Yalova’nın en özel spor figürlerinin başında gelen 65 yaşındaki Mehmet Kenan Bektaş, Yalova’daki birçok jenerasyonun sporla buluşmasında öncü olarak ilin tanıtımına büyük katkı sağladı. Son olarak, geçtiğimiz yılın kasım ayı içerisinde mesleki yaşamından unutulmaz anların yer aldığı “Bir Öğretmenin Portresi: M. Kenan Bektaş” adlı fotoğraf sergisi, Yalova Kent Müzesi’nde sergilenerek kendisi onurlandırıldı. Bektaş’ın 40 yıllık öğretmenlik yaşamı ise emekliliğin ardından son buldu.
Prof. Dr. Halil İnalcık Anadolu Lisesi’ndeki son dersine giren Bektaş, okul yönetimi ve öğrencileri tarafından uğurlandıktan sonra yeni yaşamına merhaba dedi. Uzun yıllardır sürdürdüğü rutinine devam eden Bektaş, Yalova 90. Yıl Spor Salonu’ndaki güreş alanında antrenmanını tamamladıktan sonra Yalova Gazetesi’nin “Spor Saati” programına konuk oldu.
Sporla tanışma hikâyesinden öğretmenlik yaşamına, jenerasyonlar arasındaki farklardan Yalova’daki sporun gelişimine ilişkin birçok soruya cevap veren Bektaş, öğrencileriyle bir arada olmaya devam edeceğini söyledi.
“O dönemde spor yapmak bir çocuk için lüks sayılırdı”
Sporla tanışma hikayesi üzerine konuşan Bektaş, “Daha kendi varlığımın farkına varmaya başladığım dönemde içimde çok şiddetli bir duygu oluştu: Beceriyle ve hareketle kendimi ifade etme arzusu. Bu duygu çok ağır bastı. Yalova’ya taşındık ve ilkokul, ortaokul ve lise eğitimimi burada tamamladım. O zamanlar Yalova henüz bir il değildi, bir ilçeydi. İlçenin İstanbul’un en uzak bölgesi olması sebebiyle sportif okullar veya kulüpler oldukça sınırlıydı; basında yalnızca futbol vardı. O dönemde spor yapmak bir çocuk için lüks sayılırdı. Gündüzleri aile bütçesine katkı sağlamak amacıyla okuldan gelince bağ ve bahçe işleriyle uğraşırdık. Sonra bir akşam, duyduk ki bir karate hocası Mehmet Delioğlu, öğrencilerine güreşi sevdiriyor ve hasır üzerinde çalıştırıyor. Oraya gittiğimizde, kardeşim Kemal ile birlikte hocamız bize “Siz çok yeteneklisiniz, mutlaka büyük kulüplere gidin” dedi. Lise eğitimimi bitirdiğimde, İstanbul’da o dönemde İTÜ’de okuyan abime “Bana bir kulüp bulabilir misin?” diye sordum. Abim de bana Haydarpaşa Demirspor’u tavsiye etti ve aynı gün beni Devlet Demir Yollarına götürdü. İşte burada ilk kez güreş hayatıyla tanıştım. Gençler kategorisinde hiç güreşmedim, doğrudan büyük kategoride başladım. Aynı kulüpte üç arkadaş birlikte Marmara Üniversitesi Atatürk Eğitim Fakültesi Beden Eğitimi Bölümü sınavlarına girdik. Hayallerimizin merkezindeki bir işti bu: Hem sporculuk, hem spor eğitimciliği, hem öğretmenlik. 6.300 kişi sınava girdi, sadece 120 kişi kazandı. Üçümüz birlikte kazandık ve mezun olduk. Sonrasında yüksek lisansa başladım; arkadaşlarım Avusturya’ya gittiler ve hâlâ çok iyi iletişim içindeyiz. Spor kariyerim, üniversite eğitimi ile birlikte devam etti” şeklinde konuştu.
