GÜNAYDIN Değerli Okurlar,
Ne yapmaya çalıştığımı en başta yazayım, kuraklık dönemi için önlemleri esas alan plânlar şimdiden hazır olmalı ve gerekenler gerektiğinde beklemeksizin yapılmalıdır- yapılmalıydı.
Halk arasında Gâvurköy olarak tanımlanan, M.Ö. VI. yüzyıla tarihlenen Notion ya da Notium, İzmir'in 50 km güneyinde Kuşadası Körfezinde bulunan antik liman kentidir. Sit alanı günümüzde İzmir ilinin Menderes ilçesine bağlı Ahmetbeyli köyünün sınırları içinde; İzmir Kuşadası’ ndan Seferihisar’ a sahil yolundan giderken, Ahmetbeyli Köyü sapağında, deniz kenarındadır.
Kentin tarihinden, kuruluş ve öneminden bahsedecek değilim. Türkiye’ deki antik yerleşim yerlerini ilk kez kimler bulmuş, buralarda kimler araştırma yapmış diye araştırırken, burası da ilgimi çekti.
Tarih boyunca üzerinde yaşadığımız topraklardaki yaşanmışlıklar, bu ülkede yaşayan herkesin geçmişidir, tarihidir. Elbette, bu ülkede yaşayan bireyler ve toplum, tarihine sahip çıkmak ve onu korumak zorundadır. Oysa Anadolu’ nun neresine giderseniz gidin, eğer orada bir ören yeri ya da antik bir alan varsa, bizim ilgisizliğimize karşı muhakkak bir yabancı araştırmacının gelip incelediğini, izinsiz ya da devletten izin alıp kazı yaptığını duyarsınız.
1885 ve 1886 yıllarında Notion'u yani Gâvurköy’ ü ayrıntılı bir şekilde inceleyen, antik kentin kimliğini kesin olarak belirleyen ilk çağdaş bilim insanı Alman Arkeoloji Enstitüsü’ nden Alman Arkeolog Carl Schuchhardt ( 1859- 1943)’ tır. 1904 yılında Rum Arkeolog ve Müzebilimci, Atina’ daki Benaki Müzesi’ nin kurucusu Theodor Macridy, Notion ( 1872- 1940)'da ilk arkeolojik kazıları gerçekleştirmiş, bundan sonra zaman zaman değişik arkeologlar bölgede araştırma, inceleme ve kazı çalışması yapmışlar.
Şimdi bu konuyu burada noktalayalım, sonra tekrar döneriz.
***
Dışarıda yağmur yağarken önemsemiyoruz ama dünya kuruyor. Kuraklık artıyor, suya duyulan ihtiyaç da giderek artacak. Kuraklık ve seller dönemi yaşıyoruz. Önce uzun bir kuraklık döneminden sonra şiddetli bir yağmur geliyor, seller bütün hızıyla suyu denize taşıyor, biz de genellikle sadece giden suyun arkasından bakıyoruz. Yağmur suyunu tutmak, kanal veya kanaletlerle taşkınları yönlendirmek ve depolamak gerekmiyor mu? Sarnıç sistemi neden hiç yok? Neden düşünülmüyor? Derelerdeki taşkınların kaynağından itibaren belirli aralarla setlerle kesilmesi ve yönlendirilmesi gerekmiyor mu?
Sanayi tesislerinin ve tersanelerin yağmur sularını yeraltı baraj ve depolarında toplamaları ya da denizden yararlanmaları gerekmez mi?
Yakın gelecekte yaşanacak kuraklık ve su sıkıntılarını giderebilmek için elde mevcut su varken, barajlarda su bulunuyorken (baraj ve baraja su taşıyan dereler dâhil) gerekli önlemleri gecikmeksizin almak zamanı geçiyor. Toplantılar yapılıyor, kararlar alınıyor ama ne yazık ki ortada olumlu bir sonuç göremiyoruz. Kuraklık; tarım, hayvancılık, sanayi ve sosyal hayatı olumsuz etkileyecek. Öyle böyle değil!
