GÜNAYDIN Değerli Okurlar,
“1923; Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’ nin kuruluşunun simgesi, onur ve gurur duyduğum bir tarihtir.”
Bu samimî duygumu belirttikten sonra, bu günkü konumuza gelelim.
Türk diplomatlarına, misyonlarına ve kuruluşlarına karşı Ermeni terörizmince girişilen saldırılar, bir bakıma 27 Ocak 1973’ te başladı.
ABD (Santa Barbara, Kaliforniya)’ da, Türkiye’ nin Los Angeles Başkonsolosu Mehmet Baydar ve Konsolos Bahadır Demir, 78 yaşındaki Amerikan uyruklu Ermeni Gurgen ( Karakin ) Yanikian tarafından şehit edildiler.
Uydurma bir bahaneyle kendilerini Santa Barbara’ daki bir otele davet ederek tabancasıyla öldüren Yanikian, cinayetten sonra tutuklandı ve müebbet hapse mahkûm oldu.
31 Ocak 1984 tarihinde hastalık ve kocama nedeniyle serbest bırakılan Yanikian 27 Şubat 1984’ te öldü.
Türk diplomatlarına karşılık saldırı ve bireysel terörizm olarak nitelendirilebilen bu iki kişinin öldürülmesi olayı daha sonra bir cinayetler zincirini başlattı ve örgütlü Ermeni terörüne örnek oldu.
Belki de sırf bu maksatla plânlanmış bir saldırı işareti idi.
Ermeni terör saldırıları ve cinayetler kronolojik olarak oldukça uzun.
Bu gün sadece Temmuz ayında karşımıza çıkan bazı Ermeni terör faaliyetlerini hatırlatacağım.
Belki ileride tamamını açıklarım.
8 Temmuz 1979’ da, Fransa’ nın başkenti Paris’ te, arka arkaya bombalı saldırılar oldu. Birinci hedef, THY bürosuydu. Ardından Çalışma Ataşeliği ile Türk Turizm ve Tanıtma Bürolarında bombalar patladı. Türkiye’ nin OECD Daimî Temsilcisini hedef alan dördüncü suikast zamanında engellenebildi. Sorumlu: JCAG.( JCAG: Justice Commandos of The Armenian Genocide- Ermeni Soykırımı Adalet Komandoları)
31 Temmuz 1980’ de, Türkiye’ nin Atina Büyük Elçiliği İdarî Ataşesi Galip Özmen, ailesiyle birlikte bindiği arabasında saldırıya uğradı. Saldırıda Galip Özmen olay yerinde şehit oldu. On dört yaşındaki kızı Neslihan Özmen ağır yaralı olarak kaldırıldığı hastanede 4 Ağustos günü hayatını kaybetti. Eşi Sevil ve on altı yaşındaki oğlu Kaan yaralandılar, 15 yaşındaki oğlu Alper Özmen ise yara almadan kurtuldu. Bu cinayetlerin ASALA üstlendi. (ASALA: Armenian Secret Army for The Liberation of Armenia- Ermenistan’ ın Kurtuluşu İçin Ermeni Gizli Ordusu)
11 Temmuz 1982’ de, Hollanda/ Rotterdam’ da, Türkiye Başkonsolosu Kemalettin Demir, iki Ermeni teröristin saldırısına uğradı. İki teröristten biri polis tarafından yakalandı. Sorumluluğu “Ermeni Kızıl Ordusu” adlı bir örgüt üstlendi.
14 Temmuz 1983’ te Brüksel Türk Elçiliği’ nde İdarî Ataşe olarak görev yapan Dursun Aksoy, öldürüldü. Bu cinayeti üç örgüt üstlendi: ASALA, SCAG ve Ermeni Devrimci Ordusu.
15 Temmuz 1983’ te Fransa/ Paris Orly’ deki THY’ nın yolcu ve bagaj işlem bürosu önünde, bir valiz içine yerleştirilmiş patlayıcı maddenin patlaması sonucu ikisi Türk, dördü Fransız, biri Amerikalı, biri İsveçli sekiz kişi hayatını kaybetti. 28’ i Türk 60 kişi yaralandı. ASALA, katliamın sorumluluğunu üstlendi. Katil, bombanın uçuş sırasında patlamak üzere hazırlandığını da itiraf etti.
27 Temmuz 1983’ te, Lizbon’ da beş Ermeni terörist, Türk Elçiliği’ ni işgale yeltendi. Büroyu işgal etmeyi başaramayınca içeri girerek Büyükelçi ve ailesini rehin aldılar. Terörist grubun yanlarında getirdikleri bombaların patlaması üzerine teröristlerin dördü ve Cahide Mıhçıoğlu parçalanarak öldü. Yurtsev Mıhçıoğlu ile oğlu yaralandı. Beşinci terörist binayı kurtarmaya çalışan Türk güvenlik görevlileri tarafından öldürüldü. Bu arada Portekizli bir polis memuru hayatını kaybetti, bir başkası yaralandı. Katliamın sorumluluğunu “ARA” adlı bir terörist şirket üstlendi. (ARA: Armenian Revolutionary Army)
Ermeni terör örgütleri, 1970 ve 80'li yıllarda Türk diplomat ve yakınlarını hedef alarak 31 kişiyi şehit etti.
Ermeni terör örgütlerinin 1970 ve 80'lerde düzenlediği silahlı ve bombalı saldırılar sonucu çok sayıda Türk diplomatı ve yakını şehit olurken, bu kanlı dönem Türk Dışişleri Bakanlığının da acı dolu tarihine geçti.
"Şehit Diplomatlarımız" adlı kitabın yazarı Emekli Büyükelçi Dr. Bilal N. Şimşir, bu dönemi şöyle anlatıyor: "1970'li ve 1980'li yıllarda uçaklar, dünyanın dört bucağından Türkiye'ye şehit diplomat cenazeleri taşıyıp durdular. Yurt dışına bavulla giden Türk diplomatları tabutlar içinde döndüler. Onlar, bizim meslektaşlarımızdı. O tabutların içinde biz de olabilirdik. Onlar da bugün yaşıyor olabilirlerdi."
Konu çok boyutlu ve çok yönlü…
Burada şimdilik son veriyorum.
Bu güzel ülke ve milletimiz için can vermekten kaçınmayan tüm şehit ve gazilerimizi saygı ve rahmetle anıyorum.
Mekânları cennet olsun, nurlar içinde yatsınlar.
GÜNÜN SÖZÜ: “Yanlış insanlar zaman kaybı değil, doğru insanı algılamak için birer öğretmendir.” Paulo Coelho
Aydınlık ve esenlik dolu günler diliyorum.
Ne Mutlu Türk’ üm Diyene!