Ticari faaliyetimiz gereği tarım ve hayvancılığı yakından takip ediyorum. Sektöre hakim olmak için üretim maliyetlerinden tüketime kadar rakamlara hakim olmak gerekiyor. Sektör içerisindeki önemli kurumların vermiş olduğu rakamlar üzerinden değerlendirmeler de yaparak sizlerle bu bilgileri paylaşıyorum.

Bu haftaki yazımda da Tüm Süt, Et ve Damızlık Sığır Yetiştiricileri Derneği (TÜSEDAD), Ulusal Süt Konseyi ve Ulusal Kırmızı Et Konseyi’nin verilerini ele alacağım.

Türkiye’de hayvancılığın bugünkü mevcut tablosunu anlamak için iki rakama bakmak gerekli. Bunlardan ilki 1 litre çiğ sütün üretim maliyeti ve ikincisi ise 1 kilogram dana karkas etin kesim fiyatı. Bu iki rakam, ahırdaki üreticinin hesabıyla sofradaki tüketicinin ödediği para arasındaki dengeyi bize gösteriyor.

TÜSEDAD’ın açıkladığı verilere göre, Eylül 2026’da bir litre sıcak çiğ süt üretim maliyeti 29,34 TL’ye yükseldi. Ağustos ayında 28,50 TL olan maliyet, bir ayda 84 kuruş artmış. Bu maliyetin yaklaşık yüzde 3 arttığı anlamına geliyor. Dernek, bu yükselişte mazot fiyatlarındaki artışın ve kesif yem maliyetlerinin etkili olduğunu belirtiyor.

Peki üretici sütünü kaça satıyor?

Ulusal Süt Konseyi’nin son bilinen tavsiye fiyatı, 1 Mayıs 2026’dan beri litre başına net 24,30 TL. Ekim ayı itibarıyla yeni fiyatın açıklanması bekleniyor. Bugünkü verilere göre konuşursak mevcut rakamlarla üretim maliyeti arasındaki fark litre başına 5,04 TL. Başka bir ifadeyle, hesaplanan üretim maliyeti tavsiye fiyatının yaklaşık yüzde 20 üzerinde.

Maalesef açıklanan ortalama maliyet ile tavsiye fiyatı arasındaki bu fark, sektörün neden yeni bir fiyat değerlendirmesine ihtiyaç duyduğunu ortaya koyuyor. Buda vatadaşın sofrasına yansıyor.

Bu sorun sadece vatandaşın sofrasına yansımayla bitmiyor. Çünkü bu sorun yalnızca bugün satılan sütle ilgili değil. Süt üretimi aynı zamanda buzağı yetiştiriciliğinin, gelecekteki damızlık hayvan varlığının ve et üretiminin de temelini oluşturuyor. Süt üreticisinin gelir-gider dengesi bozulduğunda bunun etkisi zamanla hayvan varlığına ve kırmızı et arzına da uzanabiliyor. Bu nedenle süt fiyatını yalnızca bir gıda fiyatı olarak görmek, hayvancılığın bütününü gözden kaçırmak olur.

Gelelim kırmızı et fiyatlarına… Kırmızı et piyasasındaki rakamları da bir başka tabloyu ortaya koyuyor. Ulusal Kırmızı Et Konseyi’nin 8 Ekim 2026 tarihli verilerine göre dana karkas kesim fiyatı kilogram başına 580,09 TL olarak açıklandı. Bir önceki hafta 584,18 TL olan fiyat 4,09 TL geriledi. Kuzu karkas kesim fiyatı ise aynı dönemde 612,86 TL’den 616,14 TL’ye yükseldi.

Dana karkas fiyatı bir haftada gerilemiş olabilir. Ancak bu rakamı tek başına üreticinin kar ettiği veya zarar ettiği şeklinde yorumlamak doğru değil. Besicinin hayvanı satın alma bedeli, besi süresi, yem tüketimi, veterinerlik giderleri, işçilik ve finansman maliyeti hesaba katılmadan gerçek kazanç ortaya çıkmaz. Aynı şekilde karkas kesim fiyatı ile kasapta veya markette tüketicinin karşılaştığı et fiyatı da birbirinden farklıdır.

Asıl sorulması gereken, üreticinin maliyetlerini karşılayabildiği, tüketicinin de gıdaya makul fiyatlarla ulaşabildiği sürdürülebilir bir piyasa düzeninin nasıl kurulacağıdır. Üreticinin zarar etmesi uzun vadede üretimden çekilmesine yol açabilir; tüketicinin yüksek fiyatlarla karşılaşması ise et ve süt ürünlerine erişimini zorlaştırır. Bu iki sorunu birbirinin karşısına koymak yerine, aralarındaki dengeyi sağlayacak politikaları tartışmak gerekir.

Hayvancılık politikası yalnızca bugünkü et ve süt fiyatlarına bakılarak şekillendirilemez. Bugün süt üreten işletmenin ayakta kalması, yarının buzağısını ve geleceğin et üretimini de güvence altına almak anlamına gelir. Besicinin sürdürülebilir kazanç elde etmesi ise üretimde devamlılığın şartlarından biridir.

Hayvancılığın geleceği, ne yalnızca üreticinin ne de yalnızca tüketicinin sorunudur. İkisinin de sürdürülebilir bir düzende buluşması gerekli. Çünkü bu ülkenin gıda güvencesi meselesidir.