“Birilerinin hayatına dokunmak, üretmek, insanların başarılı olmasını sağlamak ve yüksek heyecanlı bir hayat yaşamak motivasyon kaynağım oldu”
Kendisini çok şanslı hissettiğini belirten Bektaş, “Hayatımın ve idealimin en doğru mesleğini, en iyi işini yaptığımı düşünüyorum. Maalesef ülkemizde herkes böyle şanslı değil; çoğu kişi üniversiteyi kazanıp sadece eğitimine odaklanıyor. Benim için sporculuk da idealimin birinci sırasında yer alıyordu. Marmara Üniversitesi’ndeki eğitim sayesinde hem sporculuğumu hem antrenörlük ve öğretmenlik gelişimimi en iyi şekilde sürdürdüm. Hâlâ da öyle hissediyorum” dedi. 40 yıllık öğretmenlik yaşamında motivasyonunu nasıl yukarıda tuttuğuna ilişkin soruya cevap veren Bektaş, “Sporcu, antrenör ve öğretmen olarak her zaman birilerinin hayatına dokunmak, üretmek, insanların başarılı olmasını sağlamak ve yüksek heyecanlı bir hayat yaşamak motivasyon kaynağım oldu. Bu ideal, bana büyük mutluluk ve vicdan rahatlığı verdi” ifadelerini kullandı. Emekli olsa da hayatında büyük bir değişim olmadığına dikkat çeken Bektaş, “Sadece 40 dakikalık derslerime girmiyorum. Normal antrenmanlar ve özel çalışmalarımı sürdürüyorum. Ayrıca aileme, özellikle eşim Aynur Hanıma daha fazla vakit ayırabiliyorum. Kendisine destekleri için minnettarım; daima yanımda oldu ve bana güven verdi.” dedi. Prof. Halil İnalcık Anadolu Lisesi’nde kendisi için yapılan emeklilik töreni hakkında duygu ve düşüncelerini paylaşan Bektaş, “tamamen sürprizdi. 12 Mart, İstiklal Marşı’nın kabul günüydü. Normal rutinime devam ettim; sabah antrenmanımı yaptım, sonra okuluma geçtim. Öğrencilerim ve öğretmenler tarafından karşılandım, çiçekler verildi, konfetiler patlatıldı ve alkışlarla desteklendim. O an çok duygulandım; ama öğrencilerim, öğretmen arkadaşlarım ve eski öğrencilerimle birlikte veda ettik. Bu benim unutamayacağım anılarımdan biri oldu” şeklinde konuştu.
“Bugün imkânlar daha iyi ama idealist sporcu bulmak zor”
Mesleki yaşamının son gününe kadar ilk gün ki heyecanla devam ettiğini söyleyen ancak Endüstriyel toplum ve dijital gelişmelerin şartları değiştirdiğini işaret eden Bektaş, “Spor artık öğrenciler için tek çıkış yolu değil. Eskiden spor bir öğrencinin dış dünyaya açılan en önemli penceresiydi. Ben hiçbir zaman yetenek grubuyla değil, istek grubuyla çalıştım. Gönüllülük esasına dayandım. Çok çalışarak herkesin başarılı olabileceğine inanıyorum. Bugün imkânlar daha iyi ama idealist sporcu bulmak zor. Öğrenciler artık daha çok eğlenmeye ve beğeni kazanmaya odaklı. Bu da sporun ruhunu biraz değiştiriyor” dedi. Yalova’daki spora olan ilginin geçmişe göre artıp artmadığına dair sorumuza cevap veren Bektaş, “Bu farklı açılardan değerlendirilebilir. Eskiden imkân yoktu ama başarı vardı. Bugün birçok futbol okulu var ama üst liglerde oynayan oyuncu sayısı az. Bence futbol okulları yetenek pazarlıyor. Oyuncular erken yaşta başka yerlere gönderiliyor. Bu da gelişimlerini olumsuz etkileyebiliyor. Diğer branşlarda ise bireysel çabalar var. En fazla ilgi gören branş kadın voleybolu. Bunun da uluslararası başarıların etkisi var” ifadelerini kullandı. 7-8 profesyonel futbolcu yetiştirdiğini, Türkiye şampiyonlukları kazandığını, güreşte ve masa tenisinde önemli dereceler elde ettiklerini belirten Bektaş, kendisini en mutlu eden şeyin öğrencileriyle kurduğu bağ ve gösterilen vefa olduğunu dile getirdi. Devletten emekli olduğunu ama hayattan ve spordan emekli olmadığını işaret eden Bektaş, “Sporun içindeyim. Öğrenciler yetiştiriyorum. Aileme daha fazla vakit ayırıyorum. Hayatımda büyük bir değişiklik yok. Aynı şekilde devam ediyorum. Sabah spora gidiyorum, antrenman yapıyorum, öğrencilerimle çalışıyorum” diyerek sözlerine son verdi.



