GÜNAYDIN Değerli Okurlar,
Bu gün, pek fazla bilinmeyen bir tarih sayfasını aralamak istiyorum.
Osmanlı Devleti, Birinci Dünya Savaşı’nda pek çok cephede savaşa girmek zorunda kalmış ve buralarda çok sayıda esir vermişti. 200 000 civarındaki bu esirler, çok geniş bir coğrafî alan içindeki değişik esir kamplarında, çok ağır bir esaret hayatı yaşamışlardı.
Kafkas cephesinde yapılan muharebelerde Ruslara esir düşen çok sayıda Osmanlı askeri de farklı esir kamplarına gönderilmişti. Bu kamplardan biri de Vladivostok’ taydı. Vladivostok (Rusça: Владивосто́к), Rusya'nın Primorski Krayı'nın merkezi olan şehir, Rus Uzak Doğusu’ nun en büyük kentidir ve Kuzey Kore sınırları yakınlarında, Japon Denizi kıyısında yer alır.
İttifak grubuna bağlı bulunan devletlerin 1918 yılı içinde birer birer yenilgiyi kabul ederek savaştan çekilmeleri üzerine, Rusya'da kalan savaş esirlerinin ülkelerine dönüşü gündeme geldi. Milletlerarası Kızılhaç Komitesi İtilâf Devletleri Yüksek Meclisi'ne müracaat ederek Sibirya'da kalan Türk, Alman, Macar, Bulgar ve Avusturyalı esirlerin ülkelerine dönmelerini sağlamak için müsaade talebinde bulundu.
Japonlar, 5 Nisan 1918’ de Vladivostok kentine girdiler. Bundan sonra Osmanlı Hilâl-i Ahmer’ i de, Rusya’ daki Türk esirlerinin vatanlarına gönderilmeleri için temaslara başladı. Japonya, Türk esirlerini Hint Okyanusu üzerinden Türkiye’ ye göndermeye hazır olduğunu bildirdi. Ancak Japonya o dönem, buradaki esirlerin sevkini gerçekleştirecek imkânlardan yoksundu. Osmanlı hükûmeti, istenen meblâğı Japon Kızılhaçı’ na gönderilmesi için, İngiliz Yüksek Komiserliği’ ne vermek üzere Osmanlı Bankası’ na yatırdı.
Yazışma ve görüşmeler, biraz da İngiltere’ nin işi uzatması üzerine zaman aldı. Türk esirler, bir seneye yakın ıstırap içinde Vladivostok’ ta beklediler. Nihayet Japon Genelkurmayı, 4 Şubat 1921'de Vladivostok' taki Türk esirlerine Heymeymoro adlı Japon vapurunun 18 Şubat 1921'de Vladivostok' a geleceğini müjdeledi.
12 Şubat’ ta yolculuğa çıkacak tüm Türk esirler aşılandı. 19 Şubat 1921’ de Heymeymoro gemisi, Vladivostok limanına demirledi. Ertesi gün de, vapura binme ve yerleşme için tertibat alındı.
22 Şubat 1921 günü, Türk Bayrağı çekili vapura Türk esirler binmeye başladı. 1030 kişinin içinde 12 kişi de bayandı. Bunlar esir Türk subayları ile evlenen kadınlardı.
Heymeymola, 23 Şubat 1921 Çarşamba günü Türkiye’ ye doğru yola çıktı. 42 gün süren yolculuktan sonra, Heymeymola vapuru, 5 Nisan 1921 günü Midilli Adası yanından geçerken, bir Yunan savaş gemisi tarafından durduruldu ve Yunanlılar Türk esirlerin kendilerine verilmesini istediler. Gemide Türk yolcuları korumakla görevli Japon Piyade Yarbay Yukuchı Tsumura, buna şiddetle karşı çıktı; onun görevi Türk yolcuları salimen İstanbul’a götürmekti.
Yunanlılar, bunun üzerine 13 Nisan 1921 günü Heymeymoro gemisini zorla Pire limanına çektiler. Japonlar, burada da Türkleri Yunanlı makamlara teslim etmemek için şiddetle direndiler.
