GÜNAYDIN Değerli Okurlar,
Günümüzde kentlerin karşı karşıya olduğu en önemli sorunlardan biri, insanların ve malların kent içerisinde nasıl daha güvenli, sağlıklı, ekonomik ve çevre dostu biçimde hareket edebileceğidir.
Hızlı kentleşme, nüfus artışı ve özel otomobil kullanımının yaygınlaşması; trafik yoğunluğu, hava ve gürültü kirliliği, enerji tüketimi, karbon salımı ve kamusal alanların azalması gibi birçok sorunu beraberinde getirmiştir.
Bu sorunlara çözüm üretmek amacıyla Avrupa'da geliştirilen önemli girişimlerden biri Avrupa Hareketlilik Haftasıdır. Her yıl 16-22 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilen Avrupa Hareketlilik Haftası, sürdürülebilir kent içi ulaşım konusunda farkındalık oluşturmayı ve insanların günlük ulaşım alışkanlıklarını yeniden düşünmelerini sağlamayı amaçlamakta; Avrupa Komisyonu tarafından sürdürülebilir kentsel hareketlilik konusunda yürütülen başlıca farkındalık kampanyası olarak kabul edilmektedir.
Türkiye Belediyeler Birliği tarafından ulusal koordinatörlüğü yürütülen Avrupa Hareketlilik Haftası (AHH), bu yıl 16-22 Eylül 2026 tarihleri arasında “Herkes için Hareketlilik” ana temasıyla gerçekleştirilecek. 2026 yılının öne çıkan yaklaşımı ise “Nesiller Arası Adalet” olacak.
Avrupa Hareketlilik Haftası'nın temelleri, 1990'lı yılların sonlarında gerçekleştirilen “Otomobilsiz Gün” uygulamalarına dayanmaktadır. İlk otomobilsiz gün 1999 yılında Fransa ve İtalya'daki çok sayıda kentin katılımıyla gerçekleştirilmiştir.
Uygulamanın toplum tarafından olumlu karşılanması üzerine Avrupa Komisyonu, 2000 yılında Avrupa genelinde düzenli bir otomobilsiz gün oluşturulmasını desteklemiştir.
2000 yılında 760 kent ve yaklaşık 65 milyon kişi bu etkinliğe katılmış, 2001 yılında ise katılımcı kentlerin sayısı 1000'in üzerine çıkmıştır.
Bu başarılı başlangıcın ardından girişim 2002 yılında daha kapsamlı bir yapıya dönüştürülmüş ve Avrupa Hareketlilik Haftası olarak uygulanmaya başlanmıştır.
İlk yıllarda temel amaç, özellikle özel otomobil kullanımına alternatif ulaşım biçimlerini tanıtmak ve kentlerde otomobilsiz yaşamın mümkün olduğunu göstermekti.
Zaman içerisinde kampanyanın kapsamı genişlemiş; toplu taşıma, bisiklet, yürüyüş, elektrikli ve düşük emisyonlu ulaşım, erişilebilirlik, ortak kullanım ve sürdürülebilir kent planlaması gibi konular da kampanyanın önemli unsurları hâline gelmiştir.
Avrupa Hareketlilik Haftası'nın temel etkinlik dönemi her yıl 16-22 Eylül tarihleri arasındadır. Haftanın en bilinen etkinliklerinden biri ise Otomobilsiz Gündür. Bu etkinlikte kentlerin belirli cadde ve meydanları motorlu araç trafiğine kapatılarak yayalara, bisikletlilere ve diğer sürdürülebilir ulaşım araçlarına ayrılmaktadır. Böylece vatandaşlara, kentlerin otomobil trafiğinin daha az olduğu bir durumda nasıl kullanılabileceğini deneyimleme fırsatı sunulmaktadır.
Avrupa Hareketlilik Haftası'nın en önemli özelliği, ulaşım konusunu yalnızca bir trafik problemi olarak ele almamasıdır. Hareketlilik; çevre, sağlık, ekonomi, sosyal yaşam ve kentlerin yaşam kalitesiyle doğrudan ilişkili bir konu olarak değerlendirilmektedir. Bu nedenle kampanya, bireylerin günlük ulaşım tercihleri ile toplumun geleceği arasında bağ kurulmasına yardımcı olmaktadır.
