GÜNAYDIN Değerli Okurlar,

“Şanzelize”, “At kestanesi” ve “Sultan I. Ahmet” …

İlk anda birbirleriyle hiçbir ortak yanları olmayan kelimeler gibi görünüyor ama gerçek çok farklı…

Fransa‘nın başkenti Paris‘in dünyaca ünlü caddesi “ Champs-Élysées ” (Şanzelize okunur), Fransızcada ‘cennet yeri’ anlamına geliyor. Paris’in kuzeydoğusunda yer alan cadde 2 km’lik uzunluğa sahip… Dünyanın en güzel ve en lüks caddeleri arasında gösterilen Şanzelize Caddesi’nin (Avenue des Champs-Élysées) bir ucunda Concorde Meydanı diğer ucunda ise Charles De Gaulle (l’Étoile) bulunuyor. Paris’ in en lüks hayatına tanıklık edebileceğiniz bu caddenin iki tarafı muhteşem at kestanesi ağaçlarıyla kaplı…

Elbette sadece bu ünlü cadde değil, Paris’ in tüm bulvar ve parkları at kestanesi ağaçlarıyla süslü...

Bu ağaçların öyküsü taa 1615 yılına kadar gidiyor. O dönem Fransa Kraliçesi Marie de Medici…

Bourbon Hanedanı’ ndan Marie de Medici (1575 - 1642), Fransa Kralı IV. Henry'nin ikinci eşi olarak Fransa ve Navara Kraliçesi’ydi. Kocasının taç giyme töreninden sadece bir gün sonra suikasta uğramasının ardından oğlu XIII. Louis taht için uygun yaşa gelene kadar kral naipliğini yapmıştı.

Kraliçesi Marie de Medici, Paris'teki caddelerin etrafının ağaçlandırılmasını emreder.

O sıralarda Bacheliere adlı Fransız bir botanikçi, İstanbul’ da görüp çok beğendiği at kestanesi ağacı fidanını Fransa’ ya götürmüştür. (Reşat Ekrem Koçu, “Tarihimizde Garip Vakalar” adlı kitabında bu olaydan söz etmektedir.) Elbette dikkati çeker.

Botanikçiler, bahçe ve peyzaj uzmanları araştırırlar ve sonuçta “At kestanesi” ağacında karar kılınır. Zira at kestanesi ağacı elektrik yani kısaca yıldırım çekmemektedir. Hava kirliliğine karşı çok etkili olduğu gibi, tohumları, yaprağı ve meyvesi de şifalıdır.

Ancak, Botanikçi Bacheliere’ ın getirdikleri dışında değil Fransa’ da Avrupa’ da tek at kestanesi ağacı yoktur. Ağacın doğal olarak yetiştiği, en yakın yer İstanbul'dur. İstanbul ve civarında her yer at kestanesi ağaçlarıyla doludur.

O sırada Osmanlı Devleti tahtında Sultan I. Ahmet ( 1590- 1617) oturmaktadır.

Kraliçe Medici, Sultan I. Ahmet’ e elçi göndererek at kestanesi ağacı fidanları ister.

Sultan I. Ahmet, bu isteği geri çevirmez ve binlerce at kestanesi fidanını (İstanbul Boğazı ile Paris'teki Seine nehrinin kardeşliğini simgelemek üzere ) Fransızlara hediye eder.

Bütün Paris, bu fidanlarla süslenir ve böylece Fransa at kestanesiyle Osmanlı sayesinde tanışmış olur. Halen varlığını sürdüren at kestanesi ağaçları Paris’ in bütün meydan ve caddelerin doğal güzelliklerine güzellik katmaya devam ediyor.

Tüm hikâye bu kadar!

Makedonya doğumlu ressam Ömer Kaleşi, Paris’ in at kestanesi ağaçlarını tuvaline yansıtmış; Şair Nazım Hikmet de, (Paris'te bir kestane ağacı olacak/ Paris'in ilk kestanesi/ Paris kestanelerinin atası/ İstanbul'dan gelip yerleşmiş Paris'e, boğaz sırtlarından) diye bir şiirine almış.

