Türkiye'de cumhuriyetin ilânından sonra, ülkenin ulusal dili kabul edilen Türkçeyi geliştirip bir bilim ve kültür dili içeriğine kavuşturabilmek için Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Dil Heyeti adlı özel bir kurul oluşturulması öngörülmüş; ancak söz konusu kurul uzun bir süre oluşturulamamıştı.

23 Mayıs 1928'de Dil Heyeti ya da Alfabe Encümeni diye anılan dokuz üyeli özel bir kurul oluşturuldu. Kurul, Cumhurbaşkanı Atatürk’ ün de katıldığı çalışmalarını Dolmabahçe Sarayı'nda Elifba (abece) ve Gramer (dil bilgisi) diye iki kolda sürdürdü.

1 Kasım 1928'e kökleri ön Türklere kadar giden yeni alfabe kabul edildikten sonra üye sayısı 17'ye çıkarılan kurul, Milli Eğitim Bakanlığına bağlandı.

Türkçe öğretim usullerine dair verilecek konferansları takip etmek, harf ve dil inkılâplarının gerçeklere göre millî dil öğretimine iyi bir yön vermek için bütün lise, ortaokul ve öğretmen okullarının Türkçe öğretmenleri Ankara’ ya çağrıldı. 2 Ağustos 1930 günü, 216 Türkçe öğretmeni, Ankara Musiki Muallim Mektebi Konferans Salonu’ nda toplandılar.

Tarih çalışmaları için 15 Nisan 1931'de kurulmuş olan Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti örnek alınarak bir dernek kurulmasına karar verildi.

Birinci Tarih Kurultayı çalışmalarının sürdüğü 10 Temmuz 1932 gecesi, kurultay üyelerinden bir bölümünü ve bazı arkadaşlarını Çankaya Köşkü'ne çağıran Cumhurbaşkanı Atatürk, onlarla Tarih Kurultayı çalışmalarını değerlendirdi ve dil sorununun nasıl çözüleceğini tartıştı.

Atatürk, 11 Temmuz 1932 akşamı ise Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti üyeleri ile birlikte Falih Rıfkı ve Ruşen Eşref Beyleri Çankaya Köşküne çağırdı. Türk Tarihi Tetkik Cemiyeti'ne benzer bir cemiyet kurulmasını ve Türk Dil Tetkik Cemiyeti olarak adlandırılmasını istedi.

Özetle geçiyorum, Türk Dili Tetkik Cemiyeti, 12 Temmuz 1932'de hepsi de milletvekili ve dönemin tanınmış edebiyatçıları olan Samih Rıfat, Ruşen Eşref, Celâl Sahir ve Yakup Kadri tarafından Ankara’ da kuruldu. Cumhurbaşkanı Atatürk, Türk Dili Tetkik Cemiyeti gibi bu cemiyetin de koruyuculuğunu üstlendi. Cemiyet, o yıl açılmış olan Ankara Halkevi'nde ayrılan bir odada çalışmalara başladı. TDK'nin ilk başkanı olarak Samih Rıfat Bey seçildi.

4 Eylül 1932'de gazetelerde yayımlanan bildiride ilk dil kurultayının 26 Eylül 1932 tarihinde Dolmabahçe Sarayında yapılacağını ilân edildi.

"Türkçe Kurultay" adı verilen ilk genel kurul 26 Eylül -5 Ekim 1932 tarihinde Dolmabahçe Sarayında gerçekleşti.

Türk Dili Tetkik Cemiyetinin maksadı, Türk dilinin öz zenginliğini meydana çıkarmak, onu dünya dilleri arasında değerine yaraşır yüksekliğe eriştirmektir.

Genel Merkez Kurulunun kurultayın belirlediği bir başkan, bir genel yazman ve bir sayman dışında altı üyeden oluşmasına karar verildi. Eğitim Bakanı'nın derneğin fahri reisi olması kabul edildi. Halit Fahri Bey'in önerisi ile her yıl 26 Eylül'ün cemiyetçe Dil Bayramı olarak kutlanması kabul edildi.