Özel otomobillerin yoğun kullanımı kentlerde trafik sıkışıklığının yanı sıra hava kirliliği ve sera gazı emisyonlarının artmasına neden olmaktadır. Buna karşılık yürüyüş, bisiklet ve toplu taşıma gibi sürdürülebilir ulaşım seçeneklerinin yaygınlaştırılması, çevresel etkilerin azaltılmasına katkı sağlayabilir.
Avrupa Hareketlilik Haftası da insanları kısa mesafelerde otomobil yerine yürümeye, bisiklete binmeye veya toplu taşımayı tercih etmeye teşvik ederek bu dönüşümün toplumsal düzeyde benimsenmesini amaçlamaktadır.
Kampanyanın bir diğer önemli boyutu insan sağlığıdır. Düzenli yürüyüş ve bisiklet kullanımı fiziksel aktiviteyi artırırken, motorlu taşıtların azalması hava ve gürültü kirliliğinin düşürülmesine katkı sağlayabilir.
Avrupa Hareketlilik Haftası kapsamında düzenlenen yürüyüşler, bisiklet turları, açık hava etkinlikleri ve spor faaliyetleri bu anlayışın günlük yaşamda görünür hâle gelmesini sağlamaktadır.
Hareketlilik aynı zamanda sosyal adalet ve erişilebilirlik açısından da önemlidir. Her bireyin özel otomobile sahip olmadığı düşünüldüğünde, güvenli ve ekonomik toplu taşıma sistemleri, yaya yolları ve bisiklet altyapısı kent yaşamına eşit katılım açısından büyük önem taşır. Özellikle çocuklar, yaşlılar, engelliler ve ekonomik imkânları sınırlı bireyler için ulaşım seçeneklerinin çeşitlendirilmesi, kentteki fırsatlara erişimin kolaylaştırılmasına katkıda bulunur.
Avrupa Hareketlilik Haftası'nın yıllar içinde farklı temalarla bu konulara dikkat çekmesi, sürdürülebilir hareketliliğin yalnızca çevresel değil, aynı zamanda toplumsal bir mesele olduğunu göstermektedir.
Avrupa Hareketlilik Haftası'nın önemli amaçlarından biri de kent sakinleri ile yerel yönetimler arasında iletişim ve iş birliğini güçlendirmektir. Hafta boyunca gerçekleştirilen etkinlikler sayesinde vatandaşlar ulaşım politikaları hakkında düşüncelerini paylaşabilmekte, alternatif ulaşım biçimlerini deneyebilmekte ve kentlerinin geleceğine ilişkin farkındalık kazanabilmektedir. Yerel yönetimler açısından ise hafta, yeni ulaşım uygulamalarını denemek ve vatandaşların bu uygulamalara yönelik görüşlerini almak için önemli bir fırsat sunmaktadır. Kampanyanın başarısı yalnızca bir hafta içerisinde gerçekleştirilen etkinliklerle ölçülmemelidir. Asıl hedef, bu etkinliklerin kalıcı ulaşım politikalarına dönüşmesidir. Bisiklet yollarının geliştirilmesi, yaya alanlarının artırılması, toplu taşımanın iyileştirilmesi, okul çevrelerinde güvenli ulaşım düzenlemelerinin yapılması ve kamusal alanların insanların kullanımına daha fazla açılması gibi uygulamalar, Avrupa Hareketlilik Haftası'nın kentlerde oluşturabileceği kalıcı kazanımlardan bazılarıdır.
Sonuç olarak Avrupa Hareketlilik Haftası, insanların kent içerisinde nasıl hareket ettiklerini sorgulamalarını sağlayan ve sürdürülebilir ulaşım kültürünün gelişmesine katkıda bulunan önemli bir farkındalık girişimidir. Bu nedenle Avrupa Hareketlilik Haftası, yalnızca 16-22 Eylül tarihleri arasında gerçekleştirilen bir etkinlik değil; daha temiz, sağlıklı, erişilebilir, güvenli ve yaşanabilir kentler için yıl boyunca sürdürülmesi gereken bir anlayışın sembolüdür.
Aydınlık ve esenlik dolu günler dilerim.