Koşuya yeni başlayanlar genellikle hızlarını artırmanın tek yolunun “daha uzun adım atmak” olduğunu düşünüyor. Oysa işin içinde kadans denilen, yani bir dakikada attığınız adım sayısı da var. Ben bunu koşuya başladığımda fark etmemiştim.
İlk dikkat çeken yönüm, hızlı koştuğum halde bacaklarımı çok açmamamdı. Profesyonel koşucular bana bunu söylediğinde şaşırmıştım. Meğer hızlı ve kompakt adımlar, tıpkı bir pergel gibi, hız kazandırıyormuş. O an anladım ki, kadansla hızın ilişkisi bambaşka bir şeydi.
Ama tabii iş sadece hızlı adım atmaktan ibaret değil. Bacakları biraz daha açmak, adım uzunluğunu dengeli kullanmak da koşu ekonomisi için önemli. Çok kısa adım atıp hızlı kadans yaparsanız enerjiyi boşa harcamazsınız ama uzun mesafede yorgun düşebilirsiniz. Çok uzun adım atarsanız da aynı şekilde eforunuz boşa gider. Önemli olan bu dengeyi bulmak.
Koşu bandında kadansla oynamak özellikle ilk başta biraz tuhaf hissettirebilir. Ritmi yakalamak, vücudun alışık olmadığı bir tempoda hareket etmek demek. Benim tavsiyem, önce kendi doğal ritminizi görün, sonra kadansı yavaş yavaş artırın. Hem hızınız artacak hem de enerjiyi daha verimli kullanmayı öğreneceksiniz.
Kendi deneyimim gösterdi ki, hızlı ve kompakt adımlar bacak uzunluğu ile birleştiğinde koşuda gerçek potansiyeli ortaya çıkarıyor. Kadans ve adım uzunluğu dengesi, hız ve dayanıklılığı birlikte getiriyor.
Fenerbahçe’de antrenörüm Gürsel Özyurt’la çalışırken de koşu ekonomisi ve interval antrenmanları ile ilgili çok şey kattım kendime. Onlardan öğrendiklerimi de başka bir yazımda detaylı paylaşacağım.