GÜNAYDIN Değerli Okurlar,

Uzun zamandır okumayı çok merak ettiğiniz bir kitap var. Bunu tüm arkadaşlarınız da biliyor. Nihayet bir gün bu kitabı buldunuz. Ne var ki, daha okumaya fırsat bulamadan bu kitap kayboldu, denize düştü veya yandı diyelim. Şimdi düşünün! Samimi olarak düşünün! Arkadaşlarınızın içinden kim, siz istemeden, bu kitabı arayıp bulur ve size hediye eder?

*

Kötü günlerinizde en güvenilir dost, en güzel sığınak, en sırdaş, en başarılı psikolog kimdir sizin için?

*

En samimî, en candan, kardeş gibi bildiğiniz tüm dostlarınızla birlikte olduğunuzu düşünün. Birden dizlerinizin üzerine düştüğünüzü ve dizinizin kanadığını varsayın.

Hangi dostunuz, eğilip dizinizi üfler?

*

Kimseye haber vermeden tatile gittiniz. Hangi dostunuz sizi arayıp bulur da merak ettiğini söyler?

*

Durduk yerde, olur olmaz zamanda, telefonunuz çaldığında, “ Nasılsın? Merak ettim” diye arayan bir arkadaşınız var mı?

*

Çok sevdiğiniz bir şiir var. Bu şiiri ezberlemeye çalışıyorsunuz.

Ezberleyemiyorsunuz ve bir türlü istediğiniz gibi okuyamıyorsunuz.

Hangi dostunuz saatlerce, bıkmadan, usanmadan ilgiyle sizin şiiri tam ve doğru olarak okumanızı bekler?

*

En sıkıntılı, en buhranlı anınızda, yanına gidip hiç konuşmadan hıçkıra hıçkıra ağlayacağınız bir insan var mı?

Yoksa deniz kenarında sakin bir ortamda dalgalara bakarak ya da bir hayvanın örneğin köpeğinizin yanında mı ağlamayı tercih edersiniz?

***

Kanarya dışındaki bütün kuşlar hayatlarında sadece bir melodi söyleyebiliyorlarmış.

Bir melodi tutturuyorlar ve ölünceye kadar bunu söylüyorlar yani…

Kuşların yavrularının çıkardıkları sesler, insan bebeklerinin konuşma öncesinde çıkardıkları seslerle aynı özellikleri taşıyormuş.

Ancak kanaryalar 8 aylık olduklarında yetişkin insanlar gibi şarkı söylemeye başlıyorlarmış.

Bahar boyunca bu melodiyi tekrarlıyorlar, ancak yaz geldiğinde bu melodiyi bırakıyorlarmış.

Sonra yine bahar geldiğinde tamamen yeni bir melodiyle ortaya çıkıyorlar ve bunu söylemeye başlıyorlarmış.

Kısacası kanarya beyni, “yeni hücreler” yaratıp kendini yenileyebiliyormuş.

İnsanoğlunun beyni de yeni hücreler yaratıp kendini yenileyebilse ne güzel olurdu!

***

Kanaryalardan söz etmişken, aklıma sarhoş olan kuşlar geldi.

Hiç sarhoş kuş duydunuz mu?

Kış meyveleriyle beslenen bazı kuşlar yemişlerdeki alkol miktarı ile sarhoş olabiliyorlar. Gagalarının içindeki kırmızı dilleri ve bazen kızıl tüy geçişleri olan bu kuşlara ipekkuyruk (bombycilla garrulus) adı veriliyor.

Alkollü meyveleri yiyip sarhoş olan çoğu kuş hemen oracıkta sızıyor.

Bilim insanları sarhoş olan kuşların uçuş hareketlerini kontrol edemediğini ifade ediyor. Bu nedenle aslında oldukları yerde sızan kuşlar daha şanslı olabilir. Çünkü soğuk iklimlerde kuşların sarhoş olduktan sonra uçuşları bozuluyor ve arabalara çarpabiliyorlar. Bu onları ölüme bile götürebiliyor.

Uzun yıllar önce bir arkadaşım Polonya’ ya görevli gitmişti, yolda yüzüne bir kuş çarpmış ve gözünden yaralanmıştı. Kuşun sarhoş olabileceğini söyleyince inanmamıştım, haklıymış!

Devam edelim. İlginç bilgiler var.

Ayçiçeği tohumları uzun süre beklediğinde fermente oluyor ve bunları yiyen yeşil ispinozlar sarhoş oluyor.

Balmumu kuşları daha önce ağaçta yaraladıkları kiraz üzüm gibi meyveleri fermente olduktan sonra yemeyi ve sarhoş olarak kaldırımlarda yatmayı severler. Bilenler onları alır ve uyanana kadar güvenli bir yere koyarlar.

Bülbüller de aynı şekildedir ama onlar bayılana kadar yemez, sabahlara kadar şarkı söylerler.

***

Bu günlük bu kadar olsun, yerim bitmek üzere…

Sağlık ve mutluluk dolu güzel bir gün diliyorum.

Ne Mutlu Türk’ üm Diyene! Ne Mutlu Atatürk’ ün İzinden Gidene!