ABD’nin Maskelenmiş Yüzü -12
ABD- NİKARAGUA İLİŞKİLERİ 1980
Nikaragua, 130.370 km² yüzölçümüyle Orta Amerika'nın coğrafi olarak en büyük ülkesidir. 2024 yılı itibarıyla 7.142.529 nüfusuyla Orta Amerika'nın en kalabalık üçüncü ülkesidir. Nikaragua'nın çok etnikli nüfusu, melez, yerli, Avrupalı ve Afrikalı kökenli insanları içermektedir.
Nikaragua, kuzeyde Honduras, doğuda Karayip Denizi veya Atlantik Okyanusu, güneyde Kosta Rika ve batıda Pasifik Okyanusu ile çevrilidir. Ülke ayrıca batıda El Salvador ve doğuda Kolombiya ile deniz sınırlarını paylaşmaktadır.
Nikaragua, Orta Amerika'nın en verimli topraklarına ve ekilebilir arazilerine sahip olması nedeniyle "Orta Amerika'nın tahıl ambarı" olarak bilinir.
Eski çağlardan beri çeşitli yerli kültürlerin yerleşip yaşadığı bu bölge, 16. yüzyılda İspanyol İmparatorluğu tarafından fethedilmiştir.
Nikaragua, 1821 yılında İspanya'dan bağımsızlığını kazandı. Sivrisinek Sahili ise farklı bir tarihsel yol izleyerek 17. yüzyılda İngilizler tarafından sömürgeleştirildi ve daha sonra İngiliz yönetimi altına girdi. 1860 yılında Nikaragua'nın özerk bir bölgesi haline geldi ve en kuzeydeki kısmı 1960 yılında Honduras'a devredildi.
Bağımsızlığından bu yana Nikaragua, siyasi huzursuzluk, diktatörlük, Amerikan işgali ve mali kriz dönemlerinin yanı sıra 1960'lar ve 1970'lerdeki Nikaragua Devrimi ve 1980'lerdeki Kontra Savaşı'nı da yaşadı.
Nikaragua, Daniel Ortega'nın başkanlığı döneminde 2007'den sonra önemli bir demokratik gerileme yaşadı ve bu da 2018'de büyük protestolara ve ardından gelen baskılara yol açtı. 2021 seçimlerinin ardından, yaygın olarak otoriter bir diktatörlük olarak tanımlandı.
2025 yılında, Yolsuzluk Algılama Endeksi'ne göre Nikaragua, Venezuela'dan sonra Latin Amerika'nın en yolsuz ikinci ülkesi olarak saptandı.
"Göller ve volkanlar ülkesi" olarak bilinen Nikaragua, aynı zamanda Amerika kıtasının ikinci en büyük tropikal yağmur ormanlarına ev sahipliği yapmaktadır. Biyolojik çeşitlilik, sıcak tropikal iklim ve aktif volkanlar, Nikaragua'yı giderek daha popüler bir turizm merkezi haline getirmiştir.
Kısaca Nikaragua Tarihi
Christopher Columbus tarafından 1502 yılında Nikaragua kıyıları keşfedildiğinde ülkede Miskitolar gibi birçok yerli kabile vardı. 17. ve 18. yüzyıllarda İspanyollar Nikaragua'nın büyük bölümünü sömürge hâline getirmiştir.
1821'de bağımsızlığını kazanan Nikaragua, bir süre Meksika ile daha sonra Orta Amerika Birleşik Devletleri ile birleşti. Nihayet 1838'de bağımsız bir cumhuriyet oldu.
Amerika Birleşik Devletleri Deniz Kuvvetleri, yirminci yüzyıl başlarında son olarak 1926 ve 1933 yılları arasında olmak üzere ülkeyi defalarca işgal etti.
Amerikan birliklerinin 1925'te çekilmesinin hemen ardından bir iç savaş patlak verdi.
Liberal önderlerden Augusto César Sandino silahlı mücadeleyi sürdürürken; öteki Liberal önderler Amerika Birleşik Devletleri denetiminde yapılacak seçimlere katılmayı kabul ettiler.
1928 ve 1932'deki seçimlerin ikisini de liberal adaylar kazandı. Bu arada, ABD subaylarının gözetiminde Nikaragua Ulusal Muhafızları adlı bir askerî birlik oluşturuldu. ABD kuvvetlerinin 1933'te ülkeyi terk etmeleri üzerine Sandino da silahlı mücadeleyi bıraktı.
Ulusal Muhafızların komutanı Anastasio Somoza Garcia 1936'da kendini başkan seçtirdi ve elinde topladığı geniş yetkilerle baskıcı bir yönetim kurdu. Somoza’nın 1956'da öldürülmesi üzerine başkanlığa oğlu Luis Somoza getirildi.
1962'de Somoza rejimini hedef alan en büyük muhalefet gruplarından (FSLN) Sandinista Ulusal Kurtuluş Cephesi gerilla örgütü ortaya çıktı. Luis Somoza'nın 1967'de kalp krizi geçirerek ölmesinin ardından kardeşi Anastasio Somoza başkan oldu.
Anastasio Somoza’nın 1972'de Managua'da 6 bin kişinin ölümüne ve 300 bin kişinin evsiz kalmasına yol açan deprem nedeniyle gönderilen uluslararası yardımları el altından kendisinin ve ailesinin hesaplarına aktardığı ortaya çıktı.
