GÜNAYDIN Değerli Okurlar,
İnsan tarih sayfalarını merak edip karıştırdığında, akla hayale gelmedik olaylarla karşılaşabiliyor.
Birinin ‘var’ dediğine, tarih ‘ yok’ diyor; diğerinin ‘ yok’ dediğine, tarih ‘ var’ diyor.
Kısacası söylemlerden ve siyasî mesajlardan çok belgeler ve kaynaklar ne diyor diye bakmak ve değerlendirmeyi ona göre yapmak gerekiyor.
Örneğin, kimilerinin ortak bir miras ya da şemsiye altına toplamaya çalıştığı bazı Ortadoğu ülkelerinde, yerel tarihçiler Osmanlı’ya karşı kopuş ve mücadelelerini açık açık anlatıyorlar.
Bugün size Osmanlı’ ya karşı isyanı anlatan bazı Arap yazarlardan söz edeceğim ama önce kısaca Baas yönetimine bir göz atalım.
Baasçılık, ilerici bir devrimci hükûmet üzerinde öncü bir partinin liderliği aracılığıyla birleşik bir Arap devletinin gelişmesini ve yaratılmasını destekleyen bir Arap milliyetçiliği ideolojisidir. İdeoloji resmi olarak Suriyeli entelektüeller Mişel Eflak (Irak liderliğindeki Baas Partisine göre), Zeki el-Arsuzi (Suriye liderliğindeki Baas Partisine göre) ve Selahaddin el-Bitar'ın teorilerine dayanmaktadır. Modern çağın Baasçı liderleri arasında Irak'ın eski lideri Saddam Hüseyin ve eski Suriye'nin eski lideri Beşşar Esad yer almaktadır.
Baas ideolojisi "Arapların aydınlanmasını" ve kültürlerinin, değerlerinin ve toplumlarının rönesansını savunmaktadır. Baasçılık sekülerizm, Arap milliyetçiliği, panarabizm ve Arap sosyalizmi ilkelerine dayanır.
Baas Partisi’ nin alt yapısı Türk düşmanı Arap milliyetçiliği üzerine oturmuştu; Enver Sedat Türk düşmanlığı ile öne çıkmıştı.
Şimdi gelelim sözünü ettiğim tarihçilere…
Önce kısaca Abdülrahman el- Rafai ( 1889- 1966)’ dan söz edelim. Kendisi Mısırlı tarihçi ve hukukçu... Arap dünyasının modern siyasî tarihi üzerine kapsamlı eserler verdi. Akademik çalışmaları özellikle Arap milliyetçilik hareketleri ve Osmanlı sonrası dönüşümler üzerinde yoğunlaştı. Eserlerinde milliyetçi tarih anlatısını öne çıkardı; halk hareketlerini ve özgürlük mücadelelerini Mısır kimliğinin temel taşları olarak yorumlardı. Arap isyanını Osmanlı’ya karşı gelişmiş özgürlük hareketi olarak değerlendirdi. Hayatını modern Mısır tarihinde ulusal hareketin rolünü incelemeye adadı. Kitaplarında, ulusal bağımsızlığın önemini, ulusal bilinç açısından ulusal tarih ilişkisi ile modern ulus devletin ortaya çıkışını ele aldı.
Avni Abd al- Hadi ya da Abdül Hadi ( 1889- 1970), Filistinli bir siyasetçi ve hukukçu… 1911 yılında kurulan Arap bağımsızlığı ve birliğine adanmış Paris merkezli yeraltı el-Fatat ("Genç Arap Topluluğu") milliyetçi topluluğunun kurucu üyelerinden biriydi. 1913'te Paris'te düzenlenen Arap Kongresi'nin organizatörleri arasındaydı. Filistin'e döndüğünde, Filistin Arap milliyetçi hareketinin önde gelen sözcülerinden biri oldu ve Arap Yürütme Komitesi'ne katıldı. XX. yy. ilk yarısında Filistin ve Arap dünyasında bağımsızlık ve birlik ideallerinin öncülerinden biri olarak öne çıktı. Arap ulusal hareketinin erken örgütlenmelerinde ve Filistin’in siyasal temsilinde belirleyici roller üstlendi. Hadi’ye göre Arap İsyanı, Osmanlı’ya karşı yürütülen açık bir bağımsızlık mücadelesiydi. O da bu mücadelenin en önde gelen düşünürlerinden ve eylemcilerinden biri oldu. Abdül-Hadi, 1936-1939 Arap ayaklanmasında kısmen sorumluydu .
