Yargılanma korkusu, anlaşılma ihtiyacı ve yüzeysel ilişkilerin arttığı günümüzde, teknolojinin insanları birbirine bağlarken aynı zamanda yalnızlaştırdığını belirten Karahanoğlu, “Yarın internetin fişi çekilse geriye çevremizdeki insanlar kalacak. Bu yüzden en çok emek verilmesi gereken yer insan ilişkileri” dedi.

“İnsanlar Yargılanmaktan Kaçmak İçin Yapay Zekâya Yöneliyor”

Son yıllarda birçok insanın saatlerce yapay zekâ ile sohbet etmesinin tesadüf olmadığını söyleyen Psikolojik Danışman Kübra Karahanoğlu, bunun temelinde yargılanmama ve anlaşılma ihtiyacının bulunduğunu ifade etti.

Karahanoğlu, “Yapay zekâ bizi dinliyor, istediğimiz zaman karşımıza geçip sorularımıza cevap veriyor. Sinirlenmiyor, kaygılanmıyor, nasihat etmiyor. İnsanlar da yargılanmaktan, eleştirilmekten ve anlaşılmamaktan kaçmak için yapay zekâ ile sohbete yöneliyor. Oysa bu araçlar bilgiye ulaşmayı kolaylaştırmak, üretimi desteklemek ve insanlara yardımcı olmak amacıyla geliştirildi. Ancak günümüzde yalnızlık arttıkça insanlar duygusal ihtiyaçlarını da burada karşılamaya başlıyor” dedi.

“Daha Çok İnsana Ulaşıyoruz Ama Daha Fazla Yalnızlaşıyoruz”

Teknolojik imkânların artmasına rağmen insanların giderek yalnızlaştığını belirten Karahanoğlu, sanal ortamlardaki ilişkilerin gerçek ilişkilerin yerini tam anlamıyla dolduramadığını söyledi.

“Böbrek Taşında Kritik Sınır: 6 Milimetre!”
“Böbrek Taşında Kritik Sınır: 6 Milimetre!”
İçeriği Görüntüle

“Birçok insanın sanal dünyada etkileşimde bulunduğu kişi sayısı, gerçek hayattakinden daha fazla. Ancak orada da arzu ettiğimiz iletişim zeminini oluşturamadığımızda yapay zekâya yöneliyoruz. Çünkü o bizi anlıyor, sorularımızı geçiştirmiyor, sinirlenmiyor, istemedikçe ortamı terk edip gitmiyor. İletişimini kesmiyor” diyen Karahanoğlu, insanların giderek daha kontrollü ve risk taşımayan iletişim biçimlerine yöneldiğini ifade etti.

“Artık Kimse İlişkilere Emek Vermek İstemiyor”

Geçmişte dostluk ve arkadaşlık ilişkileri için daha fazla çaba harcandığını belirten Karahanoğlu, günümüzde derin ilişkiler kurmanın birçok insana zor geldiğini söyledi.

“Arkadaşlarımız, dostlarımız var ama geçmişte olduğu gibi bir ilişki için emek vermek, zaman ayırmak birçok insana zul geliyor. Sosyal medya üzerinden birilerine ulaşmak çok daha kolay. Derin ilişkiler kurmadığınızda o ilişkiyi sonlandırmak da kolay oluyor. Çünkü sorumluluk hissiniz azalıyor. Sorumluluk almaktan kaçınılan ilişkilerden vazgeçmek de çok kolay hale geliyor. Bu nedenle günümüzde çoğu zaman sadece sıramızı savıyoruz” ifadelerini kullandı.

“Konuşmuyoruz, Yazıyoruz”

Sürekli çevrim içi olunmasına rağmen insanların birbirini dinleme becerisini kaybetmeye başladığını dile getiren Karahanoğlu, bunun nedenlerinden birinin yazışma kültürünün baskın hale gelmesi olduğunu söyledi.

“Artık konuşmuyoruz, yazıyoruz. Dil gelişiminde sesli kitap okumanın önemi nasıl vurgulanıyorsa, iletişimde de konuşmanın önemi aynı şekilde büyük. Sürekli yazarak iletişim kurduğumuzda konuşma becerimiz, cümle kurma yeteneğimiz ve kelime haznemiz zamanla köreliyor. Sanal dünyada kurulan ilişkiler daha yüzeysel ve sınırlı ifadeler üzerinden ilerliyor” dedi.

“Anlaşılmak İnsan İçin Temel Bir İhtiyaç”

Yapay zekânın yargılamadan dinlemesinin insanları gerçek ilişkilerden uzaklaştırabildiğini belirten Karahanoğlu, bunun temelinde anlaşılma ihtiyacının bulunduğunu vurguladı.

“İnsanoğlunun en büyük kaygılarından biri anlaşılmaktır. Çevremizdeki insanlar tarafından anlaşılmadığımızı hissettiğimizde bizi anlayan kişilere yöneliriz. Yapay zekâ bizi eleştirmiyor, ‘seni anlamıyorum’ demiyor. İletişimin kontrolü tamamen bizde oluyor. Bir tarafta eleştirilme, dışlanma ve anlaşılmama riski taşıyan ilişkiler var; diğer tarafta ise benim yönetimimde ilerleyen bir iletişim ortamı var. İnsanlar doğal olarak daha az kaygı taşıyan seçeneğe yöneliyor” diye konuştu.

“Artık Dinlemek İçin Değil, Cevap Vermek İçin Dinliyoruz”

Karahanoğlu, günümüzde insanların birbirini anlamaktan çok haklı çıkmaya odaklandığını da belirtti.

“Çok meşhur bir söz vardır; yanlış anlamalar, anlamak amacıyla değil cevap vermek amacıyla dinlemenin sonucudur. İletişimlerde haklı çıkmak, egomuzu tatmin eden bir duygu haline geliyor. Mutlu olmak mı, haklı olmak mı sorulduğunda birçok insan haklı olmayı tercih ediyor. Haklı olma kaygısı baskın hale geldiğinde iletişimlerin sağlıklı olması da zorlaşıyor” ifadelerini kullandı.

Teknolojinin Büyük Paradoksu

Teknolojinin insanları birbirine bağlarken aynı zamanda duygusal olarak uzaklaştırdığını dile getiren Karahanoğlu, bunun çağın en büyük paradokslarından biri olduğunu söyledi.

“Dünyanın öbür ucundaki milyonlarca insana saniyeler içinde ulaşabiliyoruz ama buna rağmen yalnızlık artıyor. İletişim kanallarının çoğalması, iletişim kurduğumuz insan sayısını aynı oranda artırmıyor. Ulaşmak ne kadar kolaysa, yalnızlaşmak da bir o kadar artıyor” dedi.

“Bir Gün İnternetin Fişi Çekilirse Geriye İnsan Kalacak”

Karahanoğlu, teknolojinin sürekli değiştiğini ancak insan ilişkilerinin her zaman varlığını sürdüreceğini vurgulayarak sözlerini şöyle tamamladı:

“Dünün teknolojilerinin birçoğu bugün yok. Bir kısmı dönüşerek gelişti ama insan hep vardı. Yarın dünyanın öbür ucundaki insanlara ulaşmamızı sağlayan kanallar bir anda yok olsa, internetin fişi çekilse geriye çevremizdeki insanlar kalacak. Bu nedenle teknolojiye hayatımızda doğru bir yer verdiğimizde, aslında neye daha fazla emek ve çaba harcamamız gerektiğinin cevabı da kendiliğinden ortaya çıkıyor. En çok yatırım yapılması gereken yer, insan ilişkileridir.”

Muhabir: Rümeysa Şahin - Sezgin Altınel