“Kahramanların Ölümü” şiirinin son dizelerini başlıkta okurken hepiniz geçtiğimiz hafta yaşanan o elim olayı kast ettiğimi anladınız.

Yalova huzurun şehri olarak bilinir. Rüzgarın denize karıştığı, sakin sokakların insanı dinlendirdiği bir kent olarak. Fakat geçtiğimiz 29 Aralık’ta bu huzur, kara bir haberle yaralandı. Bir hücre evine yönelik yürütülen operasyonda polislerimize açılan hain ateş, bu sessizliğe derin bir acı bıraktı.

Operasyonda; İlker Pehlivan, Turgut Külünk ve Yasin Koçyiğit adlı üç kahraman polis memurumuz şehit oldu. Bu isimler artık yalnızca resmi kayıtlarda değil; milletimizin kalbinde, minnetle anacağımız kahramanlar olarak yaşayacaklar.

Onlar; sevdiklerinin yüzünü son kez göremeden, evlerine dönmeyi beklemeden, vatanın güvenliği için o karanlık kapıyı çaldılar.

Onlar; terörün karanlığını söndürmek için kendi hayatlarını ortaya koydular.

Onlar; gece saat 02.00 sularında göreve çıktıklarında, hiçbirimizin bilmediği bir korkuyla değil, kahramanlık, fedakarlık ve görev aşkıyla yürüdüler operasyon yollarına.

Terörün dili, dini, bir inancı yoktur. O sadece nefretin, kaosun ve korkunun sembolüdür. Bu hain saldırı, yalnızca güvenlik güçlerimize yönelik bir silah sıkma eylemi değil; ülkemizin birlik ve bütünlüğüne, barış ve huzur özlemine yönelmiş bir kalleşlikti.

Kentimizde yaşanan bu saldırı, bize bir kez daha gösterdi ki bu topraklarda huzuru sağlamak, sadece bir sabah uyandığımızda var olan bir şey değildir. Bu huzurun ardında; İlker, Turgut ve Yasin gibi isimler, gece gündüz demeden çalışan güvenlik güçlerimiz vardır. Onların göz ardı edilen fedakarlıkları, aslında bizlerin her günümüzü tehlikeden uzaklaştırmakta.

Bugün Yalova’nın sokakları yeniden sakin görünebilir. Evlerde çaylar demlenebilir, gazeteler okunabilir. Ama o sabahın karanlığında, bir çatı altında verilen mücadele, bizlere bu huzurun kolay kazanılmadığını hatırlatıyor ve hep hatırlatacak.

Aileleri, arkadaşları ve tüm milletimiz adına;

İlker Pehlivan’a, Turgut Külünk’e ve Yasin Koçyiğit’e Allah’tan rahmet diliyorum.

Mekânları cennet, makamları yüce olsun.

Geriye bıraktıkları emanet, yalnızca bir bayrak ya da bir anıt değildir. Onların cesareti, azmi ve vatan sevgisi, Türkiye’nin her karışında yaşamaya devam edecektir.

Ve unutmayalım ki; bu ülke, teröre boyun eğmez. Bu ülke, şehitlerini anar, minnetle yad eder ve onların bıraktığı emaneti daha da güçlü tutar.

Ruhları şad olsun…