Amerika Birleşik Devletleri'nin İşlediği Savaş Suçlarını Doğru Değerlendirebilmek İçin Ön Bilgilenme Amacıyla…
SAVAŞ NEDİR?
Mustafa Kemal Atatürk; “Milletin hayatı tehlikeye maruz kalmadıkça savaş bir cinayettir” diyor.
Çok uzun yıllar, hatta asırlar önce kuralsız, acımasız ve adaletsiz/hukuksuz savaşlar yapılıyor, güçlü olan taraf saldırıyor, zayıf taraf ne kadar dirense de yeniliyor; toprakları istila ediliyor, işkence, tecavüz gibi acımasız uygulamalar yapılıyordu.
Hukuk ve Adalet Konulu Birkaç Önemli Söz
- Adaletin hakim olduğu yerde silahın yeri yoktur. Amyot
- Adaletin üç temel ilkesi vardır; Mülkiyetin istikrarlı olması, mülkiyetin ancak mutabakat ile transfer edilebilmesi ve verilen sözlerin yerine getirilmesi…
- Eğer mülkiyet istikrarlı değilse daimi savaş olur.
- Eğer mülkiyet mutabakat sonucunda transfer edilmezse ticaret olmaz.
- Sözler tutulmazsa o zaman da birlik olmaz. David Hume
- Adaletsiz rejimi, adaletle yıkınız. Gandhı
- Adaletsizliği bir yangından daha çabuk önlemeliyiz. Herakleıtos
- Adaleti çiğneyen devlet adamlarını cezalandırmayan milletler, çökmek zorundadır. Hz. Muhammed.
- Adaletsizliği işleyen, çekenden daha sefildir.
Değerli okurlar ana konumuz ABD’nin İşlediği Savaş Suçları olsa da; Elbette günümüzde her suçun hukuki karşılığı/yaptırımı vardır diye düşünürüz. Şimdi asıl konumuza dönersek:
Uluslararası Savaş Hukuku (Uluslararası İnsancıl Hukuk) ve Savaş Suçu Nedir?
Savaş hukuku, savaşa girişmek için kabul edilebilir gerekçeleri ve savaş sırasında sergilenen davranışların sınırlarını belirleyen hukuk dalıdır.
Silahlı çatışmalar sırasında uygulanan hukuki kuralları ve prensipleri düzenleyen bu hukukun temel amaçları, savaşın insan ve mal kayıplarını minimize etmek, insan haklarını korumak ve savaşın etkilerini sınırlamaktır. Bu konuda bazı prensipler ön plana çıkmaktadır:
1. Ayrım İlkesi: Askeri hedefler ile sivil hedefler arasında ayrım yapılmalıdır. Askeri operasyonlar, sivillere ve sivil altyapıya zarar vermeyecek şekilde olmalıdır.
2. Orantılılık İlkesi: Askeri güç kullanımı orantılı olmalıdır. Aşırı veya gereksiz şiddet kullanmak ve hedefe ulaşmak için orantısız zarara yol açmak yasaktır.
3. Savaş Esirleri ve Sivil Mahkumlar: Savaş esirleri ve sivil mahkumlar, insan haklarına saygı gösterilerek tutulmalı ve kötü muamele görmemelidir.
4. Kimyasal ve Biyolojik Silahların Yasaklanması: Uluslararası anlaşmalarla kimyasal ve biyolojik silahların kullanımı yasaklanmıştır.
5. Silahsızlanma ve Barış Görüşmeleri: Savaşın sona erdirilmesi için barış görüşmeleri ve silahsızlanma anlaşmaları yapılmalıdır.
Uluslararası Savaş Hukuku, Cenevre Sözleşmeleri ve 1907 Lahey Kuralları gibi uluslararası anlaşmalarla güçlendirilmiştir. Bu hukuk dalı, savaşın etkilerini sınırlayarak insanları ve mülkiyeti korumayı amaçlar ve savaş suçu işleyenlerin uluslararası ceza mahkemeleri önünde yargılanmasını sağlar.
Savaş suçlarının uluslararası insani hukuk alanında önemli bir yeri vardır ve bu alanda Nürnberg Uluslararası Askerî Ceza Mahkemesi gibi uluslararası mahkemeler düzenlenmiştir. BM Güvenlik Konseyi tarafından oluşturulan Eski Yugoslavya için Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Ruanda için Uluslararası Ceza Mahkemesi yakın tarihten örneklerdir.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 1 Temmuz 2002 tarihinden sonra işlenmiş savaş suçları davalarının görüşülmesi için Lahey'de kuruldu. Bazı ülkeler, özellikle Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve İsrail, mahkemeye karşı eleştirilerde bulunup, katılmayı reddetmişlerdir ve mahkemenin vatandaşları üzerinde yargılama yetkisine sahip olmasına izin vermemişlerdir.
