Psikolojik Danışman Kübra Karahanoğlu:

“Eskiden daha mı mutluyduk değil, bugün neden mutlu olamıyoruz bunu sormamız gerekiyor”

Karahanoğlu, özellikle sosyal medya çağında insanların kendi hayatlarını başkalarının “kusursuz görünen” yaşamlarıyla kıyaslamasının duygusal yıpranmayı artırdığını ifade etti.

Geçmişin bugünkü duygularla yorumlandığını belirten Karahanoğlu, “Zihnimiz bir arşivci gibi değil, bir hikâye anlatıcısı gibi çalışıyor. Seçici hafızamız duygu yükü fazla olan anıları daha yoğun saklıyor. Bu yüzden geçmişi düşündüğümüzde ‘O zamanlar daha mutluyduk’, ‘Çocukluğumuz ne güzeldi’ gibi cümleler kuruyoruz. Çünkü zihnimiz güzel olanı hatırlamaya daha meyilli” dedi.

Toplumda sıkça kullanılan “Nerede o eski bayramlar” sözünün de bu durumun bir yansıması olduğunu ifade eden Karahanoğlu, “Aslında geçmişte de zorluklarımız vardı. Annelerimiz, babalarımız da geçmişi güzel hatırlarken yaşadıkları sıkıntıları geri plana itiyor. Bu nedenle geçmişi biraz romantize ederek hatırladığımızı söyleyebiliriz” diye konuştu.

“Sosyal medya kıyas kültürünü büyüttü”

Sosyal medya platformlarının insanların ruh dünyasını doğrudan etkilediğini söyleyen Karahanoğlu, dijital dünyada çoğu zaman gerçek yaşamdan çok “sunulmak istenen hayatların” yer aldığını vurguladı.

İnsanların sosyal medyada hayatlarının yalnızca güzel kesitlerini paylaştığını belirten Karahanoğlu, “Birçok kişi mutlu bir hayat yaşamasa bile sosyal medyada böyle bir kurgu oluşturma ihtiyacı duyuyor. Bunu gören insanlar da ister istemez kendi hayatlarıyla kıyaslama yapıyor. ‘Onun hayatı daha güzel, daha huzurlu, daha başarılı’ düşüncesi kişilerin duygu dünyasını alt üst edebiliyor” ifadelerini kullandı.

Modern dünyanın sürekli daha fazlasını dayattığını söyleyen Karahanoğlu, “Bugün bize sürekli ‘Daha başarılı ol, daha mutlu ol, daha iyi görün, daha sosyal ol’ deniliyor. Bu beklentiler içerisinde mevcut hayatımızı kaçırabiliyoruz. Güzel hayat hep ertelenen bir hedefe dönüşüyor” dedi.

“Mutluluk beklenen bir tren değil”

Yalova’da KBB Randevuları Rahatlıyor
Yalova’da KBB Randevuları Rahatlıyor
İçeriği Görüntüle

Mevcut hayatın içindeki güzelliklerin çoğu zaman fark edilmediğini belirten Karahanoğlu, mutluluğun ertelenen bir hedef değil, anın içinde fark edilen bir duygu olduğunu söyledi.

Karahanoğlu, “Mutluluk tren değil ki bekleyesin de gelsin. Mutluluk anda yaşanan bir şey. Ruh sağlığı uzmanlarının sıkça söylediği ‘anda kalmak’ kavramını içselleştirdiğimizde aslında sahip olduğumuz güzellikleri daha net görebiliriz” diye konuştu.

Çocukluk döneminin daha mutlu hatırlanmasının altında sorumluluk azlığından çok duyguların yoğun yaşanmasının bulunduğunu ifade eden Karahanoğlu, “Çocukken bir arkadaşlık, bir şarkı, küçük bir an bizim için çok büyük anlam taşırdı. Duygular daha yoğun yaşanıyordu. Bu yüzden çocukluk dönemimizi daha mutlu olarak hatırlıyoruz” dedi.

“Seçenek arttı ama tatmin azaldı”

Günümüzde insanların daha fazla seçeneğe sahip olmasına rağmen tatmin duygusunun aynı oranda artmadığını belirten Karahanoğlu, hızlı tüketim kültürünün duygusal doyumu azalttığını söyledi.

Karahanoğlu, “Sürekli yeni seçeneklerin sunulması tatmin süremizi kısaltıyor. Her şeyin hızlı tüketildiği bir dünyada kısa süreli mutluluklar yaşıyoruz. Bu da uzun vadeli tatmin hissini azaltıyor. Kısa süreli dopamin etkisi, bir şeyden gerçekten keyif alma duygumuzu zayıflatıyor” ifadelerini kullandı.

Açıklamalarının sonunda dikkat çeken bir değerlendirmede bulunan Karahanoğlu, “İnsanlar eskiden daha mutluydu demek aslında bugünkü duygusal iklimimizi anlatıyor. Belki de asıl sormamız gereken soru ‘Eskiden daha mı mutluyduk?’ değil, ‘Bugün neden mutlu olamıyoruz?’ olmalı” dedi.

Muhabir: Rümeysa Şahin - Sezgin Altınel