Hayatın hızına kapıldığımız bugünlerde Kurban Bayramı bize yeniden, paylaşmayı ve sevdiklerimizin kıymetini bilmeyi hatırlattı. Bir kapının çalınması, bir tabak etin ihtiyaç sahibine ulaşması, edilen bir dua… İşte bayramın gerçek bereketi de tam burada saklı.

Kurban Bayramı’nı hevesle bekleyen besiciler de bayramın gelmesiyle birlikte rahat bir nefes aldı. Yalova özelinde baktığımızda besicilerin elinde neredeyse kurbanlık kalmadı. Ama ülke genelinde durum böyle değil.

Kurban Bayramı’nın ardından hayvancılık sektörünün en büyük endişelerinden biri, üreticinin elinde kalan kurbanlıkların ne olacağıdır. Özellikle son yıllarda artan yem, elektrik, nakliye ve işçilik maliyetleri nedeniyle üretici zaten oldukça zor bir süreçten geçerken, satılamayan hayvanların elde kalması ciddi bir ekonomik yük oluşturuyordu.

Bu nedenle Et ve Süt Kurumu’nun, bayram sonrası üreticilerin elinde kalan kurbanlıkları güncel piyasa fiyatlarından satın alacağını açıklaması sektör adına önemli ve olumlu bir gelişme olarak değerlendirilmeli. Çünkü bu karar yalnızca üreticinin zararını azaltmakla kalmayacak, aynı zamanda hayvancılık sektörüne moral ve güven de verecek.

Üretici için en büyük sorun belirsizliktir. Aylarca emek vererek yetiştirilen hayvanın satılıp satılamayacağını düşünmek, özellikle küçük aile işletmeleri açısından büyük bir stres kaynağı oluyor. Bayram döneminde pazara çıkan üretici; nakliye, yer kirası, çadır masrafı ve bakım giderleriyle zaten önemli bir maliyetin altına giriyor. Satış gerçekleşmediğinde ise zarar katlanarak büyüyor. İşte tam da bu noktada devletin devreye girerek alım garantisi vermesi, üreticinin yalnız bırakılmadığını göstermesi açısından son derece kıymetli.

Açıklanan kararın bir başka önemli yönü ise piyasa dengesine katkı sağlayacak olmasıdır. Kurban Bayramı sonrasında elde kalan hayvanların değerinin çok altında fiyatlara satılması, hem üreticiyi mağdur ediyor hem de piyasada fiyat dengesizliğine neden oluyordu. Et ve Süt Kurumu’nun güncel fiyatlarla alım yapacak olması, bu tür fırsatçılıkların önüne geçilmesine de katkı sağlayacaktır.

Elbette tek başına bu adım tüm sorunları çözmez. Türkiye’de hayvancılık sektörünün hâlâ yüksek maliyetler, yetersiz üretim planlaması ve yem bağımlılığı gibi önemli problemleri bulunuyor. Ancak zor dönemlerde üreticiye güven veren bu tür uygulamalar sektörün ayakta kalabilmesi adına büyük önem taşıyor. Çünkü üreticinin üretmeye devam etmesi, sadece kendi kazancı için değil, ülkenin gıda arz güvenliği açısından da stratejik bir mesele haline gelmiş durumda.

Bugün atılan bu adım, üreticinin emeğinin karşılıksız kalmaması adına doğru bir adımdır. Üreticinin alın terini koruyan, piyasayı rahatlatan ve sektöre güven veren her uygulama desteklenmelidir. Umut edilir ki bundan sonraki süreçte de sadece bayram dönemlerinde değil, yılın tamamına yayılan sürdürülebilir ve üreticiyi güçlendiren politikalar hayata geçirilir.