Geçen haftadan devam
Merhaba saygıdeğer okurlarım.
Marmara’nın incisi Çınarcık ilçemiz tarihinde ilk defa deniz turizminde bir kıpırdanma başlayınca, hazırlıksız yakalanan yöre insanları, tatile gelen yazlıkçılara evlerinin bir bölümünü kiraya vererek çözmeye çalışsa da aşırı talep, pansiyonların, restoranların veya buna benzer işletmelerin açılmasına bir yerde vesile oldu.
Çınarcık ilçemizin önü açık bir düşünce yapısına hâkim olunduğu senelerde, ilk darbeyi iskelemizin sağlı sollu kumla kaplı sahili, yumurta büyüklüğünde çakıl taşları ile baş başa kaldığımız konuyu, geçen haftaki yazımda siz sayın okurlarımla paylaşmıştım.
Sahilimizin kumsuz görüntüsüne kısa zamanda alışan tatilcilerimiz, yöremizin birçok tabiat harikası ile sarmalanmış olması neticesinde, tatil cenneti ve eğlence mekanları ile gündemden düşmeyen bir yerleşim bölgesi oldu. İstanbul ve diğer metropollere yakın oluşu, ulaşımın da, hem deniz, hem de kara yolu ile yapılabilmesi kolaylığı yanında, onlarca yüzlerce sanatçının, başta sanat güneşimiz Zeki Müren dahil Çınarcık ilçemizi mesken tutmaları, memleketimizin her köşesinde konuşulur oldu.
Tatil amaçlı veya birçok eğlence mekanlarında sahne alan sanatçılarımızın da olması, yeni bir kimlik arayışına girdi. Deyim yerindeyse sahil cenneti oldu yöremiz. Kışlık nüfusu ile yazlık nüfusunun inanılmaz artışı, inşaat sektörünün patlamasına destek olurken, tatilcilerin kalitesi, kuaförlerin de hızla açılıp çoğalması ve talebe cevap vermeyecek hale gelmesi gündemini rutinleştirip, restoranlarda, eğlence mekanlarında randevu sistemini ele alarak tatillerini belli bir saatlere göre plan ve program yapmak mecburiyeti olmazsa olmaz duruma gelmişti 60 mışlı yılların sonunda.
Güneşin batımına yakın saatlerde kuaför sonrası giyimleri ile sahil bandında yürüyüşleri defile yapılıyormuş izlenimi oluşturdu.
1970 senelerinde bu güzellikler ve huzur ortamı devam ederken, ikinci darbeyi egosu tavan yapmış yerli sahte kabadayılar piyasaya çıktı. Yöresine gelip ceplerini dolduran sahte kabadayılar ortama ayak uyduramayınca nazari dikkati çekme hastalığına yakalanarak tüm tatilcileri ve başta Sanat Güneşimiz Zeki Müren ile birçok tatilcileri huzursuz etmeye başladılar.
Restoranlar dağıldı, tavernalarda ve canlı müzik yapılan çay bahçelerinde her tarafı dağıttılar, yerli gençlere yol verip el ele dolaşan çiftleri tartaklamaya varan girişimler sonucunda, Zeki Müren dahil birçok sanatçının yanında tatil yapmaktan başka düşüncesi olmayan konukları da teker teker kaçırdılar. Restoranlar kapandı, 20 ye yakın balık restoranları kapanıp yerlerine Mahmutpaşa örneği mallar satışa kondu. Elle tutulur iki restoramızda inanın can çekişiyor. Ne kuaför kaldı ne de eğlence mekanları.
Kalabalık yine var, ancak akşamları defile yapma gösterisi anılarda kalarak bugün belediye temizlik işçileri sabahın erken saatlerinde yürüyüş yapılan yerlerdeki kilo kilo çekirdek ve mamullerini temizleyemi-yorlar saatlerce. Bilmem anlatabiliyor muyum?