Nazilerin Sovyet savaş esirlerine işledikleri suçlar savaş suçuna örnek teşkil eder.
Savaş suçu, özellikle, sivil halkın öldürülmesi, kötü muameleye tabi tutulması veya zorla çalıştırılması, savaş esirlerinin öldürülmesi ya da kötü muameleye tabi tutulması, rehinelerin öldürülmesi, kamu ve özel kişilerin mallarının yağmalanması, gereksiz yere şehirlerin yakılıp yıkılması gibi eylemleri kapsamaktadır. Devletlerarası çatışmalarda savaş kanunlarının her ihlali bir savaş suçu sayılmaktadır, ama devlet içi çatışmalarda yer alan ihlaller savaş suçu sayılmayabilir.
Savaş hukuku sınırları içinde, yerleşim güvenliğinin ihlali, örneğin ateşkes bayrağını kaldıranlara saldırmak veya ateşkes bayrağını yanıltıcı şekilde kullanıp saldırmak, savaş suçu sayılır.
Savaş esirlerine ve sivillere karşı kötü davranmak da savaş suçu oluşturan davranışlar arasında yer alır. Savaş suçları toplu katliam ve Soykırım olaylarının bir parçası olmasına rağmen, bu tip suçlar genel olarak uluslararası insani hukuk çerçevesinde insanlığa karşı suçlar kapsamına girer.
Savaş suçlarının uluslararası insani hukuk alanında önemli bir yeri vardır ve bu alanda Nürnberg Uluslararası Askerî Ceza Mahkemesi gibi uluslararası mahkemeler düzenlenmiştir. BM Güvenlik Konseyi tarafından oluşturulan Eski Yugoslavya için Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Ruanda için Uluslararası Ceza Mahkemesi yakın tarihten örneklerdir.
Uluslararası Ceza Mahkemesi, 1 Temmuz 2002 tarihinden sonra işlenmiş savaş suçları davalarının görüşülmesi için Lahey'de kuruldu. Bazı ülkeler, özellikle Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve İsrail, mahkemeye karşı eleştirilerde bulunup, katılmayı reddetmişlerdir ve mahkemenin vatandaşları üzerinde yargılama yetkisine sahip olmasına izin vermemişlerdir.
Nazilerin Sovyet savaş esirlerine işledikleri suçlar savaş suçuna örnek teşkil eder.
Ceza, cezasızlığın önlenmesi ve UCM'ye giden yol
Savaş suçlarının ilk kez kapsamlı bir kanun halinde toplanması, Amerikan İç Savaşı sırasında Başkan Lincoln tarafından 1863'te çıkarılan Lieber Kuralları´nda gerçekleştirildi. O tarihten bu yana 1907 tarihli IV nolu Lahey Sözleşmesi ve onun yönetmelikleri, 1949 tarihli Cenevre Sözleşmeleri ve onların 1977 tarihli protokolleri de dahil olmak üzere pek çok uluslararası insancıl hukuk sözleşmesi hazırlanmıştır.
Uluslararası Ceza Mahkemesi (kısaca UCM)
Kuruluş belgesi Roma Statüsü olan, savaş suçları, insanlığa karşı işlenen uçlar, soykırım suçları ve saldırı suçlarına bakan uluslararası bir mahkemedir.
1 Temmuz 2002 tarihinde kurulmuş ve 11 Mart 2003 tarihinde çalışmaya başlamıştır. Mahkeme binası "Ev Sahipliği Anlaşması" yaptığı Hollanda'nın Lahey kentinde bulunmaktadır. Mahkemeye 124 ülke taraf olmuştur.
Uluslararası Ceza Mahkemesi Roma Statüsü´nün (Statü) 8. Maddesi bu anlaşmalarda ve uluslararası örf ve adet hukukunda tanımlanmış uluslararası silahlı çatışma esnasında işlenen savaş suçlarının büyük bir bölümü üzerinde Uluslararası Ceza Mahkemesi´ne (UCM) yetki verir.
