Merhaba saygıdeğer okurlarım,

Bu haftaki yazımı saygıdeğer arkadaşım R. Düner’e ayırmış idim. Bu haftaki yazımı ise yine dostlarımın ve siz sayın okurlarımın isteği doğrultusunda (Güler misin ağlar mısın) başlıklı yazımın bir başka yaşanmış macerasını sizlerle paylaşmaya karar verdim.

Konu, derme çatma suyu elektriği olmayan 15 metrekare bir kulübecik. Arkadaşım R. Düner biz dostlarına sürpriz yapma gayesiyle, Samanlı Deresinin hemen yanında bir kulübecik yapmaya karar verir.

Yeni inşaatı bitmiş evinin kalan keresteleri ile işe koyularak, üçer metre aralıklı dörtgen şeklinde yan yana gelmiş çınar ağaçlarının tam ortasına kulübeyi monte eder. Biz dostları da bu güzel jeste karşılık iç donanımını da en ufak bir eksik bırakmadan tamamladık.

Arada sırada bizleri bir araya toplayan kulübecikte iki ayaklı basamağın girişte bizi zorladığını görünce basamağın ayaklarını beşe çıkardık.

Zamanla beşli basamağın kulübeye girişe yetmediğini görüne rahmetle andığım inşaat mühendisi arkadaşım, kulübenin etrafında yapmış olduğu tetkik sonucu, kulübenin iri iri çivilerle çınar ağaçlarına monte edildiğini tespiti sonrası, R. Düner arkadaşımız aramızdan yok oldu.

Çınar ağaçları büyüdükçe kulübenin de yükseldiğini bile bile bize iki de bir ikili basamak yetmedi, beşli basamakla oyalayarak dosta düşmana rezil etti.

Değerli arkadaşım R. Düner, bizlerin kulübeden elimizi ayağımızı çektikten sonra kendisine yapıp sakladığı, ihtiyacı olduğunda da 10 basamaklı merdiveni ile kulübeye çıkıp keyif çatan arkadaşımızı bizlerde kulübede bıraktık, merdiveni saklayarak.

Daha sonra ailesi belediyenin yardımıyla aşağıya indirmiş, orada kal demelerine rağmen.

Saygılarımla.