GÜNAYDIN Değerli Okurlar,

Çok kişi, oruç tutmanın sadece İslâm dinine ait olduğunu zanneder. Oysa bütün dinlerde oruç vardır. Üstelik sadece Semavi dinlerde değil, Pagan dinlerinde de çeşitli oruç uygulamalarıyla karşılaşılır.

Eskiçağ dinlerinde oruç, özellikle rahip ve rahibeleri tanrılarla yakınlaştırmaya hazırlamanın bir yoluydu. Antik dönemin gizemli dinlerindeki inanışa göre tanrılar, kutsal öğretilerini ancak belli bir süre eksiksiz oruç tutan kişilere düşler ve görüntüler yoluyla açıklarlardı.

Birçok kültürde oruç, öfkelenen bir tanrıyı yatıştırma ya da ölmüş bir tanrıyı (örneğin bereket tanrısını) diriltme amacına yönelikti. Teknoloji öncesi dinlerde, örneğin ABD’nin Ovalar Bölgesi’nde ve Kuzey- Batı kesiminde yaşayan yerli kabilelerde düş beklerken ya da öncesinde oruç tutulurdu. Sibirya’daki Tunguzlar’ ın (Evenkler) şamanları ilk düşlerinden sonra, başka düşler görmek ve ruhlarla ilişki kurmak amacıyla oruç tutarlardı.

Joseph Campell’in yazdığı “ İlkel Mitoloji” isimli kitapta “ Şaman” uygulamalarında ruhlarla irtibat kurmak için oruç tutulduğunu anlıyoruz. “...Kutsal insan tek başına tipiye gider ve oruç tutup dua eder. Veya tek başına ıssız tepelere gider. İnsanların arasına döndüğünde onlara Büyük Giz’ in söylemesini emrettiklerini söyleyip öğretir. Öğütler verir, hastayı sağaltır ve insanları kötülüklerden koruyan büyüler yapar. Onun gücü büyüktür ve çok saygı görür.”

Şaman adayları, oruç tutmak suretiyle şamanlığa geçerler. ABD’nin Güney- Batı kesiminde yaşayan Pueblo yerlilerinin rahipleri, mevsim değişiklikleriyle ilgili büyük törenlerden evvel inzivaya çekilerek oruç tutarlardı. Yine Amerikan yerlilerinde, çocukluktan yetişkinliğe geçiş döneminde tutulan bir oruç vardı. Mısırın yiyecek olarak keşfedilmesinin hikâyesi olan ünlü Mondawmin Efsanesi de, çocukluktan yetişkinliğe geçiş döneminde tutulan bir oruca dayanır.

Dünyanın bütün dinlerinde, belirli kutsal zamanlar sırasında ya da öncesinde, ya da özel sebeplerle oruç tutulur. Örneğin Hindistan’da, M.Ö. VI. yüzyılda kurulan bir din olan Caynacılık’ ta kişilerin belirli kurallara göre oruç tutması ve belirli meditasyon/ derin düşünme yöntemlerini uygulaması, dünyadan koparak aşkın bir duruma geçmesini sağlar. Budacı keşişler, belirli günlerde oruç tutup günahlarını fısıltılarla itiraf ederler. Çin’de, göksel Yang’ın yeni çevrimine başlayacağı kış gündönümünden önce, belirli bir süre oruç tutulur. Hindistan’da, Hindu ermişleri, çeşitli vesilelerle sık sık tek başlarına oruç tutarlar.

Beslenmeyle ilgili birçok kural ve gelenek geliştirmiş olan Yahudilik, yılda birkaç kez, özellikle Yom Kippur’ da oruç tutulmasını öngörür.

Hristiyanlıkta özellikle Katolikler ve Ortodokslar,40 günlük Büyük Perhiz ile Noel’den önceki dönemlerde oruç tutarlar. Katolikler, Cuma günleri et ve yağlı yemek yemezler. Protestan kiliseleri oruç tutmayı üyelerin vicdanlarına bırakmıştır.

Süryanilerin ibadetleri içinde namaz kılmak olduğu gibi, oruç tutmak da vardır. Süryanilerin oruç ve perhizleri şunlardır: Büyük Oruç (48 gün), Ninova Orucu ( 3 gün), Haziran Başı Perhizi ( 3 gün), Ağustos Perhizi ( 15 gün), Meryemana Orucu, Aralık Perhizi...

İslâm dininde oruç, insanın Allah’ına itaat ve teslimiyet ile bağlandığı ve bu sayede azim ve iradesinin güçlendiği bir ibadettir.

Oruç, Allah’ın ihsan ettiği nimet ve faziletleri tercih ederek, bedeni arzuları yenmek ve nefsi baskılara tahammül etmek demektir.

Orucun asıl ve esas gayesi insanoğluna, nefsi ve bedeni arzularını yendirerek irade ve şahsiyetini güçlendirmek ve böylece ahrette takdir olunan nimetlere onu ulaştırmaktır.

Müslümanlar, Ramazan ayında oruç tutarlar. Oruç (savm) ayıdır. Arapça oruç anlamına gelen (savm) kelimesinin sözlük anlamı (tutmak) demektir.

Bu konuda bir diğer açıklama da, şu şekildedir:

Ramazan kelimesi çok ısıtmak (güneş kumları), çok sıcak olmak ( gün) anlamında kullanılan ( R-M-Z ) kökünden gelir.

Ramazanın ay adı olarak kullanılması türlü şekillerde izah edilir. Bu ayda oruç tutulduğundan, açlığın insana verdiği yanma duygusu veya bu ibadet ayında günahların yıkanıp silinmesinden dolayı bu aya ( yakma) manası ile ilgili olarak ( Ramazan) adı verildiği söylenir.

Oruç, her şeyden önce Allah’a itaat ve ibadettir. Oruç, yalnız Allah içindir. Sabrı öğretir. Oruçlu insan zaman zaman fakirlerin katlandıkları zorluklara tahammül göstererek onlar gibi yaşar ve onların sıkıntılarını kavrar.

İnsan bir beden ve bir ruhtan meydana gelen bir varlıktır. Herhangi bir insanda, herhangi bir nedenle, varlığını meydana getiren bu iki unsurdan biri lehine ya da aleyhine denge bozulursa, şüphesiz bu durum insanda bir rahatsızlık yaratacaktır. Psikolojik açıdan incelendiğinde, orucun, insanda beden ve ruh dengesini sağladığı açıkça görülecektir.

Oruç, riya ve gösterişi olmayan tek ibadettir. Şüphesiz, gazetecilerin ve televizyon kameralarının önünde, lüks lokantalarda, şov niyetine yapılan, gösterişli, tokun toku ağırladığı iftar yemekleri konumuz değil. Allah’tan başka kimse, herhangi birinin oruçlu olup olmadığını bilemez.

Sadece Allah rızası için oruç tutan bir kimse, gizli ve açık her yerde Allah’tan korkmayı ve sakınmayı oruç vasıtasıyla öğrenir ve meleke kazanır. Böyle bir duyguya sahip olan insan, vicdani bir rahatlık ve huzur içinde bulunur ve davranışlarını bu duygunun kontrolü altında ayarlar.

Oruç, sayısız psikolojik, sosyolojik ve tıbbi yarar ve hikmetlerle dolu ibadettir.

Hayırlı ramazanlar dilerim.