanlık tarafından kullanıldığını ve kentte yapılaşmanın iki kata düşürüldüğünü belirtti.

Depremde ağır hasar gören Hacımehmet Ovası olarak bilinen bölgenin o dönemde yeni imara açılmış bir alan olduğunu ifade eden Koçal, bölgede sosyal donatıların altı katlı yapılaşmaya göre planlandığını ancak yapılaşma hakkının iki kata düşürülmesiyle bölgenin uzun süre gelişemediğini söyledi.

Koçal, 2009 yılında yeniden belediye başkanlığı görevine başlamasının ardından söz konusu alanın üç kata çıkarılması konusunda bakanlığın ikna edildiğini ve sonrasında mahallenin hızlı biçimde yeniden yapılaştığını belirtti.

“En çok zarar gören mahalle bugün Yalova'nın en güzel mahallelerinden biri”

Koçal, depremde en ağır zarar gören bölgelerden birinin bugün Yalova'nın en düzenli ve güzel mahallelerinden biri haline geldiğini söyledi.

Bunun temel nedeninin bölgenin yollarının, sosyal donatılarının ve genel planlamasının geniş bir perspektifle yapılmış olması olduğunu ifade eden Koçal, yapılaşmanın ardından yolların ağaçlandırılmasından sosyal donatıların oluşturulmasına kadar birçok çalışmanın hızlı şekilde tamamlandığını belirtti.

Mahallenin yaklaşık 5-6 yıllık süreçte adeta sıfırdan kurulmuş bir yerleşim haline geldiğini söyleyen Koçal, bunun Yalova'nın deprem sonrası dönüşümünde önemli örneklerden biri olduğunu dile getirdi.

“Bugünkü sorunların önemli bölümü depremden değil, hızlı büyümeden kaynaklanıyor”

Yalova'nın deprem sonrasında nüfus kaybettiğini ancak sonraki yıllarda hızlı bir nüfus artışı yaşadığını belirten Koçal, özellikle son 8-10 yılda kentin Türkiye'nin hızlı büyüyen şehirlerinden biri haline geldiğini söyledi.

Hızlı göçün beraberinde altyapı, ulaşım, sosyal donatı ve şehirleşme açısından yeni ihtiyaçlar doğurduğunu belirten Koçal, bu ihtiyaçların zamanında karşılanmaması halinde sorunların büyüdüğünü ifade etti.

Koçal, bugün Yalova'da yaşanan birçok şehircilik probleminin doğrudan 1999 depreminin sonucu olmadığını, daha çok hızlı büyümenin gerektirdiği yatırımların zamanında yapılamamasından kaynaklandığını savundu.

“En büyük risk 1999 depreminde yıkılmayan binalar”

Yalova'nın gelecekte karşılaşabileceği olası bir deprem konusunda en önemli riskin, 1999 depreminde yıkılmayan ancak hasar almış veya eski yapı stokunda bulunan binalar olduğunu belirten Koçal, özellikle bu yapıların öncelikli olarak ele alınması gerektiğini söyledi.

1999 öncesinde parsel bazında zemin etüdü zorunluluğunun bulunmadığını hatırlatan Koçal, depremde yıkılan binaların önemli bir bölümünde zemin koşullarının etkili olduğunu ifade etti.

Hacımehmet Ovası'nda son dönemlerde yapılan binaların dahi büyük oranda yıkılmasının, yalnızca binanın yeni olmasının güvenli olduğu anlamına gelmediğini gösterdiğini belirten Koçal, bölgenin zemin özelliklerinin dikkate alınmadan yapılaşma yapıldığını söyledi.

1999 sonrasında getirilen en önemli düzenlemelerden birinin parsel bazında zemin etüdü zorunluluğu olduğunu belirten Koçal, yönetmeliklerin zaman içerisinde değiştiğini ancak bu düzenlemelerin yeni yapıların güvenliği açısından önemli bir fark oluşturduğunu ifade etti.

Koçal, “1999 depreminden sonra yapılan binalardaki olası bir depremdeki yıkımın 1999 kadar olacağını düşünmüyorum” diyerek asıl riskin eski yapı stokunda bulunduğuna dikkat çekti.

Kentsel dönüşüm konusunda Yalova uyarısı

Koçal, kentsel dönüşüm yasasının 2012 yılında, yani 1999 depreminden yaklaşık 13 yıl sonra çıkarıldığını hatırlattı.

Yasanın yürürlüğe girdiği ilk yıllarda Yalova'nın bu imkanlardan yeterince hızlı yararlanamadığını belirten Koçal, özellikle bölgesel kentsel dönüşüm çalışmalarının daha erken başlatılması gerektiğini söyledi.

Bağlarbaşı Mahallesi'nde Roman Mahallesi olarak bilinen bölgede yürütülen bölgesel dönüşüm çalışmasını örnek gösteren Koçal, benzer çalışmaların Yalova'nın en az 4-5 farklı bölgesinde daha yapılması gerektiğini ifade etti.

