Bir hafta Yalova gündemi, bir hafta sektörel konular üzerine yazılar yazmaya gayret ediyorum. Hatta sektörel konulara daha çok ağırlık vermek istiyorum. Ancak gündem bazen öyle bir noktaya geliyor ki onun dışına çıkmak zor oluyor, tıpkı bu hafta ki gibi.
Geçtiğimiz hafta Yalova’nın trafikle ilgili sorunlarından bahsederken konun bir boyutu deprem demiştim. Olası bir afette eski yapıların bulunduğu, nüfusun yoğun olduğu mahallerimize dikkat çekmiştim. Ayrıca hiç yazmadıysam en az 4-5 kez kentsel dönüşüm konusunda yazılar kaleme aldım, görüşlerimi paylaştım.
Bizler çabuk unutuyoruz.. Oysa her 17 Ağustos’ta, 1999 depreminin yıldönümünde ne diyoruz “Unutmadık, Unutmayacağız, Unutturmayacağız” ama bence çoktan unutanlar var. Neyi unutuyoruz “Deprem değil binalar öldür” gerçeğini.
Bu hafta manşetlerde kentsel dönüşümün önünü açmak adı altında bazı bölgelerde imarın 7 kata çıktığı haberi vardı. Kent merkezinde daha önce mansard çatı uygulamasıyla kullanılan üst bölümün, Belediye Meclisi kararıyla tam kat olarak tescil edilmesiyle birlikte “Yalova’da 7 kat dönemi mi başlıyor?” sorusu gündeme geldi. Bu kararla birlikte bazı yerlerde 7 katlı bina yapmak mümkün oldu.
1999 depreminde Yalova’da 1440 adet bina yıkıldı. Bu binaların büyük çoğunluğu öyle sanıldığı gibi eski yapılar değildi, aksine yeni yapılmış birçok bina yerle bir oldu. O dönemde ve sonrasında tüm akademisyenler Yalova’nın zemini ile ilgili uyarılarda bulundu. Allah korusun bugün bir deprem olsa yorgun olan, daha önce depreme maruz kalmış olan birçok yapının ayakta kalması mümkün değil.
Belediye yönetiminde görev aldığım süreçte kentsel dönüşümün hayata geçirilmesi için çaba sarf ettim. Kentsel dönüşümü konuştuğumuz her yerde kat artış taleplerine karşı cevabımız dikey değil yatay büyüme oldu. Konut bazlı değil parsel bazlı dönüşümün daha güvenli olduğunu hep vurguladık. Görevde olduğumuz sürece Yalova’da 4 kattan daha fazla bir imar uygulaması yapılmayacağı hep söyledik. Ancak bizden sonra alınan kararla ilk önce 5-6 kat yapılaşmanın önü açıldı. Şimdi de bu 7’ye kadar ulaştı. Yalova’da 4 katın üzerinde imar demek faciaya davetiye çıkartmak demek. Biz; vatandaşlarımızın can güvenliğini korumak için kentsel dönüşüm biran evvel yapılmalı diye ses yükseltirken, alınan bu karar sadece olası bir afette hiç istemeyeceğimiz sonuçların yaşanması demek olur.
Bu kararın en önemli gerekçelerinden biri sözde kentsel dönüşümün önünü açmak. Yalova gibi deprem gerçeğini her zaman gündeminde tutması gereken bir kentte, eski yapı stokunun yenilenmesi elbette önemli, bunu her fırsatta dile zaten getiriyoruz ama bunu imarı 7 kata çıkararak yapmak yanlış.
Ancak bir başka mesele de bu kat artışının nasıl bir şehir ortaya çıkaracağıdır. Çünkü bir binaya bir kat daha eklemek sadece o binayı ilgilendiren bir konu değildir. Daha fazla konut demektir, daha fazla insan demektir. Daha fazla araç, daha fazla otopark ihtiyacı, daha fazla su tüketimi, daha fazla kanalizasyon yükü ve daha fazla trafik demektir. Yalova buna hazır mı? Bugün bir mahallede 5-6 katlı yapıların bulunduğu bölgelerde bile otopark, trafik ve altyapı sorunları zaman zaman vatandaşın günlük hayatını etkiliyor.
Yalova’nın ihtiyacı sadece daha fazla bina yapmak değil. Erişilebilir ve güvenli konut üretmek. Yalova deprem kuşağında bulunan bir şehir. Konuşarak yada siyasi çekişmeler nedeniyle adım atmakta geç kalarak zaten yeterince zaman kaybettik. 7. Kat mevzusunu bir kez daha gözden geçirerek doğru bir planlama yapılması kat artışı olmadan konun çözümü ele alınması gerek.
Ben deprem yaşamış ve bu depremde bir parçasını kaybetmiş bir Yalovalı olarak günü kurtarmak adına alınan kararların bize hiçbir faydası olmadığını çok iyi biliyorum. Yarın çok geç olmadan Yalova’nın deprem gerçeğini göz ardı etmeden konuyu yeniden ele alarak adımlar atmalıyız.
Bir kez daha vurgulamakta fayda var her yeni bina güvenli bina anlamına gelmez ve deprem değil binalar öldürür. Bizim zeminimiz çok katlı yapılara uygun değil!…