ABD’nin Maskelenmiş Yüzü -18

ABD -YUGOSLAVYA- BOSNAHERSEK İLİŞKİLERİ

Bosna-Hersek, II. Dünya Savaşı'nın ardından yeni kurulan Yugoslavya Sosyalist Federal Cumhuriyeti'ni oluşturan federe cumhuriyetlerden biri oldu.

Bosna-Hersek, genellikle sadece Bosna olarak anılan, Güneydoğu Avrupa'da bir ülkedir. Kuzey, batı ve güneyden Hırvatistan; doğudan Sırbistan ve güneydoğusunda Karadağ ile çevrili olup Adriyatik Denizi'ne Neum şehrinde yalnızca 20 km'lik limansız bir kıyısı bulunmaktadır.

Ülkede bugün çoğunluğu oluşturan Güney Slavların yerleşmesi 6 ile 9. yüzyıllar arasına rastlar. 12. yüzyılda kurulmuş Bosna Banlığı'nı takip eden 14. yüzyıl Bosna Krallığı, 1463'te Osmanlı İmparatorluğu tarafından yıkıldı.

Bosna-Hersek 19. yüzyıl sonlarına dek Osmanlı hakimiyetinde kaldı.

Yugoslavya'nın dağılmasını takiben 1992'de bağımsızlık ilan eden Bosna-Hersek, yeni kurulan devleti kabul etmeyen Sırp toplumu nedeniyle üç yıl sürecek Bosna Savaşı'na sürüklendi. Savaş 1995'te imzalanan Dayton Antlaşması ile sona erdi.

Antlaşmaya göre ülkede barışı uygulayacak Barışı Uygulama Konseyi adı altında uluslararası bir konsey kuruldu. Konsey tarafından kurulan Bosna-Hersek Yüksek Temsilciliği “cumhurbaşkanını görevden alma dahil” birçok yetkiyle donatıldı.

Ayrıca üçlü cumhurbaşkanlığı ile ülkedeki üç etnik grup temsil edilmesi sağlandı.

2013 sayımına göre 3,531,159 nüfusa sahip olan ülke, anayasada kurucu halklar olarak belirtilen ve eşit haklara sahip olan üç etnik gruba ev sahipliği yapmaktaydı. Bu gruplar; nüfusun %50,11'ini oluşturan Boşnaklar, %30,78'ini oluşturan Sırplar ve %15,43'ünü oluşturan Hırvatlardı. İngilizcede ve daha birçok dilde etnik kimlik göz önünde tutulmadan tüm Bosna-Hersek halkına Bosnalı denir. Ancak Türkçede tarihten gelen yakınlıktan dolayı Bosnalı denildiğinde Boşnaklar yani Bosnalı Müslümanlar anlaşılır.

15 Aralık 2022'de Avrupa Birliği Bosna-Hersek'e adaylık statüsüne onay vermiş ve Nisan 2010'dan beri NATO'ya da adaydır.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile Bosna-Hersek Arasındaki İlişkiler

Tarihi olarak 1995 yılındaki Dayton Barış Antlaşması'na dayanan ve Bosna-Hersek'in toprak bütünlüğünün korunması, barışın sürdürülmesi ve Batı kurumlarına (NATO ve AB) entegrasyonu üzerine kurulu stratejik bir ortaklıktır. ABD, Bosna-Hersek'in egemenliğini en güçlü destekleyen aktörlerin başında gelse de son yıllarda küresel siyaset ve yönetim değişiklikleri ilişkilerde yeni dinamikler yaratmıştır.

Amerika Birleşik Devletleri (ABD), 1992–1995 yılları arasında yaşanan Bosna Savaşı'na başlangıçta mesafeli durmuş ancak daha sonra jeopolitik, insani ve küresel prestij gerekçeleriyle NATO kanalı üzerinden askeri ve diplomatik olarak müdahil olmuştur.

ABD'nin Yugoslavya'nın dağılma sürecine ve Bosna-Hersek'e müdahale etmesinin temel nedenleri şunlardır:

1. İnsani Trajediler ve Medya Baskısı (CNN Etkisi)

Savaş boyunca Sırp güçlerinin Boşnaklara yönelik gerçekleştirdiği sistemli etnik temizlik, katliamlar ve Saraybosna Kuşatması, Amerikan televizyonlarında geniş yer bulmuştur. Özellikle Temmuz 1995'te Birleşmiş Milletler'in (BM) güvenli bölge ilan ettiği Srebrenitsa'da 8 binden fazla Boşnak erkeğin katledilmesiyle sonuçlanan Srebrenitsa Soykırımı, uluslararası kamuoyunda ve ABD'de çok büyük bir ahlaki öfkeye ve askeri müdahale baskısına neden olmuştur.

2. NATO ve BM'nin Güvenilirliğinin Sarsılması

Avrupa ülkeleri ve Birleşmiş Milletler Koruma Gücü (UNPROFOR), savaşın başlarında krizi çözmekte ve sivilleri korumakta tamamen yetersiz kalmıştır. Sırp güçlerinin BM askerlerini rehin alması ve ateşkesleri hiçe sayması, Batı ittifakının ve özellikle NATO'nun küresel caydırıcılığını ve prestijini ciddi şekilde sarsmıştır. ABD, Soğuk Savaş sonrası dönemde NATO'nun ve kendi küresel liderliğinin zedelenmesini önlemek amacıyla devreye girmiştir.

3. Avrupa'nın Güvenliği ve İstikrarsızlığın Yayılma Riski

Balkanlar, coğrafi olarak Avrupa'nın ve NATO müttefiklerinin hemen yanı başında ("arka bahçesinde") yer almaktadır. ABD yönetimi, Yugoslavya'daki çatışmaların durdurulmaması halinde savaşın tüm Balkanlar'a (Kosova, Makedonya, Arnavutluk ve hatta NATO üyeleri olan Yunanistan ile Türkiye'ye) sıçrayarak Avrupa genelinde büyük bir istikrarsızlığa ve kitlesel bir göç dalgasına yol açmasından endişe etmiştir.

4. ABD İç Siyaseti ve Yaklaşan Seçimler

Dönemin ABD Başkanı Bill Clinton, başlangıçta ABD askerlerini riske atmak istemediği için müdahaleye isteksiz davranmıştır. Ancak 1996 ABD başkanlık seçimlerinin yaklaşması, Clinton üzerindeki "Bosna'daki insanlık suçlarına göz yumma" eleştirilerini artırmış ve yönetimi daha kararlı adımlar atmaya zorlamıştır.

Müdahalenin Sonucu

Bu faktörlerin bir araya gelmesiyle ABD öncülüğündeki NATO, Ağustos-Eylül 1995'te Sırp mevzilerine yönelik geniş çaplı bir hava harekatı (Kararlı Güç Harekâtı / Operation Deliberate Force) başlatmıştır. Ağır darbe alan Sırp güçlerinin geri adım atmasıyla ABD, tarafları masaya oturtmuş ve savaşı resmi olarak sonlandıran Dayton Barış Antlaşması'na (Kasım 1995) arabuluculuk yapmıştır.

1992-1995 Bosna Savaşı'nı bitiren Dayton Barış Antlaşması, ABD öncülüğünde imzalanmıştır. ABD, bu antlaşmanın uygulanmasının ve Bosna-Hersek’in tek bir devlet olarak kalmasının en büyük savunucusudur.

Değerli okurlar bir sonraki yazım ABD SUDAN İLİŞKİLERİ olacaktır. Sevgiyle, mutlulukla ve sağlıcakla kalınız.