Yalovalı gazeteci ve yazarımız Faruk Kırtay, geçmişin Yalova’sını ve şehrimizde iz bırakmış güzel insanları son derece içten ve etkileyici bir dille kaleme almış.
Bu kıymetli yazıyı okurken eski Yalova’nın bahçeli evlerini, temiz sokaklarını, sıcak komşuluklarını ve artık aramızda bulunmayan nice değerini yeniden hatırladım.
Bir şehrin gerçek zenginliği yalnızca binaları ve caddeleri değildir. O şehre kimlik kazandıran; insanları, esnafı, dostlukları ve kuşaktan kuşağa aktarılan hatıralarıdır.
Yalova’nın hafızasına sahip çıkan bu güzel çalışması nedeniyle Faruk Kırtay’ı gönülden tebrik ediyor; yazısını, kendisinin izniyle ve isimlerin tamamını koruyarak siz değerli okuyucularımla paylaşmak istiyorum.
İşte Dün Gece O Yalova’nın Sokaklarında Dolaştım…
Dün, yıllar öncesinin o düşler kasabasını gezdim… Bir daha asla geri gelmeyecek yıllardı o yıllar.
Bahçeli evlerimizin bulunduğu; insanların birbirini tanıdığı, selam verdiği ve komşuluk ilişkilerinin yaşandığı o güzel Yalova’yı… Üretenlerin hor görülmediği, aksine baş tacı edildiği; dostluğun ve insan sevgisinin henüz parayla ölçülmediği o düşler kasabasını…
Safran Yolu’ndaki evimden çıktığımda eski Bursa Caddesi’nde Yalova Tarzanı Zekeriya Pehlivan ile karşılaştım. Yemci Harun Güleç’ten atının yemini almış, kendisini ve atını gezdiriyordu. Bir eliyle atının dizginlerini tutuyor, diğer eliyle Ayakkabıcı Seyfi’yi selamlıyordu. Kasap İhsan Salman ise Tarzan’a, “Akşama uğra, kemikler çöpe taşınacak.” diyordu.
Ünlü basketbolcu Mehmet Okur’un dedesi Mahmut Okur’un işlettiği Yuvam Pastanesi’ne uğradım. Mahmut Usta’nın sıcak poğaçalarından alırken, Poğaçacı Ahmet de el arabasına koyduğu poğaçaları iskeleye götürüyordu.
Çerkez Nail pastanenin önünde naralar atıyor, Çerkez Zeki ise onu sakinleştirmeye çalışıyordu. Çekirdekçi Sabri’nin dükkânı önünde Berber Emrullah, At Arabacısı Hidayet ve Gültekin Rodoplu sabah sohbetine başlamışlardı.
Atatürk İlkokulu önünde Fikret Madaralı, çevresine Köy Enstitülerini anlatıyor ve çantasından çıkardığı cevizleri dağıtarak, “Ceviz ekimini kargalara bırakmayın, sizler ekin. Ceviz nimettir.” diyordu. Haberci gazetesine gitmekte olan Gazeteci Hikmet Yurdagül de onu dikkatle dinliyordu.
Karamürsel Caddesi’nde Kolonyacı Kemal İnan dükkânının önünü süpürüyor, Büfeci Zeki Esen’le uzaktan selamlaşıyordu. Kuyumcu Yusuf Özsümer, vitrindeki altınlarını dizerken komşusu Bobinajcı Turgut’la sohbet ediyordu. Çınarcıklı Naci Soyer ise gür sesi ve esprileriyle caddeyi inletiyordu.
Biraz ileride Otobüsçü Arnavut Hüsnü, Pastacı Arnavut Hamza Kar, Lokantacı Şeref Bal, Meyhaneci Laz Kemal, Arnavut Cemal Önen ve Televizyon Tamircisi Çerkez Zeki Solak bir araya gelmişlerdi.
Berber Azmi Özgümüş, “Bu akşam Kırgız’a gidip Zeki Başol’u dinleyeceğiz.” diyordu. Cincibir Gazozcusu Ali Yolcu ise herkesi kendi gazozunu içmeye davet ediyordu. Muhasebeci Ömer Fitoz ile Taş Ocağı İşletmecisi Mustafa Balta da sohbete katılıyordu.
Pazaryolu Caddesi ana baba günüydü. Yetişmişler Lokantası’nda Arnavut Nazmi’nin yaptığı kuru fasulyenin kokusu bütün caddeye yayılmıştı. Cumartesi pazarı için köylerden gelen vatandaşlar pazaryerini doldurmuş; Kör Ali’nin ve Sarı Recep’in kahvehanelerinde iğne atsan yere düşmeyecek bir kalabalık oluşmuştu.
