GÜNAYDIN Değerli Okurlar,
Haberlere göz atarken, 18 Ekim 2026 günü, “Gökçe Barajı’ nda Su Tahliyesi Sürüyor” başlıklı bir haber ilgimi çekti.
Haberin devamı aynen şöyle:
“Yalova'nın içme suyu ihtiyacını karşılayan Gökçe Barajı'nda doluluk oranı yüzde 60'ı aşarken baraj kapakları açılarak kontrollü su tahliyesi devam ediyor. Yalova'da son günlerde etkili olan sağanak yağışların ardından Gökçe Barajı'nda su seviyesi yüzde 60'ın üzerine çıktı. Barajda doluluk oranının artmasıyla birlikte kontrollü su tahliyesi sürdürülürken, tahliye nedeniyle Selimandıra Deresi'ndeki su seviyesi ve akış hızında artma gerçekleşti. Meteorolojik tahminlerde Yalova'da yağışların devam etmesi beklenirken, barajdaki su seviyesi ve dere yatağındaki akış yakından takip ediliyor.”
Hemen Yeşil Körfez Su Birliği internet sitesindeki “Barajlardaki Su Seviyesi” ne baktım. 18 Ekim 2026 günü, saat 17 00’ de, Gökçe Barajı’ ndaki su seviyesi % 50 görülüyordu.
Aynı saatlerde Yalova’ da da yağmur yoktu. Meteoroloji ’ ye baktım. Üç gün hiç yağmur gözükmüyor.
Barajdaki su % 60 civarında olduğunda mı barajdaki su tahliye ediliyor? Bu miktar su fazla mı oluyor? Bilgim yok ama ben bu işten bir şey anlamadım. Elbet vardır, bir açıklaması…
Yalova gazetesinin üçüncü sayısından itibaren, neredeyse 30 seneye yakın bir süre, fasılalarla da olsa şu köşede yazarım. Su sorununun giderek büyüyeceği konusunda yazdığım yazıların sayısını unuttum. Bilmiyorum belki yüzü geçmiştir.
Dünyanın çeşitli bölgelerine olduğu gibi güzel ülkemizin dört bir tarafında da aşırı yağışlar ve sel baskınları yaşanıyor. Evler yıkılıyor, tarım arazilerini, endüstri bölgelerini, sanayi tesislerini, hatta kent merkezlerini aşırı yağışlar yaşanmaz hale getiriyor. Yıkılan köprüler şehir içi ve şehirlerarası trafiği aksatıyor, bir bakıma yaşam duruyor. Su varken, susuzluğu düşünerek önlem almak gerek, kuraklık başladığı zaman değil!
Merkezî ve yerel yönetim kadrolarındaki görevliler elbette nerede ne yapılacağını iyi bilirler, buna inanıyorum. Ben sade bir vatandaş olarak gözlem ve önerilerimi paylaşıyorum.
Artık kuraklık ve seller dönemi yaşanacağına göre, kurak günler için yağan her yağmur damlasını nasıl tutarım ve bundan nasıl yararlanırım diye bir plân- program var mı? Varsa çok güzel bundan çok memnun olurum, eğer yoksa olması gerekmez mi?
Yapılan açıklamalardan anladığım kadarıyla, kuraklıkla ilgili kısa, orta ve uzun vadeli sorunların çözümü için yapılan çalışmaların neler olduğu konusunda ayrıntılı bir veri ortada görünmüyor. Hâlâ projelerden ve finansman sorunlarından söz ediliyor.
Esasen daha da fazla geç olmadan başka alternatifleri değerlendirip uygulamaya geçmek gerek.
Su sorunu yaşanan bir bölgede görmüştüm. Yerel olanaklarla denize akan dere yatakları derinleştirilmişti. 200- 300 metrede bir bentler yapılmış, yağan yağmur suları mümkün olduğunca denize gidemeden toplanıyordu. Bölgenin barajına su taşıyan dereler belirli aralıklarla kontrol ediliyor; hem buralardan su alınması önleniyor hem de kirlenmenin önüne geçiliyordu. Aşırı yağışlarda dere yataklarının taşmasını önlemek için fazla sular kanallar ve kanaletlerle küçük göletlere yönlendiriliyordu.
Günümüzde yağmur sularını toplamak için yapılan sünger yollar var. Bir başka yazıda bu konudaki yenilikleri veya yeni buluşları aktarmayı düşünüyorum. Kısacası çok değişik alternatifler var. Ama bunları ayrıntılı düşünüp, beklemeksizin uygulamaya geçmek gerek.
Bölgedeki mevcut barajlardan yararlanacak toplum nüfusunun artması ve sanayi tesislerinin çoğalması bu zorluğu artıracak ve dönülmez bir noktaya getirecek. Şimdiden mevcut barajdaki suyun korunması, özellikle yazın barajdaki su azaldığı dönemde uygun bölgelerdeki toprağın temizlenerek barajın su toplama kapasitesinin artırılması, dağıtımının titizlikle yapılması, baraja su taşıyan derelerin kaynaklarından itibaren kontrol edilmesi/ kaçak kullanımların önlenmesi; derelerle denize akan suların en verimli şekilde değerlendirilmesi ve suyun daha bilinçli kullanımı için önlemler almak gerekmiyor mu?
Önlem deyince, örneğin Yalova’ da kent merkezindeki dere üzerinde bulunan köprüler selde yıkılsa ne yapılacak, var mı düşünülen bir önlem? Ya da Allah göstermesin bir deprem anında köprülerin yıkılması durumunda alınacak önlemler belli mi?
Yalova merkezinde ve il hudutları içinde sel ve taşkınlıklarının olabileceği varsayılan bölgeler tespit edildi mi; buralarda ne gibi önlemler alındı ya da alınıyor? Taşkınların yönlendirileceği bölgeler ve usuller belirlendi mi?
Hem kuraklık hem de sel baskınlarıyla karşılaşan üreticiler üretimden uzaklaştırmaya başladı. Çiftçinin yanında olmak gerekir! Çiftçi üretmeyi bırakırsa, yaşam da olmaz!
Merkezî ve yerel yönetim kadrolarının, çeşitli nedenlerle büyüyen krizde tarımsal ürün yapanların en az etkilenmesi için plânları olması gerektiğini düşünüyorum.
Elbette bunları gecikmeksizin uygulamaya geçirmelerini umuyorum.
Konunun ayrıntısını bilemem. Bu uzmanların işi… Ben sadece endişemi dile getirmek istedim.
Gelecek nesillere çölleşmiş değil ürünleri çok daha çeşitlenmiş, güçlenmiş bir memleket bırakmak amacımız olmalı… Korkarım bazı konularda geç kalınıyor.
Yazımın başında belirttiğim gibi, elbette konunun yetkilileri elbette gereken plânlarını yapmışlar ve önlemlerini almışlardır.
Televizyonlarda afet görüntüleri insanın içini ürpertiyor ve doğal olarak insan kendi yaşadığı ortamı düşünüyor.
Her zaman tekrarladığım gibi, “Yöneticinin görevi günü kurtarmak değil, ileriyi görerek ona göre önlem almaktır.”
Düşüncelerimi samimî olarak paylaştığım için umarım hoş görülür!
Gününüz aydınlık ve esenlik dolu olsun.