Değerli okurlarımız bir süredir siyasetten uzak, ticari faaliyetimizi sürdürdüğüm sektör olan tarım ve hayvancılık üzerine yazılar kaleme alıyor, konunun olumlu ve olumsuz yönlerini sizlere aktarmaya çalışıyorum.
Ancak bu hafta 15 Temmuz nedeniyle bir yazı kaleme almak görüşlerimi sizlerle paylaşmak istedim.
Adı ve amacı her ne olursa olsun öncelikle askeri, sivil ya da siyasi tüm darbelere HAYIR!
Asırlık çınar ülkemizin tarihinde ne yazık ki kara leke olarak birçok darbe ve darbe girişimi yer alıyor. Bu girişimlerde bazen siyasetin en üstündekiler, bazen siyasi figür olarak ön plana çıkanlar, bazen de bizzat halkımız bedel ödedi.
Hafızalarımızı şöyle bir tazeleyecek olursak;
27 MAYIS 1960 ASKERİ DARBESİ
Türkiye tarihindeki ilk darbe..
Demokrat Parti iktidarı, Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki Milli Birlik Komitesi tarafından devrildi. Başbakan Adnan Menderes, Cumhurbaşkanı Celal Bayar ve çok sayıda siyasetçi tutuklandı. 1961 Anayasası hazırlandı. Yassıada yargılamaları sonucunda Başbakan Adnan Menderes, Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ve Maliye Bakanı Hasan Polatkan idam edildi.
12 MART 1971 MUHTIRASI
1971’de ise muhtıra darbesi ile karşı karşıya gelindi.
Genelkurmay Başkanlığı tarafından hükümete muhtıra verildi. Başbakan Süleyman Demirel istifa etti. Parlamento kapatılmadı ancak askerlerin etkisi altında teknokrat hükümetler kuruldu. Bu dönem "muhtıra dönemi" olarak kayıtlara geçti.
12 EYLÜL 1980 ASKERİ DARBESİ
Tıpkı 1960’da olduğu gibi bu kez asker yönetime el koydu.
Genelkurmay Başkanı Kenan Evren liderliğinde ordu yönetime el koydu. TBMM feshedildi. Siyasi partiler kapatıldı. Binlerce kişi gözaltına alındı ve tutuklandı; işkence, idam ve siyasi yasaklar yaşandı. Necdet Adalı, Mustafa Pehlivanoğlu, Erdal Eren, Serdar Soyergin, İlhan Erdost, Zeki Baltacıgil, Cengiz Aksakal 80 darbesinde hayatını kaybeden simge isimlerden bazıları. 1982 Anayasası referandumla kabul edildi ve bugün yürürlükte olan anayasanın temelini oluşturdu.
28 ŞUBAT 1997 POSTMODERN DARBE
Takvimler 28 Şubat 1997’yi gösterdiğinde ise bu kez bir başka darbe çeşidi ile karşı karşıya kaldık.
Milli Güvenlik Kurulu kararlarıyla Refah-Yol Hükûmeti üzerinde yoğun askeri ve bürokratik baskı oluştu. Başbakan Necmettin Erbakan istifa etti. Doğrudan yönetime el konulmadığı için "postmodern darbe" olarak adlandırıldı.
27 NİSAN 2007 E-MUHTIRASI
İlk kez 1971’de karşımıza çıkan muhtıra bu kez çağında gereksinimlerine uymuş ve 2007’de bu kez karşımıza e-muhtıra olarak çıkmıştı.
Genelkurmay Başkanlığı internet sitesinde yayımladığı bildiriyle cumhurbaşkanlığı seçimi sürecine ilişkin görüş açıkladı. Hükümet bildiriyi reddetti ve süreç demokratik yollarla devam etti. Bu girişim "e-muhtıra" olarak anıldı.
15 TEMMUZ 2016 DARBE GİRİŞİMİ
Ve halkın direnişi sayesinde başarılı olamayan 15 Temmuz darbesi..
Türk Silahlı Kuvvetleri içindeki bir grup tarafından hükümeti devirmeye yönelik darbe girişiminde bulunuldu. TBMM, emniyet birimleri ve çeşitli kamu kurumları hedef alındı. Köprüler kapatıldı. Girişim halkın direnişi sayesinde başarısız oldu. Girişim sırasında darbecilere karşı direnen 250'den fazla vatandaş, polis ve asker şehit düşerken, 2.000'i aşkın kişi ise gazi oldu. Astsubay Kıdemli Başçavuş Ömer Halisdemir, Erol Olçok ve Oğlu Abdullah Tayyip Olçok, Emniyet Müdürü Dursun Acar, Profesör Doktor İlhan Varank, Halil Kantarcı, Şerife Boz ve daha ismini sayamadığımız birçok kahraman.. Olayların ardından olağanüstü hal ilan edildi ve geniş kapsamlı yargı ile kamu personeli işlemleri gerçekleştirildi. Darbe girişiminin sorumlusu FETÖ'ydü.
Türkiye'deki darbeler ve askeri müdahaleler, ülkemizin siyasal, hukuki ve toplumsal yapısını derinden etkilemiştir. Bu müdahaleler, anayasal düzen, siyaset kurumları, insan hakları ve demokrasi açısından uzun süreli sonuçlar doğurmuştur. Bu olayların nedenleri ve etkileri üzerine halen farklı değerlendirmeler yapılsa da, demokratik yönetimin kesintiye uğradığı bunun da bizi geriye götürdüğü, toparlanmamızın zaman aldığı açıktır.
SİYASİ DARBELER
Bugün ise kamuoyunda farklı bir tartışma yaşanıyor. Artık tankların sokaklarda olmadığı, ancak siyasetin işleyişine yönelik müdahalelerin "siyasi darbe" olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği konuşuluyor. Bu kavram, özellikle seçim süreçleri, yargı kararları, kayyum uygulamaları, siyasetçilerin görevden alınması veya siyasi rekabeti etkilediği ileri sürülen idari kararlar gibi gelişmeler üzerinden farklı kesimler tarafından dile getiriliyor.
"Siyasi darbe" ifadesi hukuki bir tanım değil siyasi bir değerlendirmedir. Bu nedenle bu kavramı kullanırken dikkatli olmak gerekir. Ancak hangi isim verilirse verilsin, seçmenin iradesini gölgeleyen, demokratik rekabeti zayıflatan ve kurumlara olan güveni aşındıran her gelişme üzerinde ciddiyetle durulmalıdır.
Ülkemizin ihtiyacı, yeni kutuplaşmalar değil; hukukun üstünlüğünü güçlendiren, kurumlara güveni artıran ve farklı siyasi görüşlerin demokratik zeminde yarışabildiği bir iklimdir.
Demokrasi sandıkta başlar ve sandıkta biter bunu asla unutmamalıyız ve en başta da belirttiğim gibi adı ve amacı her ne olursa olsun; askeri, sivil ya da siyasi tüm darbelere tıpkı 15 Temmuz’da olduğu gibi halk olarak ‘HAYIR’ diyebilmeliyiz…