Yalova’nın Adnan Menderes Mahallesi, Şehir Yaşar Kuş Caddesi, Rahmi Üstel Caddesi, Gazi Osman Paşa Mahallesi, Kazım Patıl Caddesi…

Bu caddelerde yürüyen herkes aynı gerçeğe çarpıyor: Konut olarak planlanmış zemin katların ön bahçe mesafelerinin sessiz sedasız birer birer iş yerine dönüştürülmesi…

Bu bir “ticari canlılık” değil.
Bu bir “girişimcilik başarısı” değil.
Bu, kent suçudur.

Bir mimar olarak açık ve net konuşuyorum: Bu görüntü; plansızlığın, denetimsizliğin ve göz yumulmuş hukuksuzluğun fotoğrafıdır.

İmar Kanunu, belediyelerin duvara astığı çerçeveli bir metin değildir.
İmar planları, “işimize gelirse uyarız” denilecek öneriler hiç değildir.

Konut alanı olarak planlanan bir parselde ön bahçe mesafesinin iş yerine çevrilmesi;

  • Yangın güvenliğini bozar.
  • Otopark, yükleme, servis gürültüsü ve atık sorunları yaratır.
  • En önemlisi; o binada yaşayan insanların yaşam hakkını ihlal eder.

Bir mahallede sabah fırın kokusu yerine jeneratör gürültüsü varsa, akşam çocuk sesi yerine kepenk sesi duyuluyorsa, kaldırımlar tabela ve mal yığınlarıyla işgal ediliyorsa, orada şehir yaşamı bitmiştir.

Konut alanları ticarethaneye, mahalleler düzensiz çarşılarla, şehirler kimliksiz beton yığınlarına dönüşür. Bu dönüşüm kendiliğinden olmaz; göz yumanlarla olur.

Ruhsatsız ya da plan dışı açılan her iş yeri;

  • Belediyenin denetim zafiyetidir.
  • Şehircilik ilkesinin inkârıdır.
  • Kamu yararına ihanettir.

“Zamanında yapılmış”,
“Esnaf mağdur olmasın”,
“Yıllardır açık”

gibi bahanelerle hukuksuzluk meşrulaştırılamaz. Bir yanlış, uzun süre devam edince doğruya dönüşmez.

Mimarlık sadece bina çizmek değildir. Mimarlık, kente sahip çıkmaktır.

Bugün Yalova’da ön bahçe mesafeleri işgal ediliyorsa, yarın aynı hoyratlık üst katlara, sokaklara ve meydanlara uzanır.

Ve sonra herkes sorar:
“Bu şehir nasıl bu hâle geldi?”

Cevabı bugün gözümüzün önünde duruyor.

Bu bir uyarıdır.
Bu bir itirazdır.
Bu bir mimarın kentine karşı borcudur.

İmar Kanunu’nu çiğneyerek büyüyen ticaret, eninde sonunda şehrin çöküşüne yatırım yapar.

Ve unutmayın:
Şehirler sessizce ölür.
Ama bedelini herkes öder.