İç savaşlar gibi günümüzün en yaygın çatışmaları olan uluslararası olmayan silahlı çatışmalarda işlenmiş savaş suçlarını yargılama yetkisinin de, Uluslararası Ceza Mahkemesi´ne verilmesi uluslararası hukuktaki son güçlendirici gelişme olmuştur.
İnsanlığa karşı suçlardan farklı olarak bir savaş suçu tek, ayrı, dağınık ya da rastgele bir eylem olabilir. Bu eylemlerin yaygın ve sistematik olmasına yönelik herhangi bir koşul yoktur. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin görev alanına giren, Lahey yönetmeliklerinde ve Cenevre Sözleşmelerinin I. Protokol'ünde ve uluslararası örf ve adet hukukunda tanımlanmış ihlallerin bazıları şunlardır:
- Doğrudan sivil nüfusa, sivillerin eşyalarına, insani yardıma ya da barış koruyucu misyonların yanı sıra; sağlayacağı önceden tahmin edilen somut ve doğrudan doğruya askerî avantaja oranla aşırı bir şekilde sivil hedeflere zarar vereceği ya da sivilleri yaralayacağı ya da rastlantısal olarak can kaybına yol açacağı bilinen saldırılar da dahil olmak üzere sivillere yönelik yasaklanmış saldırılar; Kızılhaç ve Kızılay amblemlerini taşıyan binalara, malzemelere, tıp birimlerine, ulaşım araçlarına ve kişilere karşı saldırılar; ve askerî hedef olmayan din, eğitim, sanat, bilim ya da hayır amaçlarıyla kullanılan binalara, tarihi anıtlara ve hastanelere saldırılar;
- Teslim olmuş askerleri öldürmek ya da yaralamak; uzuv keserek fiziksel olarak sakat bırakmak; kişinin ölümüne sebebiyet verecek ya da onun sağlığını ciddi biçimde etkileyecek uygulamalar, önceden tahmin edilen somut ve doğrudan doğruya askerî avantaja oranla aşırı bir şekilde sivil hedeflere zarar vereceği ya da sivilleri yaralayacağı ya da rastlantısal olarak can kaybına yol açacağı bilinen saldırılar da dahil olmak üzere sivillere yönelik yasaklanmış saldırılar; Kızılhaç ve Kızılay amblemlerini taşıyan binalara, malzemelere, tıp birimlerine, ulaşım araçlarına ve kişilere karşı saldırılar; ve askerî hedef olmayan din, eğitim, sanat, bilim ya da hayır amaçlarıyla kullanılan binalara, tarihi anıtlara ve hastanelere saldırılar,
- Ateşkes bayrağını, BM ya da düşman işaretini ya da Kızılhaç ve Kızılay amblemlerini kötüye kullanmak ve esir alınmayacağını bildirmek. Askeri gerekliliklerle meşrulaştırmadıkça düşman mülklerini yağmalamak, yok etmek ya da zapt etmek. Zehir ya da zehirli silahları, belirli gazları, vücutta parçalanan kurşunları ve yapılacak bir değişiklikle tüzüğe eklenecek diğer silahlar gibi yasaklanmış silahları kullanmak. Bir savaş yöntemi olarak sivilleri kasten aç bırakmak ya da ulusal silahlı kuvvetlere 15 yaşından küçük çocukları almak ya da onları silahlı çatışmalara aktif bir şekilde katarak kullanmak gibi bazı yasaklanmış savaş yöntemleri…
- İşgalciler tarafından işgal ettikleri topraklara kendi sivil nüfuslarının dolaylı olarak ya da doğrudan transferi ya da işgal edilen toprakların nüfusunun tamamının veya bir parçasının sınır dışı edilmesi ya da transferi; düşman vatandaşlarının yasal haklarını kaldırma ya da askıya alma ya da onları kendi ülkelerine karşı askerî operasyonlara katılmaya zorlamak da dahil olmak üzere, işgal edilen topraklarda ya da düşman vatandaşlarına karşı yasaklanmış bazı eylemler.
Ancak yasalar, uyulur ve uygulanırsa vardır. Daha en başında birileri: “Ben yasaymış, hukukmuş ve kurduğunuz Adalet Divanı’ymış, UCM’ meymiş tanımam - özellikle Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve İsrail- diyorsa ve de o acımasız güçlere karşı sizin etkin bir yaptırım gücünüz yoksa, gerisi sadece boş hayal ve avunma olacaktır.
Değerli okurlar bir sonraki yazım;
‘Amerika Birleşik Devletleri'nin işlediği savaş suçları-l’ olacak. Sağlıkla ve sevgiyle kalın.