Yalova Gazetesi’nin en önemli serilerinden birisi olan “Daha İyi Bir Sen”e konuk olan isimler uzman olduğu konular üzerine değerlendirmeler yaparak Yalova halkına önemli bilgiler veriyor. Serinin başlıca konuklarından Yalovalı Yaşam Koçu Hülya Akın, geçtiğimiz yıl birçok farklı konuyu gündeme getirerek kritik mesajlar vermişti.
Kendi alanındaki çalışmalarını ve eğitimlerini sürdüren Akın, konuk olduğu programımızda son yılların kanayan yaralarından “akran zorbalığı” üzerine tespitlerde bulundu. Akran zorbalığına uğrayan çocukların ilerleyen yaşamlarını etkileyecek zorluklarla mücadele etmek zorunda kalabildiğini belirten Akın, ailelerin bu durumlar karşısında neler yapması gerektiğine dair önerilerde bulundu.
“Akran zorbalığı toplumsal bir sorun”
Akran zorbalığının genellikle niyet, tekrar ve güç olmak üzere üç temel unsur üzerinden açıklandığı bilgisini veren Akın “Zorbalık yapan kişinin amacı; fiziksel şiddet, incitici söz ve davranışlar yoluyla karşısındaki kişiye acı çektirmektir. Erkek çocuklarının daha çok fiziksel zorbalığa, kız çocuklarının ise daha çok psikolojik zorbalığa maruz kaldığı görülmektedir. Akran zorbalığı, ömür boyu ruhun derinliklerinde görünmez yaralar açabilen ve aynı zamanda toplumsal bir sorun olan ciddi bir olgudur. Basında, sosyal medyada ya da günlük paylaşımlarda bazen “şaka” gibi nitelendirilen davranışların bile, zorbalığa maruz kalan çocukların özgüvenini ve öz saygısını ne kadar zedelediği; bu durumun çocukların gelecekteki toplumsal ilişkilerini nasıl olumsuz etkileyebileceği görülmektedir” dedi.

“Zorbalıkla mücadelede yalnızca mağdura odaklanmak yeterli değil”
Akran zorbalığının yalnızca zorbalığa maruz kalan çocuk değil; zorbalığı uygulayan kişi ve bu duruma tanıklık eden çocukları da kapsayan karmaşık bir yapıda olduğuna dikkat çeken Akın, “Zorbalık davranışını sergileyen çocukların bu tutumlarının arkasında; dikkat çekme ihtiyacı, kabul görme isteği, evde yaşanan sorunlar ya da empati eksikliği gibi pek çok neden bulunabilmektedir. Zorbalığı bir güç gösterisi olarak kullanan çocuk, aslında kendi içindeki çatışmaların bir dışa vurumunu sergilemektedir. Bu nedenle zorbalıkla mücadelede yalnızca mağdura odaklanmak yeterli değildir. Aynı zamanda üçüncü grup olan, yani zorbalığa tanıklık eden fakat sessiz kalan çocuklara da dikkat etmemiz gerekir. Çünkü sessiz kalan çocuklar suçluluk, korku ve çaresizlik gibi duygular yaşayabilir; bu sessizlik zorbalığın dolaylı olarak onaylanması anlamına gelebilir ve okul ortamında olumsuz sonuçlar doğurabilir” ifadelerini kullandı.
“Çocuklarınızla açık ve sık iletişim kurun”
Güvenli ve destekleyici bir ortamda eğitim almanın, sağlıklı ve mutlu büyümenin her çocuğun en doğal hakkı belirten Akın, profesyonel koçların eğitim ve öğrenci koçluğu alanında; farkındalık çalışmaları, NLP ve EFT teknikleriyle birlikte holistik yaklaşımlar uygulayarak öğrencilere destek olduğunu söyledi. Akran zorbalığının önlenebilmesi hakkında konuşan Akın, “Öncelikle ailelerin çocuklarını güçlendirmesi gerekir. Çocuklarınızla açık ve sık iletişim kurun, onlara duygusal destek verin. Olumlu rol model olmaları konusunda çocuklarınızı yönlendirin ve özgüvenlerini geliştirmeleri için yanlarında olun. Aynı zamanda siz yetişkinler de davranışlarınızla rol model olmayı unutmayın; çünkü çocuklar ebeveynlerini örnek alırlar. Çocuklarınızın kullandığı internet ve sosyal medya platformları hakkında mutlaka bilgi edinin. Bu platformlarda karşılaşabilecekleri riskler konusunda çocuklarınızı bilinçlendirin” şeklinde konuştu.

Akran Zorbalığı Nasıl Fark Edilir?
Akran zorbalığına uğrayan çocukların nasıl fark edilebileceği noktasında bilgi veren Akın, “Bazı çocuklar endişe, kaygı ve korkularını sözlü olarak ifade edemeyebilir. Bu nedenle çocuklarınızın duygu durumlarını gözlemlemeniz çok önemlidir. Sebebi bilinmeyen çizikler, yaralar ya da tekrarlayan fiziksel izler görülebilir. Okula ya da okul etkinliklerine gitmek istememe, aşırı gerginlik, arkadaş çevresinin aniden azalması, sosyal etkinliklerden uzaklaşma gibi davranışlar dikkat çekici olabilir. Ayrıca kıyafetlerinin, elektronik ya da kişisel eşyalarının kaybolması veya zarar görmesi, sık sık para istemesi, akademik başarısında düşüş, devamsızlıklar, uyku problemleri, kabuslar, baş ve mide ağrıları, ani öfke patlamaları da zorbalık belirtileri arasında sayılabilir” dedi.
Neler Yapılmalı
Çocukların fiziksel ya da duygusal zorbalığa maruz kalıyor olması halinde ebeveynlerin neler yapması gerektiği hakkında açıklamalarda bulunan Akın, “Aileler öncelikle çocuklarını yargılamadan dinlemeli ve duygusal destek sağlamalıdır. Gerekli durumlarda profesyonel yardım almaktan çekinilmemelidir. Okul yönetimleri ise kapsamlı zorbalık karşıtı programlar, düzenli eğitimler ve farkındalık kampanyaları düzenlemeli; net disiplin prosedürlerini kararlılıkla uygulamalıdır. Öğretmenler sınıf içi dinamikleri dikkatle gözlemleyerek erken müdahalede bulunabilir, empati ve sosyal beceri atölyeleri düzenleyebilir ve velilerle sık sık iletişim halinde olabilirler. Her çocuğun görülmeyi, duyulmayı ve en önemlisi güvende hissetmeyi hak ettiği bir dünyayı oluşturmak, toplumun ortak sorumluluğudur. Unutmayalım ki zorbalığın ilacı; empati, kabul, sevgi ve toplumsal sorumlulukta saklıdır” diyerek sözlerine son verdi.


