Afetlerde Devlet görevini yapacak. Valilik koordinasyon sağlayacak. AFAD hazırlık ve müdahale kapasitesini geliştirecek. Belediye kentin risklerini azaltacak. Üniversite bilimsel katkı sağlayacak. Meslek odaları teknik destek verecek.

Peki, biz vatandaşlar ne yapacağız? Aslında yapabileceklerimiz hiç de az değil. Öncelikle yaşadığımız binayı tanıyacağız. Binamızın deprem güvenliği konusunda bilgi sahibi olacak, gerektiğinde uzmanlara inceleme yaptıracağız. Evimizin içinde devrilebilecek dolap, kitaplık, televizyon ve benzeri eşyaları sabitleyeceğiz. Ağır eşyaları yüksek yerlere koymayacağız. Elektrik, su ve doğal gaz tesisatlarının nasıl kapatılacağını öğreneceğiz. Ailemizin bir afet ve acil durum plânını hazırlayacağız. Çocuklarımızla konuşacağız. Yaşlılarımızı, engelli bireyleri ve özel desteğe ihtiyaç duyan aile fertlerini bu plâna dâhil edeceğiz. Aile bireylerinin birbirine ulaşamadığı durumda nerede buluşacağımızı önceden belirleyeceğiz.

Ve mutlaka bir afet çantası hazırlayacağız. Çantamızda su, dayanıklı gıda, ilk yardım malzemeleri, el feneri, pil, düdük, battaniye, hijyen/sağlık malzemeleri, gerekli ilâçlar ve önemli belgelerin kopyaları bulunmalı…

Ama belki de en önemlisi şu: Mahallemizdeki toplanma alanını bileceğiz.

Çünkü afet sonrasında “Nereye gideceğiz?” sorusunun cevabını o anda aramak yerine, bugün bilmek zorundayız.

Deprem anında üç kelime: Çök, Kapan, Tutun.

Deprem sırasında doğru davranışın ne olduğunu hepimiz bilmeliyiz.

Çök-Kapan-Tutun.

Sarsıntı sırasında merdivenlere koşmak, balkona çıkmak, asansörü kullanmak veya dışarıya ulaşmaya çalışmak yerine bulunduğumuz yerde güvenli pozisyon almak hayati önem taşıyor.

Ancak bunu sadece yazıyla öğrenmek yetmez.

Tatbikat yapmak gerekir.

Bir aile olarak evimizde, bir okul olarak sınıflarımızda, bir işyeri olarak çalışma alanlarımızda, bir mahalle olarak ortak alanlarımızda tatbikat yapmalıyız.

Çünkü kriz anında insanın ne yapacağını belirleyen şey yalnızca bilgisi değil, alışkanlığıdır.

Yalova'nın hedefi korkan değil, hazırlıklı bir kent olmak

Artık afetleri yalnızca “felâket” olarak görmenin ötesine geçmemiz gerekiyor.

Afet riskini azaltmak mümkündür.

Dünyadaki uygulamalar bunun mümkün olduğunu gösteriyor.

Bir binanın nasıl yapıldığı önemlidir.

Nereye yapıldığı önemlidir.

Zeminin nasıl olduğu önemlidir.

Altyapının dayanıklılığı önemlidir.

Erken uyarının zamanında ulaşıp ulaşmadığı önemlidir.

İnsanların ne yapacağını bilmesi önemlidir.

Yani afetin kendisi kadar bizim hazırlık seviyemiz de önemlidir.

Bu nedenle Yalova'nın hedefi sadece afet sonrasında hızlı müdahale eden bir kent olmak olmamalıdır.

Yalova; afet risklerini önceden bilen, riskli yapılarını azaltan, altyapısını güçlendiren, toplanma alanlarını koruyan, kurumları koordineli çalışan, mahalleleri bilinçli ve vatandaşları hazırlıklı olan bir kent olmalıdır.

Son söz…

13 Ekim Dünya Afet Risklerini Azaltma Günü'nün bize söylediği aslında çok basit: Afet geldiğinde hazırlanmaya çalışmak için çok geç olabilir. Hazırlık bugün yapılır. Risk bugün azaltılır. Bina bugün incelenir. Dolap bugün sabitlenir. Afet çantası bugün hazırlanır. Toplanma alanı bugün öğrenilir. Aile planı bugün yapılır. Tatbikat bugün gerçekleştirilir. Çünkü afetin ne zaman geleceğini bilemeyiz.

Ama hazırlıklı olup olmayacağımıza bugün karar verebiliriz.

2026 yılının “Dayanıklılık Evde Başlar” mesajı Yalova için de güçlü bir çağrıdır.

Güvenli Yalova, yalnızca kurumların çabasıyla kurulamaz. Güvenli Yalova; bilimle yönetenlerin, sorumlulukla yapılaşanların, görevini yapan kurumların ve bilinçli vatandaşların ortak eseri olacaktır.

Unutmayalım: Depremi önleyemeyiz. Ama depremde yıkılacak binaları azaltabiliriz. Afeti engelleyemeyebiliriz. Ama afete dönüşen riskleri azaltabiliriz.

Ve en önemlisi… Can kaybını kader olarak görmek zorunda değiliz.

Bunun için 13 Ekim'i yalnızca bir “anma günü” olarak değil, kendimize, evimize, mahallemize ve Yalova'ya dönüp bakacağımız bir hazırlık günü olarak değerlendirelim.

Çünkü afetlere dirençli kentler, afet olduğunda değil; afet olmadan önce hazırlanır. Ve gerçekten de… Dayanıklılık evde başlar.

Tehlikelerden uzakta yaşamak, kendimiz ve sevdiklerimize güvenli yaşam çevreleri oluşturmak için afetler yaşanmadan önce farklı tehlikelere karşı önlem alarak hazırlanmamız gerekir.

Afetlerle birlikte yaşamayı öğrenmemiz gerek. Doğal tehlikelerin ülkemizin bir gerçeği olduğu bilinci ile önceden hazırlanarak, afet ve acil durumlarda bilinçli, eğitimli ve planlı hareket etmek zorundayız.

Umarım bu mütevazı yazı, birkaç kişiyi bile “Ben bugün afet hazırlığı için ne yapabilirim?” diye düşünmeye sevk eder.