Bu hafta sizlere farklı bir konu hakkında bir şeyler yazma ihtiyacı duydum. Sevgili okurlarım, sık yaptığımın bir hata ve sonuçlarının neler olabileceğini sizlerle paylaşmak istedim.
Maalesef ülkemizde insanlar nedense birbirinin hayatına karışmayı marifet sayarlar. Örneğin aile, çocuk sahibi olmayı istememiştir. Neden çocuk sahibi olmuyordur? Bu işin yaşlılık evresi, yoksa sağlık sorunlarını yaşıyorsunuzdur; benzer sorunlarla karşılaşma ihtimali oldukça yüksektir.
"Neden A Üniversitesini tercih ettin? O bölümde iş bulabileceğini düşünüyor musun?" Oysa bu durumlar bir ailenin koşullarını, gelecek planlarını, hayatını görmeden gelecek ve ister istemez sınırlarını aşarak bir yorumda bulunma cüretinden başka bir şey değildir.
En çok da "En az üç çocuk" tavsiyesinde bulunulmasını da bundan farklı bir yönü yoktur. Peki aile temel ihtiyaçlarını, yeterli sosyal, psikolojik ve ekonomik besini çocuklarına karşılayıp karşılayamayacağını bilmeden bir istekte bulunmak ne kadar doğru? Artık özel hayatlara müdahale etmeyi bırakmıyor muyuz?
Bazen annelere fazla sorumluluk yüklenir. "Anasın annesi..." Uykusuz kalsa da anne, sütü az gelse de anne, ne yapıp edip çocuklarıyla ilgilenmek zorundadır. Annenin hava almaya, gezmeye ve sosyalleşmeye fazlasıyla ihtiyacı var.
Bence toplum olarak "kıyaslama" huyundan acil vazgeçmeliyiz. Kendi doğrularımızı ve kendi iç huzurumuzu sağlayarak mutlu olmalıyız. Başkalarının hayatı hakkında yorum yapmaktan mümkün olduğu kadar uzak durmalıyız. Her aile kendi içinde kendi dünyasını yaşar; kırgınlıkları, sevinçleri ve umutları barındırır.
Kısacası sevgili okurlarım, başkalarının hayatına karışmak hiçbir zaman hak değildir, bu böyle bilinmeli. Asıl hayat bizim yaşadığımız kendi dünyamız olan yaşamdır.
Yazımı burada noktalarken sizlere sağlık ve huzur dolu günler diliyorum.
Neşeyle kalın…