Merhaba saygı değer okurlarım.

Bu hafta sizlerle bilinmeyen ama bir o kadar da gerçek olan bir yerleşim bölgesi, doğduğum köy olan Yalova Kaplıcaları Üvezpınar köyümden bahsedeceğim.

Dünyadaki eşi emsalinin var olduğunu sanmadığım köyümle ilgili paylaşacağım tespitlerimi ve tabi ki yaşadıklarımı eminim sizlerde ilginç bulacaksınız.

Dört mevsimi günü gününe yaşayan, bir bakışta Marmara Denizinin tamamını gören, Gökçepınar Barajını ayakları altına altında hisseden, ucu bucağı olmayan ormanları, elleri ile tutacakmış gibi hissedilen bir yerleşim bölgesi Üvezpınar.

Dünyada tek altın madalyalı kaplıcaları da olan köyümün topraklarından da her türlü sebze ve meyvenin adeta fışkırdığını söyleyebilirim.

Hatta yabani yetişen ıhlamur, kestane, böğürtlen vs. gibi birçok yenilen yemişleri de es geçiyorum. Bir zamanlar yumruk büyüklüğündeki yavru kaplumbağalarda köyümün ciddi gelir getiren bir başka yabani canlısı idi.

Havası bedava, suyu bedava olan köyümün yerli ve yabancı turistin geldiği ve hayran kaldığı Sudüşen şelalemizin yol kenarlarındaki irili ufaklı, yiyecek ve içecek s atan müşterilerinde mekanları bedava.

Sebzesinin meyvesinin çeşitlerini saymaya bile gerek duymadığım müstesna bir köy (mahalle) Üvezpınar.

Birçok özellikleri içinde besleyen ve bu güzellikleri halkına bahşeden bir yerleşim bölgesi Üvezpınar.

Saygılarımla.