Anne-baba tutumları, çocuğun kişilik gelişimini, özgüvenini, sosyal ilişkilerini ve duygusal gelişimini doğrudan etkileyen önemli faktörlerden biridir. Çocuk, yaşamının ilk yıllarında dünyayı büyük ölçüde anne ve babasıyla kurduğu ilişkiler üzerinden tanır. Bu nedenle ebeveynlerin çocuğa yaklaşımı, kullandıkları iletişim dili, koydukları sınırlar ve çocuğun ihtiyaçlarına verdikleri tepkiler, çocuğun kendisi ve çevresi hakkındaki düşüncelerinin oluşmasında önemli bir rol oynar.
Anne-baba tutumları arasında en sağlıklı ve destekleyici yaklaşım demokratik tutum olarak kabul edilir. Demokratik ebeveynler çocuğun duygu ve düşüncelerine değer verirken aynı zamanda yaşına uygun sınırlar ve kurallar belirler. Çocuğun bağımsızlaşmasına fırsat tanır, kararlarına mümkün olduğunca saygı gösterir ve yaptığı hataları bir öğrenme fırsatı olarak değerlendirir. Böyle bir ortamda büyüyen çocukların özgüvenlerinin, sorumluluk duygularının ve problem çözme becerilerinin daha sağlıklı gelişmesi beklenir. Çocuk kendisini değerli ve güvende hissederken aynı zamanda başkalarının haklarına ve sınırlarına saygı göstermeyi öğrenir.
Çocuğu her türlü zorluk ve tehlikeden uzak tutmak ise aşırı koruyucu tutum olarak görülür. Çocuğun kendi başına yapabileceği birçok işi onun yerine yapmak, sürekli müdahale etmek ve hata yapmasını engellemek zaman içerisinde çocuğun bağımsızlığını sınırlandırabilir. Anne-Baba olarak çocukta bireysellik kavramının oluşmamasına sebebiyet verir. İleriki zamanlarda onay almadan veya kendi başına bir işi tamamlayamama gibi olumsuz etkiler ile karşılaşılır. Bunun yanı sıra yapılması gereken çocuğun yaptığı veya yapacağı girdiği durum veya olaylarda bir birey olduğunu hissettirip ona güven ortamı yaratmaktır.
Duygu ve düşüncelerine yeterince yer verilmeden itaat etmesi Anne-Babalarda Otoriter tutumu dışa vurur. Bu yaklaşım kısa vadede çocuğun kurallara uymasını sağlayabilse de uzun vadede özgüven eksikliği, kaygı, çekingenlik ve hata yapma korkusu gibi sorunlara yol açabilir. Bazı çocuklarda ise baskıya karşı tepki olarak öfke, inatlaşma ve karşı gelme davranışları görülebilir. Burada yapılması gereken Çocuğa kural baskısı değil onu anlamaya çalışmaktır. Önce anlayıp sonra kuralları düzenlemek, Çocuktaki güvenli alanı sağlayacaktır.
Çocuğun isteklerine fazla önem verilir ve sınırlar yeterince belirgin olmadığında karşılaştığımız Anne-baba tutumu ise aşırı hoşgörülü veya izin verici tutum olarak karşımıza çıkmakta. Çocuk kendisini özgürce ifade edebilse ve yaratıcılığı desteklense de sınırların yetersiz olması; kurallara uyma, sorumluluk alma, bekleme ve hayal kırıklığıyla baş etme becerilerinin gelişmesini zorlaştırabilir. Çocukların sağlıklı gelişimi için özgürlüğün yanında yaşlarına uygun sınırların da bulunması gerekir.
İlgisiz veya ihmalkâr tutum, çocuğun fiziksel ihtiyaçlarının karşılanmasına rağmen duygusal ve sosyal ihtiyaçlarının yeterince önemsenmemesi şeklinde görülebilir. Çocuğun ilgi, sevgi, kabul ve iletişim ihtiyacının karşılanmaması; değersizlik, yalnızlık ve güvensizlik duygularının gelişmesine neden olabilir. Çocuk kendisini ifade etmekte, ilişkiler kurmakta veya çevresinden destek istemekte zorlanabilir. Bu nedenle ebeveynlik yalnızca çocuğun temel ihtiyaçlarını karşılamakla sınırlı değildir; çocuğun duygusal olarak görülmesi, dinlenmesi ve desteklenmesi de büyük önem taşır.
Anne ve babanın aynı davranış karşısında farklı ve değişken tepkiler vermesi, çocuğun sınırları anlamasını zorlaştırabilir. Bu da bir diğer önemli tutumu ortaya koyar tutarsız ebeveynliktir. Çocuk hangi davranışın kabul edilebilir olduğunu kestiremeyebilir ve ebeveynlerin tepkilerini kontrol etmeye çalışabilir. Özellikle küçük çocuklarda tutarlı ve öngörülebilir sınırlar, güven duygusunun gelişmesine yardımcı olur.
Bu haftaki yazımda Anne ve Babaların dikkate alması gereken davranışlarıydı. Tek yapılması gereken çocuğa sevgi vermek. Sevgi her kapının altın anahtarıdır. Bir sonraki yazımda hangi konuyu işlemek isterseniz yorumlara bekliyorum.