İstanbul’a bu kadar yakın olup da insana şehirden tamamen uzaklaşmış hissi veren yerlerden biri Büyükada. Yaklaşık 1,5 saatlik bir vapur yolculuğunun ardından sizi bambaşka bir atmosfer karşılıyor. Üstelik dilerseniz bisikletinizi de yanınıza alıp adayı kendi temponuzda keşfetme özgürlüğüne sahipsiniz.
Ben her gittiğim yerde yeni rotalar keşfetmeyi seven biriyim. Bu ziyaretimde yolum, tasarımıyla dikkat çeken Depo Büyükada isimli kafeye düştü. Sade ama özenli detayları, sakin atmosferi ve huzur veren ortamıyla uzun süre vakit geçirmek isteyeceğiniz bir yer. Sanırım beni en çok etkileyen şeylerden biri de kitaplarla çevrili olmasıydı. Kitapları kurcalarken elime yogi Akif Manaf’ın olgunlukla ilgili serisi geldi. Yoga akademiyi hatırladım 2013 yılında ODTÜ’ye geldiklerinde yogayla tanışmam onlarla olmuştu. Kitapların olduğu her mekân bana her zaman ayrı bir huzur verir. Hatta sırf o hissi yaşamak için kırtasiyeleri dolaşan biri olduğumu rahatlıkla itiraf edebilirim.
Dünkü gezimin en güzel sürprizlerinden biri ise tamamen tesadüf eseri yaşandı. Benim gibi adayı tek başına gezen biriyle tanıştım ve birlikte daha önce hiç gitmediğim Aya Yorgi Beach’e geçtik. Adaya ücretsiz tekne servisiyle ulaşılan bu plajın girişi ücretli olsa da berrak denizi ve sakin atmosferi buna değiyordu. Bazen en güzel anılar, önceden planlanmadan yaşanan karşılaşmalarla oluşuyor.
İstanbul’dan ya da Yalova’dan kolayca ulaşılabilen adalar, sadece denize girmek ya da bisiklet sürmek için değil; biraz yavaşlamak, yeni insanlar tanımak ve kendine küçük keşifler hediye etmek için de harika bir seçenek. Bazen ihtiyacımız olan şey, çok uzağa gitmek değil; sadece kısa bir vapur yolculuğuyla kendimize yeni bir pencere açmak.
