Yoganın sadece “uykuya hazırlık” ya da “durup hiçbir şey yapmama” hali olduğu algısı oldukça yaygın. Oysa hem bilimsel araştırmalar hem de birebir deneyimlerim, yoganın bundan çok daha fazlası olduğunu açıkça gösteriyor.
Bilimsel açıdan baktığımızda yoga; sinir sistemi, kas-iskelet sistemi ve zihinsel odak üzerinde çok katmanlı etkiler yaratıyor. Araştırmalar düzenli yoga pratiğinin:
Parasempatik sinir sistemini aktive ederek stres hormonlarını (özellikle kortizolü) düşürdüğünü,
Kas kuvveti ve eklem stabilitesini artırdığını,
Denge, propriosepsiyon (beden farkındalığı) ve koordinasyonu geliştirdiğini,
Odaklanma ve bilişsel esnekliği desteklediğini ortaya koyuyor.
Yani yoga, pasif bir “dinlenme” değil; kontrollü, bilinçli ve dönüştürücü bir beden–zihin eğitimi.
Benim için bu farkındalık ODTÜ yıllarında çok daha somut bir hale geldi. Okuldayken İspanyolca hocamın aynı zamanda yoga eğitmeni olduğunu öğrenmem, yoga hakkındaki bakış açımı kökten değiştirdi. Akademik disiplinle beden farkındalığının bu kadar iç içe olabileceğini görmek beni derinden etkiledi. Bu ilhamla Kıbrıs ODTÜ’de Yoga ve Acroyoga Topluluğu’nun kurulma sürecinde aktif rol aldım. Yoğun akademik tempo içinde yoga, öğrenciler için “durmak” değil; aksine dengeyi yeniden kurmanın bir yoluydu.
Diğer taraftan, seçmeli olarak aldığım işletme dersinde Burçak hocamın Everest’e tırmanan ilk Türk kadınlarından biri olduğunu öğrenmek, beden ve zihnin sınırlarına dair algımı bambaşka bir noktaya taşıdı. Okul yıllarımda onunla birlikte koşmak benim için sadece fiziksel bir aktivite değil, dayanıklılığın, kararlılığın ve zihinsel gücün pratikteki karşılığıydı. O deneyim, yoga pratiğinde öğrendiğim nefes, odak ve iç denge kavramlarının; koşu ve dağcılık gibi yüksek dayanıklılık gerektiren alanlarla nasıl örtüştüğünü çok net gösterdi.
Özellikle acroyoga, dışarıdan bakıldığında yalnızca eğlenceli ya da akrobatik bir aktivite gibi algılansa da; aslında ciddi bir beden bilgisi, denge, teknik ve odaklanma gerektirir.
Ağırlık aktarımını doğru yapmak,
Merkez (core) kontrolünü sağlamak,
Nefesi bilinçli kullanmak,
Partnerle güvene dayalı bir iletişim kurmak
acroyoganın temel yapı taşlarıdır. Bedenini tanıyan ve dengeyi anlayan biri için acroyoga; hem fiziksel hem zihinsel açıdan son derece geliştirici, aynı zamanda oyunsu ve keyifli bir pratiktir.
Kendi yolculuğumda yoga, acroyoga ve koşu bana şunu öğretti:
Gerçek “durmak”, hareketsizlik değil; bilinçsiz hareketten çıkabilmektir.
Yoga bedeni susturmaz; aksine bedenle daha net, daha dürüst bir diyalog kurmayı sağlar. Bu yüzden yoga; sadece gevşemeye indirgenemeyecek kadar bilimsel, teknik ve yaşamın her alanına taşınabilen bir pratiktir. Acroyoga ise bunun denge, güven ve oyunla ifade edilen en canlı hâllerinden biridir.