At kestanesi isminin yorgun düşen ve hastalanan atların bu ağacın meyveleriyle beslemelerinden dolayı aldığı söyleniyor.

Ancak beni daha da şaşırtan at kestanesinin yararlarını öğrenmek oldu.

Atkestanesi, genellikle park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilen bir ağaç türüdür; yapraklarının dekoratif görünümü ve büyük, gösterişli çiçekleriyle dikkat çeker; 25 metreye kadar büyüyebilir ve uzun ömürlüdür.

Bu bitkinin tohumları, meyve kabuğunun içinde bulunan kahverengi, parlak ve sert bir yapıya sahiptir. İnsan tüketimine uygun olmayan at kestanesi, kozmetik ve tıbbî alanlarda çeşitli faydalarıyla bilinir. Özellikle tohumları, kabuğu ve yaprakları birçok bitkisel ürünün hammaddesi olarak kullanılır.

Elbette öncelikle konunun uzmanlarıyla ya da ilgili doktorla konuşmak gerekir. Benim okuduklarımdan anladığım kadarıyla at kestanesi, dolaşım sorunlarına karşı kullanılan ve içeriğindeki aescin maddesi sayesinde damarları güçlendirdiği düşünülen bir bitkidir. Özellikle varis ve hemoroid gibi rahatsızlıkların tedavisinde haricen kullanılan atkestanesi, cilt elastikiyetini artırarak kırışıklıkları azaltabilir, saç sağlığını destekler, saç dökülmesini önleyebilir ve selülit görünümünü hafifletebilir. Ayrıca, anti-inflamatuar özellikleri sayesinde yaraların iyileşmesini hızlandırabilir ve ödemi azaltabilir. At kestanesi kremi, diz ağrılarını hafifletmeye yardımcı olabileceği gibi, aynı zamanda göz altı morlukları ve güneş lekesi gibi sorunlar için de doğal bir çözüm olarak kullanılabilir. Bazı araştırmalar, menopoz semptomlarını hafifletme, erkeklerde prostat sağlığını destekleme ve hatta bazı kanser türlerinin tedavisine yardımcı olma potansiyeline sahip olabileceğini göstermektedir. Ancak, çiğ olarak tüketildiğinde toksik maddeler içerdiği için ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Yan etkileri arasında ciltte kaşıntı, kızarıklık ve alerjik reaksiyonlar görülebilir. Hamilelik, emzirme dönemi veya kronik hastalığı olanların kullanmadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları önemlidir. Ancak, bu alanlarda daha fazla araştırmaya ihtiyaç duyulduğunu unutmamak önemlidir. Tekrarlıyorum uzmanına sormadan kullanmamak gerekiyor. Ben sadece bilgi ilgimi çektiği için paylaştım.

1995 veya 1996 yılı olmalı… Tam senesini hatırlamıyorum.

Önceki Belediye Başkanlarımızdan Sayın Vefa Salman ile bir gün, Taşköprü belediyesine gitmiştik. Belediye Başkanı, bizi, arkadaki tepede bulunan su deposuna benzer bir yere çıkardı. Deponun önünde terk edilmiş görünümlü bir seyir terası ya da çay bahçesi benzer bir yer vardı. Doğal olarak ne olduğunu sorduk. Orasını Taşköprülüler için çay bahçesi olarak düzenlemişler. Ancak haftanın belirli günlerinde, sahilde bulunan sanayi tesislerinin bacalarından çıkan asit yüklü dumanlar kuzeyden esen rüzgârın etkisiyle o yöne doğru geliyor ve arkadaki vadi içine doğru gidiyormuş. Bu salınım sırasında kokudan durulmuyormuş. Zaten bir süre sonra kimse gelmez olmuş. Esas vahim olan ise, vadiye doğru esen hava akımı nedeniyle tüm kestane ağaçları kurumuş ve meyve vermez olmuşlar.

Bu olay, aklımın bir kenarında hep durur ve zihnimi kurcalar.

Bu günlük de bu kadar olsun. Aydınlık ve esenlik dolu günler dilerim.