1974'te de anayasayı değiştirerek ikinci kez başkan seçilmesini sağladı. Aynı dönemde, gerilla savaşında önemli kayıplara uğrayan Sandinistalar (FSLN), bu gelişme üzerine liberal çevreler ve orta sınıfla ittifaka yöneldiler.
Ocak 1978'de, Demokratik Kurtuluş Birliği (UDEL) adlı güçlü bir muhalefet hareketinin lideri olan gazeteci Pedro Joaquin Chamorro'nun öldürülmesiyle, genel grev dalgası ve yaygın şiddet hareketleri başladı.
Yeniden silahlı mücadeleye başlayan Sandinistalar, başkent hariç tüm ülkenin kontrolünü ele geçirdiler. Başkan Somoza, 17 Temmuz 1979'da istifa ederek, yönetimi Francisco Urcuyo'ya devretti ve Miami'ye kaçtı. Francisco Urcuyo da iki gün sonra Guatemala'ya kaçtı.
· 19 Temmuz 1979'da FSLN Ordusu, başkent Managua'ya girdi ve 45 yıllık Somoza rejimine son verdi.
· Yeni yönetim Somoza ailesinin mülklerini kamulaştırarak; bir dizi devletleştirmeye girişti ve sosyalist ülkelerle yakın ilişkiler kurdu.
· Bunun üzerine ABD, Nikaragua'ya yaptığı ekonomik yaptırımı keserek yönetime karşı gerilla mücadelesi yürüten sağcı Kontralar'a geniş çaplı destek vermeye başladı.
· Ekonomisi ağır bir bunalıma giren Nikaragua'nın bazı Orta Amerika ülkeleriyle ilişkileri de bozuldu.
Şubat 1989'da Orta Amerika ülkeleri başkanlarının El Salvador'da yaptığı toplantıda serbest seçimlere gidilmesi ve Somoza'ya bağlı Ulusal Muhafız örgütünde görev yapmış 1.900 kadar mahkûmun serbest bırakılması karşılığında kontra birliklerinin dağıtılması konusunda anlaşmaya varıldı.
Aynı yıl, basın özgürlüğünü güvence altına alan ve seçim sistemini yeniden düzenleyen yasalar çıkarıldı. Yine aynı yıl ABD Nikaragua'ya karşı beş yıldır uyguladığı ambargoyu kaldırdı.
Nikaragua – ABD İlişkileri
Amerika Birleşik Devletleri ile Nikaragua arasındaki ilişkiler, 19. yüzyıldan bu yana askeri müdahaleler, ekonomik ambargolar ve derin siyasi krizler nedeniyle oldukça gergin ve çatışmalı bir tarihe sahiptir.
· ABD, 20. yüzyılın başlarında stratejik çıkarları ve olası bir kıtalararası kanal geçişini kontrol etmek amacıyla Nikaragua'yı doğrudan işgal etti.
· 1979 yılındaki Sandinista Devrimi sonrasında ABD, solcu yönetime karşı Contra gerillalarını finanse ederek ülkeyi ekonomik olarak ablukaya aldı.
· Günümüzde ise Daniel Ortega yönetiminin baskıcı politikaları, insan hakları ihlalleri ve mülklere el koyma vakaları sebebiyle iki ülke arasındaki diplomatik ve ekonomik sürtüşmeler en üst seviyededir.
· Nikaragua, 1984 yılında Uluslararası Adalet Divanı'na başvurarak ABD'nin ülkesindeki Sandinista hükümetini devirmek için paramiliter grupları (Kontraları) eğittiğini, silahlandırdığını ve ülkenin ekonomik tesislerine saldırılar düzenlediğini (limanların mayınlanması dahil) belirtti.
· Mahkeme 1986 yılında, ABD'nin Nikaragua'daki muhalif grupları (Kontraları) finanse ederek ve limanları mayınlayarak uluslararası hukuku ihlal ettiğine, bu eylemleri durdurması ve tazminat ödemesi gerektiğine hükmetti.
· ABD, Divan'ın bu konuda karar verme yetkisi olmadığını savunarak yargılamanın ilerleyen aşamalarından çekildi ve kararları tanımayacağını ilan etti.
ABD Sert Yaptırımlar Uyguluyor
· Washington yönetimi; insan hakları ihlalleri, demokratik süreçlerin tasfiye edilmesi ve ABD varlıklarına el konulması gerekçeleriyle Nikaragua'lı yetkililere ve altın sektörü gibi kritik alanlara yönelik peş peşe ekonomik yaptırımlar uygulamaktadır.
Siyasi düşmanlığa rağmen ABD, Nikaragua'nın ihracatında ve dış ticaretinde hâlâ ilk sırada yer almaktadır. Buna karşın ABD tarafı serbest ticaret anlaşması (CAFTA-DR) haklarının gözden geçirilmesini ve kısıtlanmasını gündemde tutmaktadır.
Değerli okurlar bir sonraki yazım ABD- ABD LİBYA 1986, 2011, 2015 İLİŞKİLERİ olacaktır. Sevgiyle, mutlulukla ve sağlıcakla kalınız.