Florida’da yaşayan yaşlı bir kadın, alışverişini bitirip otoparka döndüğünde büyük bir şaşkınlık yaşadı.

Çünkü arabasında dört genç adam oturuyordu ve görünüşe göre gitmek üzereydiler.

Bir an bile tereddüt etmeden, elindeki poşetleri yere bıraktı, çantasından bir tabanca çıkardı ve bağırdı:

“Silâhım var, nasıl kullanacağımı da biliyorum! Hemen arabamdan inin!”

Gençler, panikle bir saniye bile düşünmeden arabadan fırladılar ve canlarını kurtarır gibi kaçtılar.

Adrenalinin etkisiyle hâlâ titreyen yaşlı kadın, poşetlerini topladı, arabaya yükledi ve direksiyona geçti.

Ama ne yaptıysa yaptı, anahtarı bir türlü kontağa sokamadı.

Şaşkınlık içinde etrafına bakındı.

Ve bazı garip detaylar fark etti:

Ön koltukta bir futbol topu, yerde bir frizbi ve arka koltukta iki kasa bira vardı.

Yavaş yavaş gerçek kafasına dank etti.

Bu araba onun değildi.

Ve gerçekten de kendi arabası — tıpatıp aynı modelde olan — birkaç park yeri ötede duruyordu.

Yüzü kızararak ama gülümseyerek poşetlerini doğru arabaya taşıdı ve doğruca karakola gidip olayı anlattı.

Hikâyeyi dinleyen görevli polis kahkahalarla gülmeye başladı.

Sonra kadına salondaki diğer köşeye bakmasını söyledi.

Orada dört genç, bembeyaz kesilmiş bir halde, titreyen seslerle “beyaz saçlı, gözlüklü, bir buçuk metreden kısa, silahlı bir deli yaşlı kadın tarafından arabamız gasp edildiğini” anlatıyorlardı.

Hiç kimse şikâyette bulunmadı.

Eğer yaşlılıkta küçük bir kafa karışıklığı yaşayacaksanız…

Bari unutulmaz bir hikâyeye dönüşsün:))

#Hayatvefarkındalık

***

Üç kişi giyotinle idama mahkûm olur.

Bunlardan biri papaz, biri hâkim, biri de fizikçi...

İdam sehpasına ilk papaz çıkarılır. Başını giyotinin altına yerleştirir ve sorarlar:

– Son sözün nedir?

Der ki:

– Ben Tanrı’ya inanıyorum, O beni kurtaracaktır. Tanrı… Tanrı… Tanrı…

Giyotini indirdiklerinde boynuna birkaç santim kala giyotin durur. Halk şaşırır ve hep bir ağızdan bağırır:

– Onu serbest bırakın; Tanrı sözünü söylemiş ve onu korumuştur.

Böylece papaz idam edilmekten kurtulur...

Sıra hâkime gelir, ona da sorarlar:

– Demek istediğin en son söz nedir?

Der ki:

– Ben papaz gibi Allah’a inanmıyorum. Ama adalete güveniyorum. Adalet... Adalet... Adalet...

Giyotini indirirler, giyotin hâkimin de boynuna birkaç santim kala durur...

Bunun üzerine insanlar tekrar şaşırır ve bağırırlar:

– Adalet sözünü söyledi, onu serbest bırakın.

Böylece hâkim de boynunun kesilmesinden kurtulur...

Sıra fizikçiye gelir. Ona da,

– Son sözünü söyle, derler

Der ki:

– Ben ne Tanrı’ya inanan bir papazım, ne de adalete güvenen bir hâkim. Bildiğim tek şey şudur: Giyotinin ipinde bir düğüm var ve o düğüm giyotinin tam inmesine engel oluyor.

Görevliler giyotini kontrol edince gerçekten de bir düğüm olduğunu görürler.

Düğümü açıp tekrar bırakırlar, böylece fizikçinin başı bedeninden kopar.

Öykünün kıssadan hissesi şöyle belirtilmiş:

…….

Ama vazgeçtim, yorumu siz yapın!