Bölgesel kentsel dönüşümün geciktirilmesini Yalova'nın gelecekte karşılaşabileceği en önemli sorunlardan biri olarak değerlendiren Koçal, parsel bazındaki dönüşüm çalışmalarının son yıllarda hızlandığını ancak bunun yeterli olmadığını belirtti.

“Vatandaşın inisiyatifine bırakılmamalı”

Koçal, kentsel dönüşümün ekonomik boyutuna da dikkat çekti.

Vatandaşın dönüşüm sürecinde kendi bütçesinden harcama yapmak zorunda kalmasının önemli bir engel olduğunu belirten Koçal, özellikle ekonomik koşulların ağırlaştığı dönemlerde vatandaşın kendi isteğiyle dönüşüme girmesinin zorlaştığını söyledi.

Bu nedenle devletin kentsel dönüşüm konusunda daha güçlü bir irade ortaya koyması gerektiğini savunan Koçal, vatandaşın kararına tamamen bırakılmaması gerektiğini ifade etti.

Koçal, deprem riskinin söz konusu olduğu durumlarda gerekli yasal düzenlemelerin sonuna kadar uygulanması gerektiğini belirterek, “Bedeli ne olursa olsun bu düzenleme yapılması lazım” mesajı verdi.

“Yalova 1999 depreminden daha hazırlıklı”

Olası yeni bir depremde Yalova'nın yalnızca yapı stoku açısından değil, afet organizasyonu bakımından da 1999'a göre daha hazırlıklı olduğunu belirten Koçal, deprem sonrasında çok sayıda kurtarma ve afet organizasyonunun kurulduğunu söyledi.

1999 yılında bulunmayan birçok kurum ve organizasyonun bugün mevcut olduğunu ifade eden Koçal, yaşanan acı tecrübenin kentin afetlere müdahale kapasitesini artırdığını belirtti.

Ancak bunun rehavete yol açmaması gerektiğini vurgulayan Koçal, özellikle gönüllü afet çalışmalarının yeniden güçlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“Her mahallede gönüllü afet ekipleri olmalı”

Koçal, 1999 depreminden sonraki ilk yıllarda mahalle bazında afet ekiplerinin ve gönüllü organizasyonların daha yoğun olduğunu, ancak zaman içerisinde bu çalışmaların azaldığını ifade etti.

Yalova’da Kadın Hakları İçin Kurumlar Bir Araya Geldi
Yalova’da Kadın Hakları İçin Kurumlar Bir Araya Geldi
İçeriği Görüntüle

Vatandaşlara gönüllü afet çalışmalarına katılmaları çağrısında bulunan Koçal, büyük bir deprem sonrasında başka şehirlerden gelecek yardımların beklenmemesi gerektiğine dikkat çekti.

Böyle bir felaketin komşu şehirleri de etkileyebileceğini belirten Koçal, ilk müdahalenin Yalova'da yaşayan insanların kendi imkanları ve oluşturacakları dayanışma ağları üzerinden gerçekleşeceğini söyledi.

“27 yıl geçti ama acılar dün gibi”

17 Ağustos depreminin üzerinden 27 yıl geçtiğini belirten Koçal, yaşananların üzerinden uzun zaman geçmesine rağmen deprem anılarının unutulmadığını söyledi.

Kendisinin de deprem sırasında yeni seçilmiş bir belediye başkanı olduğunu hatırlatan Koçal, Mart 1999'da göreve geldiğini ve yalnızca birkaç ay sonra Türkiye'nin en büyük felaketlerinden biriyle karşı karşıya kaldığını ifade etti.

Depremin ardından yaşanan sürecin hem yönetsel hem de insani açıdan ağır bir sorumluluk oluşturduğunu belirten Koçal, yaşananların insan üzerinde duygusal travmalar bıraktığını söyledi.

Her 17 Ağustos'ta o günlere yeniden dönüldüğünü ifade eden Koçal, Yalova'nın deprem gerçeğini hiçbir zaman unutmaması gerektiğini vurguladı.

“Devlet yapıları yenilemeli, vatandaş afet hazırlığına katılmalı”

Yakup Bilgin Koçal, Yalova'nın deprem hazırlığı için iki temel başlığın öne çıktığını söyledi.

Bunlardan ilkinin özellikle 1999 depreminde yıkılmayan eski yapıların tespit edilerek öncelikli şekilde kentsel dönüşüme alınması olduğunu belirten Koçal, ikinci başlığın ise vatandaşların afet sonrası dayanışma ve kurtarma organizasyonlarına daha fazla katılması olduğunu ifade etti.

Koçal, deprem hazırlığının yalnızca devlet kurumlarının görevi olmadığını, vatandaşların da gönüllü afet çalışmalarına katılarak kendi mahallelerinde dayanışma ağlarının kurulmasına katkı sunması gerektiğini söyledi.

17 Ağustos'un 27. yılında Yalova'ya önemli bir mesaj veren Koçal, 1999'un acı tecrübesinin unutulmaması gerektiğini belirterek, kentin gelecekte yaşanabilecek bir deprem karşısında daha güvenli ve daha organize hale getirilmesinin zorunlu olduğunu vurguladı.

Muhabir: Sezgin Altınel - Miray Karabayır