Teknoloji geliştikçe dünya küçülüyor, dünyanın bir ucunda yaşananlar anında dünyanın her yerinde yankılanıyor. Senin derdin benim derdim olmuş vazitte . Ülkeleri yönetenler aslında Nasrettin Hoca misali kendi bindikleri dalı kesmektedirler. Bir takım çıkarlar için terör örgütleri kuranlar, kiralayanlar kısa bir zaman sonra bu kanlı örgütlerin hedefi oluyorlar. Kirli hesap peşinde koşan ülke liderleri birbirinin içini karıştırmak için bin bir türlü oyunun içine girmişler, ama bu oyunun galibi olmayacak . En büyük üzüntüm de İslamiyet adının bu işlere karıştırılmasıdır. Oysa dinimiz barış dinidir.
Ne diyelim; Allah sonumuzu hayr_eylesin…
Duam ‘’ Yurdumuzda ve dünyada barış hakim olsun ‘’ dur.
Mevcut gidişata bakınca sıkıntılarımız bir süre daha böyle sürecek gibi. Toplumsal düzen ve yaşam bir şekilde sürmek zorunda . Bizde elimizden geldiği kadar mutlu ve huzurlu yaşamanın yollarını bulmak zorundayız. Çok kıymetli arkadaşım sayın Ahmet TUNA, salı günü yazdığı yazısında dünyaca ünlü komedyen 3 Grammy ödüllü Carlin’in kanserden kaybettiği eşinin ölümünden sonra kaleme aldığı bir yazınından alıntılar yapmış. Özetin özetinde, ‘’ Mala mülke önem verdik , asli değerlerimizi unuttuk. Aya gidip gelmeye başladık ama komşumuzun kapısına gidemez olduk ‘’ şeklinde anlatılanlar.
Dikkat ederseniz insanlar artık cep telefonunun esaretine teslim olmuş durumdadır. Girdiğiniz bütün ortamlarda etrafınıza baktığınızda herkes başı önde, elindeki telefonun ekranında kaybolup gitmiş vaziyette. Aynı masada oturan aile bireyleri bile birbirleri ile konuşmuyorlar fakat ellerindeki telefonun ekranından sanal alemin uçsuz bucaksız otobanlarına savrulmuş durumdalar. Sanal alemin yarattığı yalancı kalabalık kitleleri, gerçek yaşamda yalnızlığa mahkum olmuş bireyler sunuyor bize. İnsanlar birbiri ile uzak duruyor , durumu biraz iyi olan, en yakını bile olsa yardıma muhtaç olana anında sırtını dönüveriyor. Bu, yalnızlık duygusunun insanlara getirdiği bencilliğin sonucudur.
Sosyal çalışmalara daha fazla zaman ayırmalı ve etrafımızda bulunan kişileri bu ortamlara taşımanın yollarını bulmalıyız. Dünyaca ünlü tanınmış müzik pedagogu Prof.Juliuns Alf şöyle diyor ; Müzik , stres dediğimiz bunalımı huzurun en uzak vahasına götürür ‘’ Gerçekten de bu söylenen sözün doğruluğunu kendi yaşamımda yüzlerce kez test etmişimdir. Bütün sonuçlar da aynı çıkmıştır. Musıkinin hakim olduğu ortamda stres yaşam bulamıyor.
Geçtiğimiz günlerde bir tanıdığım arkadaşım aile büyüklerinden birini kaybetmişti . Moral olarak çökmüş kendini çok kötü hissediyordu , yaşama şevki kırılmış, yeme içmeden adeta kesilmiş bir haldeydi. Ne kadar moral vermeye çalışsak ne kadar telkinde bulunsak ta pek fayda etmedi. O gece 19 Mayıs münasebetiyle müzikli bir etkinliğimiz vardı, çok ısrar ederek bu etkinliğe katılmaya ikna ettik onu ve bütün etkinlik boyunca bir yandan da onun davranışlarını gözlemledim. İlk yarım saat kendi halinde ortama uyum sağlamaya çalıştı, fakat zaman ilerledikçe musıkinin tedavi edici yönü
etkisini göstermeye başladı ve üzerindeki negatif atmosferden kurtuldu. Etkinlik sonrası bambaşka bir moral ve motivasyonla yaşama tekrar sarıldı.
Faruk Yener’in Milliyet gazetesinden aldığım ‘’Alman mucizesini köklü endüstri geleneğine , yanıp yıkılan , temeli ve çalışma yöntemi sağlam kalmış işletmelere ,ekonomik alandaki tecrübelere bağlamak yetmez. İnsan faktörünün değerini iyi bilenler, önce endüstri işletmelerini değil , konser, opera ve tiyatro salonlarının onarımını öngörmüşler , gerisinin kendiliğinden geleceğini kestirmişlerdir, öyle de olmuştur.’’ sözünü bütün kent yöneticilerimizin dikkatine sunmak isterim. Müzik ve Sanat eğitimi veren kurumlara gereken önemi ve desteği veriniz.