GÜNAYDIN Değerli Okurlar,

Tao Te Ching’in, 2 600 yılı aşkın bir süre önce yazdığı, eski Çin felsefesi klâsiklerinden biri olan “Yol ve Erdemin Kitabı” nda ilgi çekici bir tanım var. Deniyor ki:

“Hakikî iyilik su olmaya benzer. Sudaki iyilik on bin şey için iyiliktir ve hiçbiriyle rekabet etmez. Süzülür, en derin kuyulara iner ve nihayet yolunu bulur. “

Kuran-ı Kerim’ de, “Biz her canlı şeyi sudan yarattık!” buyurmuyor mu? (Enbiya Suresi, 30)

Su, canlıların hayatını sürdürmesi için gerekli olan ve bu sebeple hayati önem taşıyan, dünya üzerindeki en mucizevi maddedir.

Suyun canlılar üzerindeki özellikle de insan yaşamındaki önemi çok büyüktür.

Suyun doğası ise bir felsefe anlatır.

Su felsefesinin ilk özelliği alçak gönüllülüktür.

Nehirdeki suyu ele alalım. Hep alçaktan akar. Bitkilerin büyümesini, hayvanların hayatta kalmasını sağlar. Dikkati üzerine çekmez ya da hiçbir ödül ve farkındalığa ihtiyacı yoktur.

Su mütevazıdır. Ama suyun mütevazı katkısı olmadan şu an bildiğimiz hayat olmazdı.

Örneğin, dağdan akan suyu düşününüz... En az direnç gösteren yolu seçer akmak için. Yani önüne bir kaya çıkacak olursa vazgeçmez yolundan ama onunla uğraşmaz, kayayla mücadele etmez, etrafından dolaşıp devam eder akmaya...

Suyun bu doğasından alınan ilhamla şöyle der Bilge kişi:

“Seninle uğraşan hiç kimseyle uğraşma, eğer uğraşırsan onunla aynı yerde kalırsın. Etrafından dolanıp devam et yoluna.”

Diyelim ki dağdan akan su önüne çıkan kayanın etrafından dolaşamayacak bir yola denk geldi. O zaman ne yapar? Birikip, çoğalıp üstünden aşar.

Yok, eğer bu da olmuyorsa, sabırla kayayı damla damla delmeye başlar. Kayayı delmeyi başaran suyun kuvveti değildir, tabii ki, damlaların sürekliliğidir ki buna da “sabır” derler. “Sabretmek” hiçbir şey yapmadan oturmak değildir.

“Sabır dikenin içinde gülü, gecenin içinde gündüzü hayal edebilmektir.” der Şems-i Tebrizi.

Suyun doğası imkânsızın bile başarılabileceğini, bunun için sabırlı ve istikrarlı olduğunu öğretir.

Kayayı delen su elbette yine yoluna devam eder. Su hep akar ve çalışır. Bilir ki aktıkça temizlenir.

Bazen dere kenarlarında su birikintileri oluşur, akmayan su bulanır, çamurlaşmaya başlar! Üzerine pislik birikir ve Bilge kişiler bu yüzden derler ki:

“ Sen su gibi sürekli ak!”

“ Her daim yenilen!”

“Her gün yenilen!”

“İki günün aynı olmasın hep ilerle!”

“Dünü dünde bırak yeni şeyler öğren!”

Örneğin, su değişimden hiç korkmaz. Ama insanlar değişimi sevdiklerini söyleseler de aslında bundan çok korkarlar.

Su; değişimi çok güzel anlatır. Açıklıktır. Değişime açıktır. Bazen yağmur, bazen kar, bazen buz, bazen buhar olur. Buhar olduğunda çıkar gökyüzüne, yağmur olup, kar olup, yine iner yere.

Ayrıca su uyumludur. Çay bardağına koyduğunda çay bardağının şeklini alır, kovaya koyduğunda kovanın. Sürekli bulunduğu yere uyumlanır ama doğası da hiç değişmez. Her yere her şeye uyum sağlar. Unutma ki dünyada her zaman doğaya uyum sağlayanlar hayatta kalır. Uyum sağlayanlar esnektir çünkü. Değişime direnenler ise katıdırlar.

Fırtına en sert en güçlü ağaçları devirir ama esnek fidanlara, otlara hiçbir şey yapamaz. Ünlü filozof Jean Jacques Rousseau, “Siz hiç devrilen saz gördünüz mü?” diye sorar; dere kenarlarındaki sazlar, rüzgârın estiği yöne göre kırılırlar ama rüzgâr geçince tekrar eski hallerine dönerler. Rüzgârda devrilenler sert görünümlü ağaçlardır. O yüzden esnek olanlar, uyum sağlayanlar hayatta kalır. Aynı zamanda akışa teslim olur. Teslimiyet içindedir. Bu teslimiyet boyun eğmek değildir. Çünkü bilir ki bütün dereler eninde sonunda büyük denizlere, okyanuslara akar. Elinden geleni yaptıktan sonra hayatın akışına teslim olmaktır bu.

Su berraktır, şeffaftır. Olduğu gibidir yani. Paylaşımcıdır. Hep besleyicidir. İnsanları, hayvanları, doğayı besler. Hayatı başlatandır ve sürekli üretendir. Su olan her yerde bitkiler vardır, hayvanlar vardır, insanlar vardır, hayat vardır.

İşte suyun bu yapısından dolayı Bilge insanlar birbirlerine “Su Gibi Aziz Ol” derler.

Asla unutmayın, olan her şey hayırlıdır!

Gününüz aydınlık ve esenlik dolu olsun!

NE MUTLU TÜRK’ ÜM DİYENE!

NE MUTLU ATATÜRK’ ÜNİZİNDEN GİDENE!