Koşuya başlamak başka, bir amaç için koşmak bambaşka bir şey. Benim için kırılma noktası tam da bağış koşucusu olduğum andı.
İhtiyaç Haritası adına katıldığım triatlon yarışında ilk kez şunu hissettim: Artık sadece kendim için değilim. Attığım her kulaç, her pedal, her adım birine dokunuyor. Sonrasında Adım Adım’la birlikte Serebral Palsili Çocuklar Derneği ve Buldan Vakfı’nın “Kızımız Okuyacak” projesi için bağış topladım. Birçok kişi var bu amaçla bir şeyler yapan ve hatta ekipler var Adım Adım antrenörleri, farklı şehirlerde birliktelikleri. Ben de koşarak sosyal medyada paylaşarak çevreme de yaymaya çalıştım o dönemler. Bazen içinde olduğumuz kurumda da benzer şeyler içinde yer alabiliyoruz. Örneğin üniversitede mezunlar derneği ile öğrencilere burs toplamak için de koşmuştuk.
O zamanlar yüksek lisansımda üzerine çalıştığım içsel motivasyon konusu tam olarak burada anlam kazandı. İnsan gerçekten inandığı bir şey için hareket ettiğinde, o motivasyon dışarıdan gelmiyor; içeriden büyüyor. Bağış koşuculuğu benim için tam da böyle bir şey oldu. Çünkü artık sadece koşmuyordum, bir anlamın parçasıydım. Bu his zamanla performansıma da yansıdı. İstanbul Maratonu’nda 42.195 metreyi 3 saat 36 dakikada koşarak kendi kişisel rekorumu kırdım ve elit atletler dışında genel Türk kadın kategorisinde 4. oldum. Benzer hissi ilk zamanlar ODTÜ’de Campusrunners koşu ekibini kurup yine bağış için organize olup koştuğumuzda hissetmiştim. Üstelik koşuda hocalarımla yarışmak ve anılmak çok güzeldi. Yaş 18-19 :))
Bugün baktığımda şunu çok net hissediyorum: Motivasyon bazen bir hedef değil, bir “neden”. Ve o nedeni bulduğunda, sınırların da sessizce genişliyor.
Belki sen de bir gün sadece kendin için değil, bir başkası için de koşarsın. İşte o zaman, yol aynı kalsa bile his tamamen değişiyor.
Yalova’da da son zamanlarda koşu ekiplerinde artışlar oluyor. Çiftlikköy sahil araştırma yolunda hem üniversite gençleri hem yerel halk oldukça aktif. Yalova’da hareketi sevenler için ne güzel bir haber!