George Habib Antonius (1891–1942), Lübnan kökenli Mısırlı tarihçi ve yazar… Modern Arap milliyetçiliği düşüncesinin öncülerinden kabul edilir. İngilizce yayımladığı “The Arab Awakening: The Story of the Arab National Movemen” (Arap Uyanışı) adlı eseri, Arap kimliği ve sömürgecilik eleştirisi üzerine klâsik eser olarak kabul görür. Arap dünyasındaki ulusal bilincin oluşmasında temel eserdir. George Habib Antonius akademik kariyeri boyunca özellikle Arap milliyetçiliğinin doğuşu üzerine yoğunlaşmıştı. Ona göre, Arap isyanını tesadüfî bir kalkışma değil, uzun süreli siyasî bilinçlenmenin sonucudur ve Araplar Osmanlı’dan bilinçli şekilde ayrılmıştır
Konstantin Züreyk (1909-2000) Suriyeli bir tarihçi ve akademisyen... Modern Arap milliyetçiliğinin kurucu entelektüellerindendi. “Arap misyonu” ve “ulusal felsefe” kavramlarıyla tanındı. Arap toplumunun yenilenmesi için akılcılık, bilim ve etik reform çağrısı yaptı. 1948’de Filistinlilerin zorunlu göçünü tanımlamak için “Nakba” (felâket) terimini ilk kez kullanan isimdi. Çalışmaları Arap milliyetçiliği ve modern Ortadoğu tarihi üzerinedir.
Züreyk, Osmanlı’dan kopuşu modern Arap tarihinin başlangıcı olarak gördü. Ortada yalnızca küçük bir olay değil, büyük tarihsel kırılma vardı. Osmanlı’ya karşı ciddî siyasî ve askerî karşı duruşa mecbur olduklarını yazdı…
Sati' al-Husri (1880-1968), 1900’de Mekteb-i Mülkiye’den mezun oldu. Yanya ve Makedonya’da öğretmenlik ve kaymakamlık yaptı. 1908 İkinci Meşrutiyet devrimi sonrası İstanbul’daki Darülmuallimin’ in müdürü olarak pedagoji reformları başlattı.
Kısaca Osmanlı bürokrasisinde yetişmesine rağmen, daha sonra Arap milliyetçiliğinin teorik temelini atan Irak ve Suriye bölgesinden bir düşünürdü. Arap kimliği üzerine derin teorik çalışmalar yaptı.
Al-Husri’nin Arap milliyetçiliği anlayışı, XIX. yüzyıl Alman romantik milliyetçiliğinden etkilendi. “Ulusu din veya ekonomi değil, ortak dil ve tarih bilinci oluşturur” görüşündeydi. “Arapça konuşan herkes Arap’tır” sözü bu yaklaşımın özeti sayılır. Dinî kimlikten ziyade kültürel bütünlüğü öne çıkararak seküler, kültürel bir Arap ulus tanımı yaptı. Onun fikirleri Baas ideolojisine entelektüel temel sağladı. Aynı zamanda Arap Birliği’nin kültürel entegrasyon vizyonuna ilham verdi.
Husri’ye göre Osmanlı’dan ayrılma süreci tarihsel olarak kaçınılmazdı. Bu, yalnızca bir isyan değil, kimlik ve siyasî yönelim değişimiydi.
Bu bakış açısı, Osmanlı ile Araplar arasında ciddî bir ayrışma yaşandığını kabul eder.
Kısacası, tarih kaynaklar ve belgelerle konuşur.
Son söz olarak, Arap tarihçiler, “Biz Osmanlı’ ya karşı isyan ettik, bu isyan bilinçli bir isyandı ve bilinçli bir siyasî tercihti, Osmanlı’ dan kopmayı biz tercih ettik” diyorlar.
Yani biz ne söylersek söyleyelim, onlar “Biz İsyan Ettik” diyorlar.
Bilmem anlatabildim mi?