Kırmızı Et Üretimi Neden Düşüyor?

Bu hafta son günlerde karşımıza en çok çıkan bu soruya cevap arayacağız. Aslında benzer konularda yazılar daha öncede kaleme almıştım. Ama yeni veriler açıklandıkça tablolar her geçen gün vahimleştikçe konuyu irdelemekte fayda var diye düşünüyorum.

Türkiye’de kırmızı et artık sadece kasabın değil, siyasetin, ekonominin ve mutfakların da en önemli gündemlerinden biri haline gelmiş durumda. Çünkü sofradaki et miktarı azalırken, fiyatlar durdurulamaz şekilde yükseliyor.

Üretici kazanamadığını söylüyor, tüketici ise et alamadığını…

Ortada büyüyen bir çelişki var. Fiyatlar sürekli artmasına rağmen üretim neden düşüyor?

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı son verilere göre kırmızı et üretimi 2025 yılında yüzde 10,5 gerileyerek 1 milyon 885 bin tona düştü. Oysa 2023 yılında üretim 2 milyon 384 bin ton ile son yılların zirvesini görmüştü. Sadece iki yılda yaklaşık 500 bin tonluk kayıp yaşandı.

Son 5 yıllık tabloya baktığımızda ne demek istediğimi daha net göreceksiniz.

* 2020: 1 milyon 785 bin ton

* 2021: 1 milyon 952 bin ton

* 2022: 2 milyon 191 bin ton

* 2023: 2 milyon 384 bin ton

* 2024: 2 milyon 105 bin ton

* 2025: 1 milyon 885 bin ton

Üretimdeki düşüşün en büyük nedeni hemen her konuda karşımıza çıkan maliyetlerin kontrol edilemez hale gelmesi sorunu. Yem fiyatları, elektrik giderleri, mazot, veteriner masrafları ve işçilik son yıllarda katlanarak arttı. Birçok besici artık hayvanını büyütmek yerine elindeki damızlık hayvanı kesime göndermeyi tercih ediyor. Çünkü üretmeye devam etmek zarar etmek anlamına geliyor.

Bugün Türkiye’de birçok küçük ve orta ölçekli işletme ya kapasitesini küçültüyor ya da tamamen sektörden çıkıyor. Köylerde ahırlar boşalıyor. Daha öncede söylediğim gibi genç nesil artık hayvancılık yapmak istemiyor. Çünkü yıllarca emek verip sonunda borçla karşı karşıya kalmak kimseye cazip gelmiyor.

Sorunun bir başka boyutu ise plansızlık. Bir dönem ithalatla fiyatları düşürme politikası uygulandı. Ancak ithal hayvan ve ithal et, kısa vadede piyasayı rahatlatıyor gibi görünse de uzun vadede yerli üreticiyi daha da zayıflattı. Üretici önünü göremediği için yatırım yapmaktan vazgeçti. Bunun neticesinde de hem üretim düştü hem de fiyatlar arttı.

Et fiyatlarındaki değişim de bu tabloyu doğruluyor. 2020 yılında kasapta ortalama dana eti kilogram fiyatı yaklaşık 60-70 lira seviyesindeydi. 2023’te bu rakam 350 liraları geçti. 2025 ve 2026 döneminde ise 700-800 lira bandına ulaştı. Vatandaş artık kilogramla et almıyor, gramla et almaya çalışıyor.

Tüketim tarafında da ciddi bir daralma yaşanıyor. Türkiye’de kişi başına kırmızı et tüketimi gelişmiş ülkelerin oldukça altında kalırken, yüksek fiyatlar nedeniyle dar gelirli vatandaşın sofralarından et neredeyse tamamen çıkıyor. Eskiden haftada birkaç kez tüketilen kırmızı et artık birçok aile için ayda bir alınabilen lüks bir ürün haline geldi.

Asıl tehlike ise burada başlıyor. Çünkü mesele sadece fiyat değil, daha öncede birçok kez uyardığım gıda güvenliği meselesidir. Et üretiminin düşmesi; süt üretiminin, besiciliğin ve kırsal ekonominin de zayıflaması anlamına gelir. Bugün üreticiyi kaybeden bir ülke, yarın daha fazla ithalata mahkum olur.

Türkiye’nin artık günü kurtaran politikaları bir kenara bırakıp uzun vadeli hayvancılık planlamasına yönelmesi gerekiyor. Üreticiye sürdürülebilir destek verilmeden, yem maliyetleri düşürülmeden, mera politikaları güçlendirilmeden ve genç nüfus tekrar üretime çekilmeden bu sorun çözülemez.

Hayvancılık sadece çiftçinin meselesi değildir. Hayvancılık, doğrudan sofradaki ekmeğin ve etin meselesidir. Üretim düştükçe sadece ahırlar değil, sofralar da boşalır.