Yağmur suyunun her damlasını tutmak gerek. Bu ise lâfla olmaz. Talimat verdik yapılacak, projesi hazır yapılmasını bekliyoruz, demekle de olmaz. Ne yapılacaksa (ki konunun uzmanlarının nerede ne yapılacağını çok iyi bildiklerini düşünüyorum) bir an önce yapılmaya başlanmalı. Sonra çok geç olacak ve alınan önlemler yeterli olamayacak. Suya duyulan ihtiyaç sadece baraj ve baraja su taşıyan dereler civarına yağan yağmurlarla karşılanamaz. Bunu çok önemli buluyorum. Yalova geneline yağan yağmurlar 30 civarında dere ile tüm yağmur sularını denize taşıyor, biz ise sadece seyretmekle yetiniyoruz. Baraj bölgesine yağan yağmur dışında pek çok önlem var, bir parça ilgiyle bunlar öğrenilebilir. Yeter ki konuya önem verilsin. s
***
Tekrar yazının başında sözünü ettiğimiz Gâvurköy olarak tanınan antik kent Notion’a dönelim.
Döneme göre stratejik bir konumda olan Notion’ un, önemli bir dezavantajı vardı. Tatlı su kaynağı ve akarsuyu yoktu. Bölgede araştırma, inceleme ve kazı yapanların amacı, dönemin sakinlerinin kenti nasıl yaşanabilir hale getirdiğini ve içilebilir su konusunu nasıl çözdüklerini anlamaktı.
Yüzey araştırmasında şu ana kadar kent sakinlerinin bu sorunla nasıl başa çıktığını gösteren 20’ ye yakın sarnıç ile bir miktar taş ve topraktan yapılma boru bloğu tespit edildi. Gözlem ve tespitlere göre, sarnıçlar genelde şişe veya sürahi şeklinde olup çapları tepede 1-2 metreden aşağıda 3-4 metreye genişliyor ve derinlikleri 5-7 metreye kadar uzanıyor. Kapasiteleri yaklaşık 4,5 ila 50 metreküp arasında değişmekte olup, şist ve kalker olmak üzere iki tür ana kayaya oyulmuş, çoğu su geçirmez harçla kaplanmış. Bir kısım sarnıçta, su getiren pişmiş toprak borular, anakaya seviyesinin üzerinde sarnıç açıklığını desteklemeye ve örtmeye yarayan büyük taş plâkaların altında in-situ ( tam olarak yerinde incelenmek üzere) olarak duruyor. Sarnıçlar Agora ve tiyatro çevresi gibi kamusal alanlar ile sit alanı geneline dağılmış durumda…
Notion antik kentindeki sarnıçlar, su kemerleri ( aqueduct) ve su tesisi ile ilgili araştırmalar halen ABD Michigan Üniversitesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Angela Commito tarafından yürütülüyor, sarnıçlarda tek tek lazer taramalar yapılarak su yönetimi ile kentin yaşamsal döngüsü arasındaki ilişki inceleniyor. Her sarnıç koordinatlarıyla tespit edilmiş; yapıları belirlenmiş, krokileri yapılmış ve fotoğrafları çekilmiş. Ayrıntıya girmiyorum, çalışmaların bir bölümünü bizzat gördüm ve inceledim.
Kısacası yabancı araştırmacılar geliyor, burnumuzun dibinde, hatta içimizde sarnıçların yapısını ve tarihte nasıl kullanıldığını inceliyor ama toplumumuzun çok çok büyük kesiminin değil bu çalışmalardan, sarnıç konusunda yapılması gerekenlerden en ufak bir bilgisi yok. KONUYA İLGİ ZATEN HİÇ YOK!
Önemle hatırlayalım! Türkiye değişen iklim koşulları nedeniyle bütünüyle kuraklık dönemine girdi- giriyor. Uzmanlar, 2026 yılı yaz aylarının çok sıcak ve kurak geçeceğini iddia ediyorlar. Yalova’ nın da gelecekte en büyük sorunu suya duyulan ihtiyaç olacaktır.
Evinizde çuval çuval altınlarınız da olsa, içecek su bulamazsanız yaşayamazsınız!
(Yeri geldikçe sıradan sade bir vatandaş duyarlılığı ile konu hakkındaki düşüncelerimi paylaşacağım. Elimden gelen sadece bu!)
Gününüz aydınlık ve esenlik dolu olsun.
“ NE MUTLU TÜRK’ ÜM DİYENE!” NE MUTLU ATATÜRK’ ÜN İZİNDEN GİDENE!