Kısacası Türk Dili Tetkik Cemiyeti, 12 Temmuz 1932 tarihinde Ankara’ da kuruldu.

Atatürk, 15 Temmuz 1932 tarihinde, Yalova’ ya gelmek için Ankara’ dan trenle hareket etti. Atatürk, tren yolculuğu boyunca, Türk Dili Tetkik Cemiyeti Reisi Samih Rıfat ve Genel Sekreter Ruşen Eşref ile Türk dili üzerine konuştular.

Türk Dili Tetkik Cemiyeti Ankara’ da kuruldu ama Atatürk’ ün Türk dili üzerine yürüttüğü çalışmaların önemli bir bölümü Yalova’ da şekillendi. Atatürk, millî benliği yaşatmak ve millî şuuru meydana getirmek için Türk dili ve tarihini İslâmiyet’ ten çok önceye götürme çalışmalarını Yalova’ da yaptı.

Atatürk, Yalova’ ya bavullar dolusu kitapla geliyor, Termal’ deki köşkünde bunları tek tek inceliyor, Yalova’ ya çağırdığı devlet ve bilim adamlarıyla konuyu sabahlara kadar süren toplantılarda tartışıyordu.

Atatürk, Türk Milleti’ ne büyük inkılâplar hediye etmişti. Bunlardan biri de Türk Dili üzerine oldu. Ruşen Eşref Ünaydın, Atatürk’ ün bu çalışmaları hakkında şunları anlatmıştır:

“… Daha ilk Dil Kurultayı’ ndan ( 26 Eylül- 5 Ekim 1932) iki yıl önce, bir akşam bana Yalova’da, Leon Cahun’ un ‘Fransa’ da Arı Dillere Takaddüm Eden Lehçenin Turanî Kökeni’ adındaki konferansı en kısa zamanda Türkçe’ ye çevirip kendisine vermemi istedi. Onu, Yalova’ da, kendi köşkünün yanındaki eski banyolar dairesinin sıra odalarından birine kapanarak bir günde Türkçe’ ye çevirip huzuruna sunmuştum.

… Yunus Nadi’ ye bunu küçük bir kitap haline basılmasını istedikten sonra bana dönüp dedi ki:

‘ Siz de Leon Cahun’ un bu tercümenize Jaques de Morgan’ ın ‘L’Humanite Presistorique’ adındaki kitabından bu mevzuyla ilgili bir fıkranın tercümesini, bir de Afet Hanım’ ın aynı mevzu üzerine yazıp okuttuğu notlarını ilâve ederseniz, bu küçük kitabın anlatmak istediği mesele de aydınlanmış olur’ dedi. Sonuçta, Türk Tarihinin Ana Hatları adındaki kitabın başına bu tercümeler de eklendi.”

Atatürk, Osmanlı devrinden kalma yazı dilini düzeltmek, yabancı sözlerden arıtmak ve öz Türkçe söz köklerinden bir edebî ve ilmî dil yaratmak gerekliliğini ispat amacıyla, Prof. Dr. Sadi Maksudi (Arsal) Bey’ in yazdığı “ Türk Dili İçin” isimli esere, 2 Eylül 1930 günü Yalova’ da şunları yazdı:

“Millî his ve dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin millî ve zengin olması millî hissin inkişafında ( açılma, meydana çıkma) başlıca müessirdir ( iz bırakan, hükmünü yürüten). Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek bağımsızlığını korumasını bilen Türk Milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır. Reisicumhur Gazi Mustafa Kemal”

Okuma sabrınızı zorlamak istemem. Sonuçta tüm fikrî alt yapısı Yalova’ da oluşturulan Türk Dili Tetkik Cemiyeti, Ankara’ da 12 Temmuz 1932 tarihinde kuruldu. Yalova’ da bulunan Atatürk, cemiyetin sonraki çalışmalarının şekillenmesinde de önemli rol oynadı.

Günün Sözü: “ Her haberi aynen kabul etmek uygun değildir. Doğrulanmamış bilginin haber özelliği olmaz.”

Aydınlık ve esenlik dolu günler dilerim.

Ne Mutlu Türk’ üm Diyene!