Japonlar Türkiye'ye götürmek üzere aldıkları esirleri Yunan makamlarına teslim etmemekte direnirken, Yunanlılar da Heymeymora vapurunun Pire limanından ayrılmasına müsaade etmediler bu "direnç iki taraflı sürdü.
Türk esirlerin gayri insani bir şekilde Pire limanındaki bir gemi içinde tutulması Milletler Cemiyeti’ nin dikkatini çekti ve sonunda esirlerin Asinara Adası’ na götürülmesine karar verildi.
(Asinara Adası, İtalya Yarımadası’ nı batısında, Sardunya Adası’ nın kuzeyindeki Porto Tores limanı karşısındadır.)
Esirlerin Asinara Adası’ na sevki ve burada geçici ikametleri kesinleşince, Heymeymoro yolcuları doktorlar tarafından muayene edildi, kadın, yaşlı ve hastalar ayrıldı. Bu ayrılanlar 6 Ağustos 1921 günü, Olimpoz adlı (daha önce hayvan taşımak için görevlendirilen) bir Yunan vapuruyla İstanbul’a gönderildiler.
608 kişilik Türk esir kafilesini taşıyan Heymeymoro vapuru, 13 Ekim 1921 tarihinde Pire limanından Asinara Adası’ na hareket etti ve 17 Ekim 1921 günü Sardunya Adası sahilinde bulunan Porto Tores limanına, 18 Ekim günü de (esasen bir sürgün yeri olan ve gerçek bir mahrumiyet bölgesi olan) Asinara Adası’ na geldi.
Japon Heymeymoro vapuru, yolcularını adada bıraktıktan sonra Japonya’ ya hareket edecekti. İlk andan itibaren vapurda bulunan ve Türk esirleri korumakla görevli Japon Yarbay Yukıchı Tsumura, çok duygusal bir konuşma yaparak vedalaştı:
“… Arkadaşlar sizi, siz Türkleri tanımış olmak benim için hayatım boyunca taşıyacağım çok canlı ve daima yaşayan bir şeref ve iftihar vesilesi olacaktır... Sizler çok büyük ve şayan-ı hürmet bir milletin çocukları olduğunuzu fiilen ispat ettiniz. Bu gerçeğin yegâne şahidi benim. Yaşamak ve var olmak sizin ve siz ayardakilerin hakkıdır. .. Yakından gördüğüm kaypak ve kahpe milletler size gem vuramaz. Parlak yarınlar sizindir. Çok üzgünüm, sizleri sevdiğiniz vatanınıza götüremediğim için ve yine çok üzgünüm. Çünkü sizleri bu ıssız, insansız, vahşi ve kötü görünüşlü bir yere indirdiler. Umarım inşallah bu yerden de kurtulursunuz. Şimdi en iyi dileklerimle hepinizi selâmlarım."
Yılan kaynayan, köpek balıkları yüzünden denize girilemeyen Asinara Adası’ nda geçen çok zor günlerden sonra, Milletler Cemiyeti ve Hilâl-i Ahmer’ in gayretleriyle Türk esirlerinin vatana getirilmesine karar verildi.
Bunun için 22 Mayıs 1922’ de İstanbul’ dan hareket eden Ümit Vapuru, 25 Mayıs’ ta adaya ulaştı; 26 Mayıs günü akşama kadar adada bulunan tüm esirler vapura bindirildi, aynı akşam Asinara Adası’ ndan İstanbul’a hareket etti; 1 Haziran 1922 sabahı İstanbul’a vardı.
Yaşanan olayları çok kısa olarak özetledim. En son olarak: İstanbul Beykoz’ un Ortaçeşme Mahallesi’ ndeki Spor Caddesi’ nin adı İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ ne verilen 1 Temmuz 2019 tarihli önergeyle, “Yarbay Yukuchı Tsumura Caddesi” olarak değiştirildi. Böylece, Birinci Dünya Savaşı'nda Ruslara esir düşen Türk askerlerini Yunanlılara teslim etmeyen Japon Yarbayın adı İstanbul’ da yaşatılacak.
Gününüz aydınlık ve esenlik dolu olsun.
NE MUTLU TÜRK’ ÜM DİYENE!