Bu hafta sizlere 30 Ağustos Zafer Bayramı ve önemi hakkında birşeyler yazmak istedim.Malum geçtiğimiz hafta şanlı zafer bayramının 104.yılını tüm Türkiye olarak yurdun dört bir yanında coşkuyla kutladık.
İlimizde büyük bir coşkuyla kutlanan zafer ;Mustafa Kemal Atatürk’ün dehasının bir ürünüdür. Askeri öğrenci yıllarından itibaren planladığı ve hayata geçirdiği bir zaferdir.
Atatürk her şeyden önce bu başarının nasıl elde edileceğini yaptığı kongrelerle anlatarak;çözümün yine halk tarafından kazanılacağını dile getirmiştir.Türk halkını bir amaca kenetlemeye çalışırken hem iç hem dış düşmanlarla uğraşırken bir an olsun vazgeçmemiş,kararlı adımlarla kendi hayatını ortaya koymuş bir liderdir.Hatta bir konuşmasında benim vücudum elbet birgün toprak olacak fakat düşüncelerim ebediyen yaşayacaktır.Buna sahip çıkacak cesareti gösterecek halkına güvenmiştir.
Halkına bağlı olan Atatürk bu zafer için ikinci adım TBMM’İNİ açarak halk ile meclisi bütünleştirerek ;hep meşru adımlar atarak halkının yanında olduğunu dile getirmiş.TBMM’’de halk temsilcileri sayesinde kararları onların huzurunda olarak başkomutanlık yetkisini uzatmıştır.Hatta Sakarya Meydan Muharebesi ile Büyük Taaruz arasındaki bir seneye yakın zaman zarfında gerekli zamanı kazanarak askerlerini belli noktaya çekerek büyük zafere hazırlık yapmış.Bunu öngörüleriyle 14 günde bu hedefe ulaşacağını sesli dile getirmiş.Bir gün yanılmayla Türk ordusu İzmir e girmiştir.
Bu esnada Ordunun temel ihtiyaçlarını karşılamak için TBMM’de yeni bir ordu kurdurarak yeni kurulan Sovyetlerden askeri malzeme tedarik etmeyi planlamış.Aynı zamanfa verdiği bu mücadele birçok ülkeye örnek teşkil etmiştir.Tamamen planlama,taktik ve uygulama aşamalarını gözden geçirerek askerimizi mümkün olduğunca savunma durumuna geçirerek büyük taaaruza hazır hale getirmiştir.
Şehit ve gazilerimizin ve halkımızın top yekün mücadelesiyle 30 Ağustos Zafer Bayramına ulaştığımızı söylemek isterim.Başta kurtarıcımız Atatürk olmak üzere ebediyete intikal eden herkese ve gazilerimize sonsuz şükranlarımı sunuyorum.İyi ki varsınız.
Yazımı burada noktalarken şair Nazım Hikmet’in güzel bir şiiriyle veda etmek istiyorum.
Kuvayi Milliye Destanından
Dağlarda tek
Tek
Ateşler yanıyordu
Ve yıldızlar öyle ışıltılı ,öyle ışıltılı,öyle ferahtılarki
Şayak kalpaklı adam
Nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
Güzel,rahat günlere inanıyordu
Ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında
Birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O saati sordu
Paşalar:’Üç dediler’’
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,eğildi,durdu
Bıraksalar
İnce ,uzun bacakları üstünde yaylanarak
Ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe’den Afyon ovasına atlayacaktı.
Nazım HİKMET
Yazımı burada noktalarken herkese sağlık ve huzur dolu günler diliyorum.Neşeyle kalın…