GÜNAYDIN Değerli Okurlar,
ATATÜRK’ ten önce, yeryüzünde elli kadar bağımsız devlet varken, bugün bu sayının Birleşmiş Milletler 'in kayıtlarına göre dünya üzerinde toplamda 205’ yi aşmış olması gerçeğini yaratmış olan faktörlerin başında, şüphesiz ATATÜRK faktörü bulunmaktadır.
Millî Mücadele başındaki dönem Türkiye’sinin koşulları kadar ağır ve ümitsizliğini bütün tarihte bulmak mümkün değildir.
Memleket fiilen parçalanmış, en önemli yerleri yabancı işgal altında, ekonomi sıfır noktasında, ordu dağılmış, meclis dağıtılmış, ülkeyi yönetmesi gerekenler işgalcilerin ağır baskısı altında, ümit sarsılmış ve bu ortamda “Manda” yı şerlerin ehveni görenler var.
İşte bu, dünyanın belki en talihsiz, en olumsuz, en ümitsiz koşulları altında bir milletin kendisi ile özdeşleşen liderinin yönetiminde, harikalar yaratarak bağımsızlığını kurtarmış olması, sadece mazlum ve esir milletlere ümit aşılamakla kalmamış, aynı zamanda batılı sömürgecilere de düşündürücü ders olmuştur.
Onlar artık anlamışlardır ki, sömürgecilik modelinde ısrar etmek artık çağdışı bir davranış olacaktır.
Türkiye’ nin ilk Çalışma Bakanı, Türkiye Cumhuriyet’ in 17’ nci Başbakanı, Kontenjan Senatörü Prof. Dr. Mahmut Sadi Irmak (1904- 1990)’ a göre; İşte Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün batı dünyasındaki etki ve yankılarının en önemlilerinden birisi bu olmuştur.
Sömürgecilik dönemini artık tarih sona erdirmektedir.
Milletler, hele o yetenekte bir lider bulunca, yoksa yaratarak, insanca haklarına sarılarak, mücadelenin bütün rizikolarına katlanmayı göze alınca, artık sömürü saltanatı devam edemez.
*
1923 yılında, daha sonra İngiliz krallık tahtına oturacak olan Edward, Hindistan’ı veliaht olarak ziyaret etmektedir. Top ve trampet sesleri arasında bir savaş gemisinden iner. Ama kendisini karşılayanlar, sadece birkaç mihrace ile birkaç yerli görevlidir. Alışılmışın tersine, halk ortalarda yoktur. Halkın bu ilgisizliğine çok üzülür ve babasına bir mektup yazarak sorar:
"Acaba bu durum, Gandi’ nin düzenlediği bir aşağılama gösterisi midir?"
Babasının verdiği cevap, Mustafa Kemal Paşa’nın nasıl göründüğünün ve öneminin açıklamasıdır:
"Hayır! Bunun nedenini Mustafa Kemal’in açtığı Kurtuluş Savaşı’nda aramak daha doğru olur..."
*
ATATÜRK’ ün batı dünyasındaki ikinci önemli etki ve yankısı, barış ve barışçılığı insanî bir ülkü olarak, daha kendisi millî mücadele boğuşmaları içindeyken ön plâna almış olmasıdır.
“ Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” sloganının ruhlara ve beyinlere işlemesini önlemek mümkün olamazdı.
Bu görkemli ve sürekli telkin, İkinci Dünya Savaşı dramından sonra barışı korumak üzere bir Birleşmiş Milletler organının kurulmasına ve bunun ilk eseri olarak “ İnsan Hakları Bildirisi” nin yayımlanmasına olanak yaratmıştır.
Savaşı, savunma zorunluğu dışında, cinayet olarak nitelemiş olan çağın en büyük askeri Mustafa Kemal ATATÜRK, barış ideolojisinin bayrağı olmuştur.
ATATÜRK bir asker olduğu halde mümkün olduğu kadar savaşın dışında kalmak isterdi. Şu sözlerinin derin anlamı vardır:
"Mutlaka şu ve bu sebepler için, milleti savaşa sürüklemek taraftan değilim. Savaş zorunlu ve hayati olmalıdır. Gerçek kanaatim şudur: Milleti savaşa götürünce vicdanımda azap duymamalıyım, öldüreceğiz diyenlere karşı, ölmeyeceğiz diye savaşa girebiliriz. Lâkin millet hayatı tehlikeye maruz kalmıyorsa savaş cinayettir".
Bu sözler, dahî bir askerin savaşın ne zaman yapılabileceğini gösteren bir ölçüsüdür. Millet hayatı tehlikeye girmedikçe, çıkarılan savaş savaş değil, cinayettir, öyleyse esas barıştır.
Savaşın bir millet için ne demek olduğunu ve neler getirdiğini en acı ve açık biçimde gören, yaşayan ATATÜRK, büyük zaferin kazanılmasından sonra hep barışçı bir siyaset izlemiştir.
Yurtta barış, millî birlik ve beraberliğin sonucudur. Vatandaşlar birbirlerini kırmadan, birbirlerinin hak ve özgürlüklerine saygı duyarak yaşamalıdırlar. Bu memlekette esenliği sağlar ve aslında gelişmenin, kalkınmanın ve demokrasinin de en önemli şartlarındandır.
ATATÜRK’ ün dünyaya önderlik ettiği bir diğer nokta da devleti sosyal devlet haline getirme yolundaki atılımıdır.
O göstermiştir ki, sosyal içerikli tedbirler almak, sadece zengin devletlerin tekelinde değildir.
Ekonomileri zayıf ve gelişme sürecinde olan devletler de birçok sosyal eserler e kurumlar yaratabilirler.
ATATÜRK’ ün batı dünyasına da yayılmış olan bir etki ve yankısı da tuttuğu yeni ve insanî milliyetçilik anlayışıdır.
Tam bağımsızlık ve her milletin millî bağımsızlığına saygı ve milliyetçiliğin agresif fanatizmlerden uzak tutulması ATATÜRK milliyetçiliğinin temelidir.
Gününüz aydınlık ve esenlik dolu olsun.
Ne Mutlu Türk’ üm Diyene!
Ne Mutlu ATATÜRK’ ün İzinden Gidene!