Cumhuriyet Caddesi’nde Kemal Aslan ve kardeşi Ertuğrul Aslan, sandalyelerini kaldırıma atmış, gelen geçenleri selamlıyorlardı. Kemal Aslan; Turan Koçal ve Cengiz Koçal’la yine siyasi konuları tartışıyordu.
Figen Abbasioğlu’nun babasının işlettiği Arnavut Mustafa’nın Saray Pastanesi’nin önünde başka bir kalabalık vardı. Turnalar Yoğurt Fabrikası’nın sahibi Muzaffer Turna ile Ekspres Kahvehanesi’nin sahibi Süleyman Öztürk de bu kalabalığa katılmıştı. Yıldırım Şarküterinin sahibi Necati Yıldırım uzaktan sesleniyor, Eşref Yağcı kaldırıma koyduğu sandıklarda sebze ve meyve satıyordu.
Her sabah buraya uğrayan Çoban Mustafa, yine takım elbisesiyle gelmişti. Atatürk’ün sığırtmacı olarak tanınan Çoban Mustafa, kahvesini içerken Mustafa Kemal Atatürk’le nasıl karşılaştığını ve onunla ilgili hatıralarını anlatıyordu.
Gazipaşa Caddesi’ne yöneldiğimde Kuyumcu Nusret Sungur’u, Zeki Serdar’la birlikte yürürken gördüm. Yanlarında Fikri Turgut ve Benzinci Tayfun Erbul bulunuyordu. Oflu Nurettin İnan ile Horoz Mehmet Şahinoğlu karşı kaldırımdan el sallayarak “Dayılar!” diye bağırıyordu.
Sahil yoluna çıktığımda Kadıköylü Sütçü Alitaş Albayrak, köpek yavrularıyla ilgileniyordu. Yanından geçen Savcı Fikri Devrimsel ve Kaptan Okan Erözalp’a, “Akşam sizlere uğrayacağım.” diyordu. Balıkçı Erdinç Erkorkmaz ise yakaladığı orkinosu anlatıyor ve dostlarını akşam sofrasına davet ediyordu.
Biraz ileride Belediye Reisi Rahmi Üstel ile Tenekeci Mehmet Durmam vardı. Rahmi Üstel, Yalova’nın geleceğine ilişkin projelerini anlatıyor ve yoldan geçenleri selamlıyordu. Onun sesini Turşucu Ömer’in çaldığı kaval bastırmaya çalışsa da Berduş Cesi’nin naraları iki sokak öteden duyuluyordu.
Hava kararmaya başlayınca Yalova’nın eğlence hayatı canlanıyordu. Bekir’in Gazinosu’nda hazırlıklar tamamlanmış; Akasya Park ve Golden Man Gazinosu, sahne alacak sanatçılar için geceye hazırlanmıştı.
Gazipaşa Caddesi’nde kalabalık giderek artıyordu. Antrenmandan gelen Gegiç Fehmi Dinçer, Futbolcu Savaş Numanoğlu’na nasihat ediyordu. Dr. Turhan Şener, Ersen Kızılkaya ve Yılmaz Tüzünataç da “Gegiç hocamızı kızdırmayın.” diyerek sohbete katılıyorlardı.
Gece yarısına doğru gül ve ıhlamur kokulu Yalova sokaklarından geçerek evime yürümeye başladım. Bahçeli evlerin balkonlarından sarkan sarmaşıkların arasından geçip kapımı açmak üzereydim ki kan ter içinde uyandım.
Bir süre yatağımda öylece kaldım. Yalova’da iz bırakmış, yüreğindeki insan sevgisini hiç kaybetmemiş ve hatıraları hâlâ hafızamda sımsıcak duran bütün o güzel insanları yeniden hatırladım.
Hepsine bir kez daha Allah’tan rahmet diledim. Sonra çok uzaklara seslenmek istedim:
“Bana Yalova’mı geri verin!”
Faruk Kırtay
Faruk Kırtay’ın kaleme aldığı yazıdan, yazarının izniyle kısaltılarak aktarılmıştır.
Yalova’nın geçmişini, kültürünü ve şehrimizde iz bırakmış güzel insanları gelecek kuşaklara taşıyan bu kıymetli yazısı için Faruk Kırtay’a teşekkür ediyorum.
Geçmişine ve değerlerine sahip çıkmayan şehirler, geleceklerini sağlam temeller üzerine kuramazlar.
Yalova’mızın hatıralarını ve güzel insanlarını unutmamak, unutturmamak dileğiyle…