GÜNAYDIN Değerli Okurlar,

Bir yerin tarihi ve doğal güzelliklerini görmek, tanımak, eğlenmek ve dinlenmek için yapılan gezilere turizm deniyor.

Turizm, özellikle 2 nci Dünya Savaşı’ndan sonra belirginleşmiş ve gerçek bir ekonomik etkinlik haline gelmişti. Giderek bir döviz kaynağı olarak ödemeler dengesinde önemli bir öğe oldu.

Çalışma süresinin azalmasıyla birlikte, genel yaşam düzeyinin yükselmesi, gençlerin ailelerinden bağımsızlaşması, vb. sebeplerle kitle turizmi doğdu.

Turizm, aynı zamanda, toplu ve bir örnek kentleşmeden kaçmanın, bir süre için de olsa zihnî ve bedenî dinlenmenin yolu haline geldi.

Turizm kavramının şu öğeleri kapsadığı ileri sürülebilir:

1. İnsanoğlunun keşif ve başkalarıyla tanışma gibi en büyük özlemlerinin yanı sıra en önemli iki eğilimi olan oyalanma ve yolculuğu birleştiren toplumsal ve kültürel bir etkinlik,

2. Taşıma araçları, konaklama yapıları ve eğlence tesislerinden oluşan karmaşık bir iktisadî sistem,

3.Turistlerin, oturdukları yerde harcayacakları paranın bir süre kalacakları tatil yerine aktarılmasına karşılık olan malî sistem,

4.Bir mekân simgeleştirme düzeni ve pedagojisi, bir “ Hayaller Sistemi “, çevreyi bilgi kaynaklarının ve yaygın davranışların (turistik modalar) aracılığıyla algılama,

5.Ziyaretçilerin, tatillerini geçirmek için seçtikleri yerle olan yerel, toplumsal, iktisadî, ekolojik ilişkilerinin titiz bir biçimde korunması...

x x x

Turizm sistemi kolaylıkla arz-talep sorunları çerçevesinde ortaya konabilir ve çözümlenebilir. Bu bakımdan, bir dolaşma hareketi yaratacak, sonra da bunu çekecek ve tutacak her türlü kaynak, arzı oluşturur.

Örneğin:

a. Doğal güzellikler (sit alanları, iklim, bitki örtüsü, vb...)

b. İnsanî ve kültürel çevre (tarih, arkeoloji, yerleşme, gelenekler, vb...)

c. Özel turistik hizmetler (ulaşım, konaklama olanakları, eğlence tesisleri, gösteri, kutlamalar, vb...)

d. Genel alt yapı hizmetleri (haberleşme, su, enerji, temizlik, vb...)

Talep ise, içinde yer aldığı iktisadî, toplumsal ve siyasal çevrelere göre değişen birçok etkene bağlı olarak çeşitli doğrultularda gelişebilir.

Turistik hareket, yaşam düzeyleri ve tarzları, kültürel değerleri ve ölçüleri bütünüyle farklı iki nüfus gurubunun, kimi kez beklenmedik ve kitlesel bir düzeyde ilişki kurmasını sağlar. Farklılık ne kadar büyükse, turistik gelişmenin bedeli de o kadar büyük olur.

Turist akını, bir kere gerekli donanıma kavuşunca, (Turisti kendine çekmeyi sürdüren bazı yerleşmeler üzerinde yoğunlaşma eğilimi gösterdiği ölçüde) mekân ve çevre üzerindeki etkiler de çok büyük ve kaygı verici bir boyuta ulaşır.

Buradan doğan sorunlar da çok yönlüdür. Arazi rekabeti ve spekülasyonu, kısa bir süre için en yüksek sayıda ziyaretçiyi kabul edebilmek için çok yüksek bir yatırım gideri ödenmesi, genellikle düşük ya da vasat nitelikli yapıların sayısının sürekli artması, karmakarışık bir kentleşme, çevre ve toplum sağlığını bozan unsurların artması, hassas bir çevrenin hızla bozulması, vb...

Unutulmamalıdır ki, turizm, alabildiğince büyük bir kitleye, olabildiğince çok mekân açmak zorunluluğu ile yabancı ziyaretçiyi çeken nitelikli bir çevreyi titizlikle korumak zorunluluğu arasındaki çelişkiyi bir arada yaşatır. Bu çatışma ise, ileriyi görerek önceden plânlama ile önlenebilir. Bütün mesele ileriyi görebilmektir.

Kanaatimce, esasen bir turizm kenti olmayan Yalova’da, ilerinin görülebildiği de şüphelidir. Türkiye’ nin hemen hemen bütün tarihî ve turistik yerlerini görmüş biri olarak, Yalova’ nın bir turizm kenti olduğu fikrini bir türlü benimseyemediğimi belirtmek isterim.

Yalova ne bir tarihî kent, ne de turizm kentidir; Yalova, yaşaması kolay sade bir butik kenttir.

Ancak, Yalova nüfus yoğunluğunu artıran yeni oluşumlarla, giderek kalabalıklaşarak doğal güzelliklerini ve doğallığını yitirmektedir.

Mimarlar Odası Yalova Temsilciliği’nin 1998 Yalova Kongresi sırasında hazırladığı “Plânlama ve Kent Yönetimi Komisyonu Ön Raporu” nun ilk sayfasındaki yazıyla konuyu sonlandıralım:

“YALOVA ŞEHRİ, İŞSİZ İNSANLARIN İŞ BULMA ÜMİDİYLE GÖÇ EDECEKLERİ ŞEHİR OLMAKTAN ÇIKMALI, İNSANLARIMIZ ELDE ETTİKLERİ BİRİKİMLERİ HARCAYACAKLARI HUZUR KENTİ OLMALIDIR.”

Gününüz aydınlık ve esenlik dolu olsun.

Ne Mutlu Türk’ üm Diyene!